‘Demokrasi’ Masalı Biterken...
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

‘Demokrasi’ Masalı Biterken...

29.10.2014 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana bir eşiğin daha aşıldığını düşünüyorum. Şimdi, ortaya çıkmakta olan şeyin adını koymak kolay değil. Ancak bu “şey” giderek, geçen yüzyılda örneklerini gördüğümüz totaliter (faşist) rejimleri daha fazla anımsatıyor. Bu konuda, Samir Amin’in Monthly Review dergisinde yayımlanan “Çağdaş Kapitalizmde Faşizmin Geri Dönüşü” makalesi bize yardımcı olabilir.

Faşist rejimlerin ortak özellikleri Samir Amin, Almanya, İtalya, İspanya, Portekiz, savaşta yenilmiş Fransa ve Belçika’da, Doğu Avrupa’nın Polonya, Romanya, Macaristan gibi bağımlı ülkelerinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, “bağımlı ülkelerde” görülen faşist devletlerin, hareketlerin ortak özelliklerini tartışıyor.
Kısaca şöyle özetlenebilir: Bu hareketler, rejimler (1) Kapitalist düzenin kurallarını kabul ediyorlar; (2) Şiddetli bir ekonomik ve siyasi krizin içinde ortaya çıkıyorlar; (3) İşçi haklarına saldırır, baskıcı yasalar geçirirken, bunları geriye dönük bir bakışla, bir imparatorluğun restorasyonu, unutulmuş bir hafızanın canlandırılması gerekçelerine ya da resmi bir devlet dinine dayandırarak meşrulaştırıyorlar; (4) Kent orta sınıfının yanı sıra, kapitalizmin zenginliklerinden ve kültüründen uzak kalmış, feodal, ataerkil ilişkilere yakın kesimlerin desteğini alıyorlar; (5) Etnik, mezhep ayrılıklarını vurgulayan motifleri propagandalarında yoğun biçimde kullanıyorlar.
Bunlara, her toplumsal kabarıştan sonra korkarak, sürekli bir tehdit unsuru, provokasyon yaratarak getirilen yeni baskıcı yasaları, keyfi yönetim uygulamalarını, lider ve tek adam yönetimini yerleştirmeye çalışmalarını ekleyebiliriz.

Ve AKP...
AKP, şiddetli siyasi, ekonomik krizlerin ürünü olarak ortaya çıktı. Hem 28 Şubat hem de onu izleyen koalisyon hükümeti, tam anlamıyla bir yönetim krizi sergilediler. Bu sırada uluslararası hegemonyacı gücün, kendi hegemonya krizini imparatorluk ve Büyük Ortadoğu projeleriyle aşmaya çalışması da dış koşulları oluşturdu.
AKP döneminde, işçi haklarını, demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayan yasalar hep, Cumhuriyet öncesi dönemin kodlarına, dine, ahlaka yapılan göndermelerin yanı sıra “demokrasi” söylemiyle gizlenerek ilerledi. AKP’nin toplumsal tabanına bakınca, İtalyan faşizminin kırsal oy tabanına benzer, muhafazakâr, dindar, kırsal bağları güçlü, yoksul bir kesim görüyoruz. Bu kesim, sürekli dini değerler vurgulanarak, Aleviler anımsatılarak, “ecdadımız” söylemine başvurularak son derecede saldırgan, otoriter, onların düzene olan öfkesini istismar eden bir dil ile kışkırtıldılar, bir lider kültü geliştirmeye yönlendirildiler.
Alman ve İtalyan faşist rejimlerinin yerleşirken önceki rejimin kalıntılarından tümüyle sıyrılarak özgünleşmeye başladıkları bir dönüm noktası var: İtalyan faşizminde, Mussolini rejiminin yolsuzluklarını, seçim hilesini belgeleyen Mateoetti’nin öldürülmesi, Almanya’da Reichstag yangını.
AKP döneminde de Cumhuriyet mitinglerinin yarattığı korku ilk baskı dalgasını, Gezi olayının yarattığı korku ikinci dalgayı getirdi. Ancak esas dönüm noktası, bu iki dalganın ardından geldi: Yasalara rağmen yapılan uygulamalar, yolsuzluk soruşturmalarının susturulması, Cumhurbaşkanı’nın yürütmenin başı gibi hareket etmeye başlaması, yeni MİT yasasıyla ardından gelen yeni polis yasası, Roboski’den Gezi olayına, Kobani protestolarına kadar cinayetlerin faillerinin bir türlü bulunamaması, kimi hükümete yakın şahısların Meclis komisyonunun ifade verme çağrısını cevapsız bırakabilmesi bence şunu gösteriyor: AKP rejimi, iktidarını bir daha gitmeyecek biçimde konsolide etmeye yönelik son adımları atıyor.
Ancak bu sırada, iç ve dış dinamiklerin hızla ayrışmakta olması ilginç sonuçlar yaratabilir. Bir ekonomik kriz beklentisi var, Carlyle gibi, kriz içinde, ucuza şirket toplayan Pentagon bağlantılı bir yatırım şirketi ülkede konuşlanıyor. “Barış-müzakere” süreci denen garip şey, bu haliyle bile çıkmaza girmiş durumda, üç günde protesto olaylarında 48 kişi ölebiliyor... Dış politika projelerinin elinde patlamış olması bir yana, AKP’nin kamu düzeni saplantısı, ağzından düşmeyen “komplo”, “dış akıl”, “üst akıl” açıklamaları, kontrolü kaçırmakta olan bir yönetim görüntüsü sergiliyor.
Bu karanlık bir tablo, ama içinde solu birleştirmeye başlayan Haziran Hareketi gibi umut verici, siyasete yeni bir renk katmaya aday gelişmeler de var... Şimdi, ülke ya faşizm ya başka bir şey kavşağında duruyor...  

Yazarın Son Yazıları

Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026