Duvar Yazıları

17-25 Aralık bazılarını uçurdu bazılarını da süründürüyor

09 Haziran 2016 Perşembe

17-25 Aralık’ın uçurdukları iktidara yakın işadamları.
İlk 500’e giren şirketlerin listesinde 17-25 Aralık’tan sonra Allah’ın “Yürü ya kulum” dediği birkaç şirket göze çarptı.
Tapelerde millete küfür etmesiyle tanıdığımız Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz Enerji, bir önceki yıl 488’inci sıradayken, 165’inci sıraya çıktı. Yani tam 323 basamak yükseldi. Aynı şirketin 2012 yılında
esamisi okunmuyordu, ilk 500’de bile değildi.
Cengiz Holding’in ortağı Limak Holding ise 44 basamak yükselerek 153’üncü sıraya yükseldi.
Günümüzün bir başka şanslısı da TOMA üreten Katmerciler oldu. Onlar da TOMA’larla ilk 500’e girdiler.
Peki 17-25 Aralık’ın süründürdükleri kim derseniz. Onu da duayenimiz Melih Aşık dün yazmış.
4 bin kişinin gözaltına alındığı, 800 kişinin tutuklandığı paralel operasyonlarında bir sanık savcıya soruyor:
- İktidar partisi de cemaat ile yıllarca iç içe çalıştı, birlikte icraat yaptı, onlar neden suçlanmıyor da ben suçlanıyorum.
Savcı yanıt veriyor:
- Eğer 17-25 Aralık’ta onlar gibi “Kandırıldım” diyerek cemaatten ayrılsaydınız siz de suçlanmayacaktınız.
Ve sanık tutuklanıyor.


Dünyada çatışma olmayan 10 ülke

Cumhuriyet’in dünkü haber toplantısında, Dış Haberler anlattı.
Dünyada çatışma olmayan sadece 10 ülke varmış.
Botswana, Şili, Kosta Rica, Japonya, Mauritius, Panama, Katar, İsveç, Uruguay ve Vietnam.
Ve Türkiye, Avrupa’da en sonuncu, dünyada 162 ülke arasında 135’inci sıradaymış.
“Çatışmadan sıkıldım” diyenlere duyurulur.

Beyoğlu iftar çadırından Suriyeli çocukları kovmuşlar

Gazeteci Cansu Pişkin, Beyoğlu’nda belediyenin iftar çadırına gidip izlenimlerini yazmış dünkü Evrensel’de.
“İftar sofrasına kapasiteyi aşmayacak şekilde herkes girebilir diyen görevliler, bariyerleri aşıp masalara oturan Suriyeli mülteci çocukları yerlerinden kaldırıp alandan çıkarıyor. Bu sırada bir çocuk ilişiyor gözüme. Masayı boydan boya kapatan beyaz örtünün altına giriyor, güvenlik görevlisini atlatırım umuduyla. Ancak fark ediliyor ve o da diğerleri gibi alandan uzaklaştırıyor.”
Pişkin’in noklarına göre Suriyeli çocuklar, herkes iftarını tamamladıktan sonra artacak yemekleri beklemişler.
Ey Beyoğlu Belediye Başkanı. Bu davranışın insan onuruna yakıştığını söylemek mümkün değil.
Umarız sadece Suriyeli diye çocuklara böyle davranmak, orucunuzu sakatlamıyordur?

Duygu Asena’nın kitabından bir vekilin kadına bakışı

“Yarım kadın, eksik kadın” tartışması “Kadının Adı Yok” kitabıyla efsane olan gazeteci Duygu Asena’yı akla getiriyor.
Şadan Maraş Öymen’in, Doğan Kitap’tan bugünlerde çıkan “Orada Kadınlar Var mı?” kitabında Duygu Asena, bugünkü tartışmaları yıllar öncesinden görüp her şeyi yazmış.
Mesela kitapta, eski ANAP’lı milletvekili Rıza Tekin’den söz ediyor Asena bir yazısında.
Yıl 1987, henüz AKP filan yok ortada.
O ANAP’lı milletvekili şöyle demiş:
“Arsızlık yapan kadın dövülmelidir, çarşıda pazarda gezen karıyı, koca sopalamalıdır, kadın okumuş da olsa çalışmamalıdır. Kız çocukları sayılmaz, ben üç karımın üzerine dördüncü karıyı zevkim için alacağım. Eğer Türkiye Müslüman bir ülke olursa, Peygamber’in dediği gibi davranmamız gerekir. Gerekirse kadının kemiklerini kırarım, bu yüzden dayanıklı Doğulu kadın aldım.”
Anlaşılan o ki, 30 yıl önce biraz daha cüretkârmış tutucu politikacılarımız.
Neyse ki, artık Türk kadınları böyle sözlere pabuç bırakmıyor.
Yine Duygu Asena’nın kitabındaki şu sözleri ile bitirelim yazıyı:
“Biz kadınlar, el ele tutuşsak ülkenin yarısı ederiz, seçmenlerin yarısıyız biz; çok güçlüyüz, gücümüzü bilelim. ‘Evet kadınlar geliyor beyler… İster korkun, üster ürkün, ister kendinizi yepyeni bir rekabet sayın.’ Ben olsam hiç korkmaz, kapılarımı ardına kadar açardım.”

 

Milliyet'te Fikret Bila görevini bıraktı

Milliyet'te dün enterasan bir gelişme yaşandı. Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila 3 yıl sonra sonra görevinden sürpriz bir şekilde istifa etti ve gazeteyle bağlarını kopardı. İstifasında da şu cümlelerle yer verdi:

"Değerli çalışma arkadaşlarım,

"Üç yıldır yürüttüğüm genel yayın yönetmenliği görevimden bugün itibariyle istifa etmiş bulunuyorum. Başta sayın Erdoğan Demirören olmak üzere Demirören ailesine ve her zaman her konuda desteğini gördüğüm siz değerli çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor, sevi ve saygılarımı sunuyorum."

Şimdi tabii herkesin merak ettiği genel yayın yönetmeninin kim olacağı. İki ay önce muhafazakar kesime yakınlığıyla bilinen köşe yazarı Mehmet Soysal'ın İcra Kurulu Başkanlığı'na getirilmesi Milliyet'te büyük tartışşma yaratmıştı. Soysal'ın atanması önce ilan edilmiş sonra geri çekilmiş ve daha sonra tekrar ilan edilmişti. Şimdi ister misiniz Mehmet Soysal bu göreve getirilirse Milliyet Grubu'nda taşlar yerinden oynayacak demektir.

Fikret Bila da Hürriyet'e gidiyormuş, bizden duymuş olun...


Yazarın Son Yazıları

Gargaraya getirmek 28 Haziran 2016
Bir velinin hatıra defteri 25 Haziran 2016
Tirajlar da hormonluymuş 14 Haziran 2016