Amerikan tarzı: Irkçılık, isyan, paranoya
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Amerikan tarzı: Irkçılık, isyan, paranoya

14.05.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Abartılı bir başlık oldu ama son yıllarda polis şiddetine, siyahi gençlerin umarsızca öldürülmesine karşı patlak veren isyanlar, beyaz muhafazakâr Amerikalıların gittikçe artan paranoyası, aklıma Huntington’un “Biz Kimiz: Amerika’nın Büyük Tartışması” (2005) kitabını, bu tür başlıkları getiriyor.
Obama 2008 yılında başkan seçildiğinde, Amerika’da köklü bir değişikliğin gerçekleştiği, hatta “ırkçılık sonrası” topluma geçildiği ileri sürüldü. Bu köşede Obama’nın kişisel tarihine, eğitimine ve toplumsal konumuna bakarak onun ortalama beyazdan daha beyaz olduğunu savunduk; hiçbir şey değişmeyecekti... Üç etken bizi doğruladı; Amerikan toplumu içindeki yapısal ırkçılık; muhafazakâr beyazların duble (hem demokrat hem siyahi ve Hüseyin) Obama nefreti; ekonomik krizin işsizliği yoksulluğu, evsizliği arttıran etkileri.

Siyahi, işsiz ve tutuklu
Yapısal ırkçılığı sanırım en iyi işsizlik, tutuklu istatistikleri sergiliyor. İşsizlik istatistiklerinde veriler (yüzde olarak) beyazlar için 4.4 (2008), 8.8 (2010), 4.9 (2015); siyahiler için sırasıyla 9.1, 16.5, 10.3 (Bureau of Labour Statistics). İşsizlik oranları 16-19 arası siyahi gençlerde ulusal ortalamada yüzde 35’e kadar yükseliyor, bazı bölgelerde yüzde 50’ye ulaşabiliyor. Her yüz bin kişi başına siyahi mahkûm sayısı 1960’ta 1313’ten 2010’da 4347’ye yükselmiş. Bu oran beyazlar için sırasıyla 262 ve 678 toplam nüfus içinde siyahilerin oranı yüzde 12 iken toplam mahkûm sayısı içinde yüzde 38 (US Adalet Bakanlığı verileri - aktaran Wikipedia).
Obama bu zemin üzerinde başkan olduğundan bu yana da ırklar arası uyum yerine, siyahi kişilerin polis tarafında öldürülmesine tepki olarak birçok isyan patlak verdi, polisle çatışma olayları yaşandı. Örneğin, Oscar Grant Kaliforniya, Trayvon Martin Los Angeles, Manuel Diaz Oranga County, Tony Robinson Wisconsin, Kimini Gray New York Brooklyn, Freddie Gray Baltimore Maryland ve Ferguson Missouri. Bunlara ek olarak, ırkçı şiddetle doğrudan ilgisi olmasa da kapitalizmin krizinin ağırlaştırdığı yapısal şiddete karşı 2010’da 1 Mayıs olayları, Santa Cruz, 2011 Occupy Wall Street, 2013’te Seattle protestoları yaşandı.

Huntington ve ‘Jade Helm’
Huntington’un “Biz Kimiz...” çalışması egemen kültürün kaygılarını, “Jade Elm” de paranoyanın ulaştığı noktayı temsil ediyor.
Huntington’a göre ABD’nin kurucu kültürü, birleştirici çimentosu Anglo-Protestan. Huntington bunu domates çorbası benzetmesiyle ifade ediyor. Domates çorbasına, çeşitli baharatlar ekleyebilirsiniz ama çorbanın esas karakteri değişmeden kalır. ABD’de başlangıçta böyleymiş; gelenler çorbaya lezzet katıyormuş. Ama 1960’lardan sonra hızla artan göçmen sayısı ve kültürü çorbanın karakteri değiştirmeye başlamış. Bildiğiniz gibi 1960’lar ırkçılığa karşı sivil haklar hareketinin yükseldiği dönem; göçmenler ise Latin Amerika’dan gelenler. Huntington, ABD’nin böyle Anglo- Protestan özünü kaybetmeye devam ederse, çok dilli, çok kültürlü, çok dinli nüfusun kültürel basıncıyla parçalanacağını düşünüyor.
“Jade Elm” Pentagon’un haziran ayında başlamak üzere, Texas. New Mexico, Kaliforniya dahil bazı Güney Batı eyaletlerinde gerçekleştirmeyi planladığı savaş oyunlarının adı.
Jade Elm ile ilgili ilk bilgiler ortaya çıkar çıkmaz, tarihsel olarak ırkçı köleci geçmişe sahip, çoğu iç savaşta konfederasyon tarafında yer almış bu eyaletlerde, sağcı blogcular, muhafazakâr yazarlar, Obama hükümetinin bölgede sıkı yönetim ilan edeceğini, vatandaşların silahlarına el koyacağını, Wall Mart mağazalarının altına tüneller kazıldığını, büyük tutuklama kamplarının kurulmakta olduğunu anlatmaya başlamışlar. Texas valisinin, vatandaşları, Jade Elm’i yakından izlemeye çağırması da paranoya havasını daha da koyulaştırmış (New York Times, 06/05/2015).
Los Angeles Times’da bir yazar, “Pentagon’un stok fazlasını küçük kentlerin polislerine dağıttığı, polislerin kendilerini askerler gibi görmeye başladığı, Ferguson ve Baltimor’da ‘sokağa çıkma yasağı’ ilan edildiği bir ortamda, ülkenin militarize olmasından yakınmak o kadar da çılgınca değil” diyor.  

Yazarın Son Yazıları

Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026