Trump dönemi daha başlamadan çok aydınlatıcı tartışmalara yol açıyor
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Trump dönemi daha başlamadan çok aydınlatıcı tartışmalara yol açıyor

16.01.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Trump’ın başkanlık görevine fiilen başlayacağı gün hızla yakınlaşırken liberal çevrelerde, sol içinde, “Bu duruma nasıl geldik”, “Bundan sonra ne olacak olacak” soruları yine gündemde. Bu sorular, ekonomizm ve popülizm üzerine aydınlatıcı bilgiler üretiyorlar.

‘GALİBA HER ŞEY EKONOMİ DEĞİLMİŞ!’

Liberal çevreler, Biden’ın ekonomi politikalarının, iş yaratma, yeniden sanayileşme ve korumacılık, “altyapıyı” onarma, küresel ısınmaya karşı önlem alma, ABD ittifaklarını pekiştirme alanlarında başarılı olduğuna inanıyorlardı. Sol kesim bu ekonomi politikalarının, yetersiz olduğunu vurguluyor ancak, çok uzun zamandır ilk kez karşılarında, sendikaları ve sendikalaşmayı desteleyen bir başkan olduğunu da kabul ediyordu. Biden döneminde Starbucks ve Amazon gibi dev “zincirlerde”, hatta bilgisayar oyunları sektöründe sendikalaşma yönünde ciddi adımlar atılmıştı. Kuttner, Krugman gibi saygın ekonomistler de “Biden’ın neoliberalizmden uzaklaşma anlamına” gelen ekonomi politikalarının, işçi sınıfın neoliberalizme, küreselleşmeye karşı tepkileriyle aynı frekansı paylaştığına işaret ediyorlardı. Bu yorumların mantıki sonucu olarak işçi sınıfının tercilerinde Biden’a doğru bir kayma yaşanması gerekiyordu.

Bu hafta The New Republic’te aktardığı gibi, yeni iş yaratan sanayi yatırımlarından, devlet desteklerinden en fazla yararlanmış, Lordstown; fort Valleyn-Georgtown; Menominee-Michigan; Kokoma-Indiana; Manitovac&Miwokee-Wisconsin gibi kentlerde, işçi sınıfı oylarında, oy kayması Biden’dan Trump’a doğru gerçekleşmiş. TNR, yorumunu “Ekonomik taleplerle ile işçi sınıfının sağa kayışı durdurulabilir savı, denendi ve pratikte açık bir şekilde başarısız oldu” diyordu.

POPÜLİZMİN SINIRLARI

Popülizm, birçok sınıfa birden dayanan bir siyasi harekettir. Çıkarları birbiriyle çelişen sınıfları bir araya getirmenin yolu, sınıf çelişkilerine karşın, ortak çıkarların varlığına ilişkin, realiteyle kısmen bağları olan söylemlerden, bu söylemlerin vaat ettiği “birliği” bedeninde temsil edecek güçlü (her şeyin en iyisini bilen) bir liderden geçer.

MAGA (Make America Great Again), sanayi işçilerini, kırsal orta sınıfı, beyazları, Latin Amerikalı göçmenleri, siyahları, Trump, Musk gibi süper zenginleri kapsayan popülist bir hareketti. Bu karmaşık yapının parçaları, kesimden kesime ağırlığı değişen dinci, ırkçı, homofobik, patriarkal, “serbestiyetçi” söylemler birbirine yapışarak bir bütünsellik taklidi yapabiliyordu.

Geçen hafta MAGA içinde hareketin ideologlarından Steve Bannon ile Trump’ı finanse eden sermaye kesimlerinden Elon Musk arasında göçmenler sorununda patlak veren, ağır küfürlerle devam eden tartışma farklı çıkarlara, değerlere sahip sınıfları birbirine yapıştırmanın sınırlarını da ortaya koydu. Musk, egemen sermayenin gereksinimleri doğrultusunda, yüksek vasıflı göçmenlere verilen vizenin kapsamının genişletilmesini istedi. MAGA’nın önde gelen isimleri sert biçimde karşı çıktılar. Bunlara ağır küfürlerle cevap veren Musk’ın yanı sıra, bir başka milyarder, Hint asıllı Vivek Ramaswamy tartışmaya uzun bir teweetle katıldı: “Amerikan kültürümüz çok uzun zamandır mükemmeliyet yerine vasatlığı yüceltiyor... Matematik olimpiyatı şampiyonu yerine balo kraliçesini ya da okul birincisi yerine sporcuyu kutlayan bir kültür en iyi mühendisleri üretmeyecektir... Whiplash gibi daha çok film, daha az ‘Friends’ tekrarı. Daha fazla matematik dersi, daha fazla hafta sonu bilim yarışması, daha az cumartesi sabahı çizgi filmi. Daha çok kitap, daha az televizyon... Daha fazla müfredat dışı etkinlik, daha az ‘alışveriş merkezinde takılma’. Bunlar, II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika’nın hegemonya anlatısının köşe taşı olan “American way of life” (Amerikan yaşam tarzı) gibi “kutsal” bir fanteziyi hedef alıyordu. 

Böylece, MAGA tabanının liderleriyle, Bannon’ın deyimiyle teknolojik feodalizmin oligarşisi arasındaki tartışma daha da keskinleşti. Trump kesin bir tavır sergileyemezken Bannon, Musk için, tarihin en ırkçı ülkesi Güney Afrika’dan gelmişi berbat ırkçı adam seni Beyaz Saray’dan kovduracağım diyordu. Böylece MAGA üzerinde kurulmuş popülizm de sınıf çelişkilerinin basıncı altında bölünmeye başlıyordu.

Yazarın Son Yazıları

Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026