Kiminki Daha Büyük?

04 Aralık 2013 Çarşamba

Son haftalarda hepimizi meşgul eden AKP - cemaat tartışmasından söz etmiyorum. Bu yazı çok daha önemli, insanlığın geleceğini etkileyen bir sorunla ilgili.
Son yıllarda bilim insanları yayımladıkları araştırmalarda, küresel ısınma sürecinde uygarlığın hızla geri dönülemez bir noktaya doğru ilerlediğini ortaya koyuyorlardı.
Geçen ay Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmanın bulguları, bu noktaya, yaklaşık, 2047 civarında ulaşılacağını gösteriyordu. Dünya iklim sistemi 2047 yılı civarında yeni bir yapılanmaya geçecek. Yıllık sıcaklık, yağmur, kasırga vb. olayların ortalamaları tarihsel ortalamaların gösterdiği yoldan çıkarak yeni bir platforma yerleşecek. Eylül ayında da bir grup saygın bilim insanı, yayımladıkları bir araştırmayla, bu değişikliklerin tümüyle insan etkinliğinin ürünü olduğunu gösteriyorlardı. Bu etkinliklerin başında da fosil yakıtlara, hidrokarbon tüketimine dayalı enerji sistemi, bunun üzerinde yükselen ekonomik model geliyor...

‘Küresel ısınma mı?..’
Keyfinize bakın siz Yakın zaman kadar, fosil yakıt kaynaklarının tükenmekte olduğunu, sermayenin, devletlerin yenilenebilir, temiz yeni enerji türlerinin geliştirilmesine yönelmekte olduğunu okuyor, “belki” diyorduk “çok geç olmamıştır, hâlâ bir şeyler yapılabilir.”
Enerji sektöründeki son gelişmelerden sonra, bu olasılığı unutmayı öneriyorum.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın yaptığı projeksiyonlara göre, gelecek 25 yıl içinde fosil yakıtların üretimine yapılması beklenen yatırımlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılması beklenen yatırımlardan üç kat daha büyük olacak. Peki aklımızı mı kaçırdık? Eğer kapitalist toplumda yaşadığımızı anımsarsanız, bu sorunun cevabı çok basit. Yeni teknolojik gelişmeler, daha önce, riskli ya da ulaşılamaz olan kayagazı, kaya petrolleri vb. gibi alanlarda yapılacak yatımların kâr beklentilerini yükseltmeye başladı; sermaye de buralara gidiyor, insanlığı düşünen çevrecilerin yeşil yatırım alanlarına değil!
Bu gelişmelerde başı ABD sermayesi çekiyor. Ekonomiyle siyaseti iki ayrı alan gibi düşünenlerin aksine bu yatırımlar, ABD’nin uluslararası hegemonyasının restorasyonu bağlamında, militaristlerin ağzının suyunu akıtıyor. Bu heyecanın bir kısmını Michael Klare son makalelerinden birinde aktarıyordu (Tom Dispatch, 15 Ekim 2013).
Texas Demir Yolları Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Barry Smitherman “dünyada göreli olarak sonsuz miktarda petrol ve gaz rezervi olduğunu” düşünüyor. New York Eyaleti Petrol Komisyonu’ndan Karen Moreau’ya göre “ABD şimdi küresel bir enerji süper gücü oluyor”; “Teknolojik ilerlemeler sayesinde, uzun yıllardan sonra ilk kez artık enerji tedarikimizin, yabancı kaynaklı ve sınırlı olmadığını görebiliyoruz” diyor. ABD Başkanı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Danilon, “ABD’nin yeni enerji konumunun onun uluslararası sorunlara daha güçlü bir noktadan müdahale etmesine olanak verecek... Ulusal çıkarlarımızı savunurken daha güçlü bir elimiz olacak” diyor. Klare, ABD yönetici elitinde uluslararası konularda, enerjiye dayalı yeni bir “maço tavrın” şekillenmeye başladığına işaret ediyor.
İşte “kiminki daha büyük” tartışması da bu zemin üzerinde yaşanıyor. Financial Times’da 12 Kasım’da yayımlanan Mohammed al Sabbah imzalı bir yorum, verilere, kâr zarar hesaplarına dayanarak bizim gibi ölümlülerin pek anlayamadığı kimi varsayımlarla, ABD’nin petrolü Suudi petrolünü bir kenara itemez savını, kan ter içinde savunmaya çalışıyordu. Yazar adeta “bizimki, seninkinden daha büyük!” demeye getiriyordu. Belli ki Suudi Krallığı ABD’nin gözünde öneminin azalması olasılığından çok korkuyor.
Suudi Krallığı haksız da değil. Pazartesi yazımda ABD karşısında artan iktidarsızlığının kimi örneklerini aktarmıştım. 28 Kasım’da New York Times’da yayımlanan “Suudi Amerika’nın yükselişi küreyi değiştirecek, ABD’nin süper güç rolünün ömrünü uzatacaktır” başlıklı yazı, kayagazı ve kaya petrolü kaynaklarına ve üretimine dayanarak Suudilere, “Suudi Amerika” tanımlamasıyla, “bizimki seninkinden daha büyük” cevabını veriyordu.
Daha fazla fosil yakıt, daha fazla kâr, daha fazla sera gazı derken, “küresel ısınma mı dediniz”, eğer kapitalizmi konuşmak istemiyorsanız lütfen çenenizi hemen ve sıkıca kapatınız!  


Yazarın Son Yazıları

Rejim ve realite 29 Ekim 2020
Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020