Mağduriyet ve otoriterleşme

06 Nisan 2021 Salı

104 emekli amiralin “Montrö” ve “cüppeli amiral” ile bağlantılı olarak yaptıkları açıklama, iktidar cephesinde “darbe çağrışımı” olarak nitelendiriliyor. 

Siyasal iktidar, bu olayı “mağduriyet” olarak değerlendirip bu yönde açıklamalar yapıyor. Ayrıca “darbe” kavramına dayanılarak emekli amiraller sabaha karşı gözaltına alınıyor, böylece kamuoyuna “güç gösterisi” yapılıyor. 

Hafta başında pazartesi günü tablo şöyledir:

Cüppe ve takkesini giyerek tarikata gidip şov yapan amiral korunurken milli çıkarlara dayalı açıklama yapan emekli amiraller, sabaha karşı evlerinden alınarak götürülüyorlar.

İktidar, bildirinin gece yarısı yayımlanmasını bir muhtıra işareti olarak kabul ediyor. Aslında emekli amirallerin, bildirinin açıklamasının zamanlaması konusunda, tartışmaya olanak tanımayacak bir yöntem benimsemeleri gerekirdi.

127 eski parlamenter de amirallerin kendi uzmanlık alanlarında milli çıkarlara dayalı açıklama yapmalarını savundu. 

Emekli amirallerin Türkiye’nin milli çıkarları yönünde yaptıkları açıklamayı “zevzeklikle” nitelemek ise en azından ciddiyetten uzak bir görüştür ve talihsiz bir açıklamadır. 

Onurlu görev geçmişlerine dayanarak kendi alanlarını ilgilendiren bir konuda açıklama yapmak, emekli amirallerin de anayasal haklarıdır. Montrö ile ilgili ve milli çıkarlara dayalı açıklamayı onlar yapmayacaklar da kim yapacak? 

Parti liderleri her gün açıklama yapabilir ama vatandaşlar açıklama yapamaz düşüncesi sakattır. Nasıl ki Sayın Akşener’in her konuda düşüncelerini açıklamaya hakkı varsa, anayasaya göre vatandaşların da tek başına ya da toplu olarak düşüncelerini açıklamaya hakkı vardır. 

Düşüncelerini açıklayan gruplara karşı gitsinler parti kursunlar söylemi ise düşünce özgürlüğüne karşı geliştirilen en büyük tuzaktır.

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyum rektöre karşı açıklama yapan akademisyenlere, “konuşmayın, gidin parti kurun” denilirse, doğa kıyımına karşı gelen vatandaşlara “gidin parti kurun” denilirse, hukuk devletini isteyen hukukçulara karşı “gidin parti kurun” denilirse, otoriterleşme yolunda son sürat ilerlenmiş olunur. 

Hafta başındaki duruma göre, mağduriyete sarılınarak ve dayanılarak kamuoyuna karşı baskı kurulmak istenmektedir. Siyasal iktidar, bu olaydan siyasal rant sağlamak istiyor.

Cumhuriyet gazetesi bu konuda geleneksel yayın politikasını sürdürüyor. Bildiriler, açıklamalar hangi cepheden gelirse gelsin, yansız ve yorumsuz olarak gazetemizde yer almaktadır. 

Yazarlarımız kendi görüşlerini belirtmekte özgürdür. Başyazı ve Olayların Ardındaki Gerçek de gazetenin temel editoryal düşüncesini belirtmektedir.

Cumhuriyet gazetesi, demokrasinin, vatandaş haklarının, özgür düşüncenin yılmaz savunuculuğunu sürdürecektir. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bu Telaş Neden? 5 Nisan 2021
Önce Samimiyet... 16 Kasım 2020