Sudan’da bahar
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Sudan’da bahar

07.01.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Sudan’da, aniden artırılan ekmek fiyatlarına karşı, 19 Aralık’ta At­bara kentinde kendiliğinden bir protesto gösterisi patlak verdi. Gösteriler hızla diğer kentlere de sıçradı. Ekono­mik taleplerle başlayan protesto gösteri­leri birleşerek, yaygınlaşarak, Beşir’in İs­lamcı rejimine karşı bir toplumsal hare­kete dönüştü.
İslamcı Beşir hükümetinin şiddetli tepkisi sonucu, en az 60 kişinin öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı, çok sayıda ya­zar ve gazetecinin, öğrencinin tutuklan­dığı, işkence gördüğü bildiriliyor. Buna karşın protesto hareketinin, Arap Baharı olaylarını anımsatan bir süreklilik kazan­maya başladığı anlaşılıyor.

Ekonomi ve siyaset
Devlet Başkanı Beşir, 30 yıl önce bir askeri darbeyle ve Siyasal İslamın desteğiyle iktidara gelmişti. Yönetimi sı­rasında ülkesi ikiye bölündü. Beşir’in re­jiminin radikal İslamcı teröristlere verdiği destekten dolayı Sudan uluslararası yap­tırımlarla yüz yüze kaldı; Beşir hakkında uluslararası tutuklama kararı çıkarıldı.
Beşir’in 30 yıllık yönetimi boyunca Su­dan ekonomisi istikrar kazanamadı; so­nuncusu 2013’te olmak üzere sık sık ek­mek ayaklanması türü isyanlar patlak verdi. Her seferinde Beşir rejimi bu is­yanları şiddetle, “dış güçler”, “üst akıl türü” komplo teorileriyle bastırdı.
Ancak bu kez baskı ve terör isyanla­rı durduramıyor. The Sudan Tribune’de Adeeb Yusuf’un yorumunda belirttiği gi­bi, hükümetin “Darfurlu İsyancıların, İsrail’in parmağı” gibi komplo teorileri de bir işe yaramıyor.
İsyanların arkasında başlangıçta eko­nomik sıkıntılar yatıyordu. Beşir rejimi ABD ile terörizme karşı işbirliği yapma­ya başladıktan, Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmak için başvurduktan sonra, ül­keye yönelik ekonomik ambargo kalk­tı. Beşir hükümeti de devlet işletmeleri­nin özelleştirilmesi, temel mallara verilen fiyat desteklerinin kaldırılması gibi neo-li­beral politikalar uygulamaya başladı. An­cak henüz IMF-Dünya Bankası yardı­mı alamadığından, uluslararası bankalar da Sudan’a kredi verecek kadar güven­mediklerinden, henüz dış kaynak girişi sağlanamadı. Buna karşılık, ticaret ser­bestleşince, hızla artan ithalat, dövize ta­lep sonucu Sudan parası dolar karşısın­da yüzde 85 değer kaybetti, enflasyon yüzde 70’e vurdu. Ekonomide döviz kıt­lığı ve dövize hücum başladı. Halk ban­kaların, ATM’lerin önünde uzun kuyruklar oluşturmaya başladı. Günde en fazla 11 dolar çekebiliyorlardı. Sudan halkının ya­şam düzeyi hızla aşındı.
Ekmek fiyatlarına, hayat pahalılığına karşı başlayan protesto hareketleri, kı­sa sürede gelişerek yaygınlaşarak, neo-liberal politikaları, Beşir rejimini hedef alan siyasi bir nitelik kazandı. Çeşitli mu­halefet grupları eylemlerini koordine et­meye başladılar.

Beşir’in kaderi
Mali kaynakları tükenen, dağıtacak para­sı kalmayan, meşruiyetini kaybeden Beşir rejiminin bu kez isyanları bastırmakta bü­yük zorluk çektiği, gittikçe daha fazla şid­dete başvurduğu, sosyal medyayı, inter­neti kontrol etmeye çalıştığı ancak, artık günlerinin sayılı olduğu söyleniyor.
Kendiliğinden protestolar bir toplumsal harekete dönüştü, meslek örgütleri ayakta.
Hartum’da halk, baskı ve polis şiddeti­ne karşın, sürekli sokaklarda. Beşir’i git­meye zorlamak için sık sık hükümet bi­naları yakılıyor. Toplumsal hareketin li­derliği, Beşir’in sarayını hedef alan yü­rüyüşler düzenliyor. Ekmek isyanı olarak başlayan hareket artık açıkça, demok­rasi, insan hakları, yönüne bir rejim değişikliği istiyor.
Ancak siyasi partilerin, kendiliğinden gelişen hareketin gerisinde kaldığı gö­rülüyor. Muhalefetin en büyük parça­sı, Ulusal Ümmet Partisi hâlâ kararsız, protestoları desteklemekten kaçınıyor.
Buna karşılık, The Standard (Kenya) gazetesine konuşan Sudanlı bir gazete­ci, Beşir’in “iktidarda kalmak için her şeyi yapmaya, her yola başvurmaya hazır olduğunu” söylüyor.
Defence Blog (Askeri konularda uz­man bir Internet dergisi), Beşir rejimi­nin protesto gösterilerini dağıtmakta, Ukrayna’da kullanılan Rusya kökenli özel savaş şirketlerini de kullanmaya başla­dığını, bu şirketlerin personelini Hartum sokaklarında tespit eden fotoğraflarla birlikte aktarıyordu.
 

Yazarın Son Yazıları

Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026