Festivalin ardından
Evin İlyasoğlu
Son Köşe Yazıları

Festivalin ardından

01.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

54. İstanbul Müzik Festivali de sona erdi. Hep konserlerin sanatçılarını, programlarını, etkilendiğimiz yorumları anlatıyoruz. Onların oluşmasını sağlayan sponsorlara ve her şeyi birleştiren, arka planda çalışan festival ekibine teşekkür etmek aklımıza bile gelmiyor. 9 yıldır festival direktörü olan Efruz Çakırkaya ile ekibini, bu yıl gelen yenilikleri, kalıplaşan dinletileri ve perde arkasını konuştuk. Efruz’dan başka iki kişi daha var yönetimde: Operasyon yöneticisi Melis Turangil ve koordinatör Gökçe Yılmaz. Deneyimli, bilgili bir ekip. Bizler koltuğumuzda otururken sahne arkasındaki hareketten haberimiz olmaz. Sahneler kurulur, dağıtılır. Bazen bomboş bir alan konser sahnesine çevrilir. Efruz Çakırkaya bu oluşumları anlatırken sabırlı, çözüm odaklı olmanın gereğini de vurguluyor: “Örneğin Arter’deki atölye farklı bir alandır, dinletilerde ona göre yerleşim sağlanır. Yıldız Parkı, Bahariye Mevlevihanesi, Kapalıçarşı Kürkçüler Kapısı, Arkeoloji Müzeler Bahçesinde yapılan etkinlikler de sahne kurulmasını bekler.”

Ben ne yazık ki çok fazla etkinliğe katılamadım bu yıl. Ama katıldıklarımın hepsi birbirinden nitelikliydi. Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestresı ile yapılan açılış konserinde müthiş bir genç piyanist, Behzat Abdürraimov ile tanıştık. Rahmaninov’un 2. Piyano Konçertosu’nu çaldı. Şanlı şöhretli bir programdı. İkinci temsil, CCN/ Aterballetto’nun dansçıları ve sahne altından katılan piyanist Korkmaz Can Sağlam ile çellist Dorukhan Doruk birer sürprizdi. Benim dinlediğim sonraki konserde Kammerakademie Potsdam&Jussen piyano ikilisi vardı. Müthiş bir enerji ve kardeş olmanın da getirdiği birliktelik dikkat çekiciydi. Bis olarak çaldıkları J.S.Bach-Prelüd’ü unutamayacağız.

“Morricone-Sinemanın Sesi” başlıklı dinletide karşımızda bütün sahnenin alabildiği kadar yorumcu vardı. BİFO’yu yöneten şef Dirk Brosse, net vuruşları ve sempatisiyle dikkat çekti. Morricone’nin sinema tarihinde en çok bilinen müziklerini dinledik. Orkestrada alışageldiğimiz çalgıların yanı sıra soprano Nazlıcan Karakaş pan flüt, blok flüt ve sopranino blok flüt; Veronika Vitazkova mandolin, Pierre Planas elektronik ve akustik gitar, Nurkan Renda gitar, Rutkay Olcayto bas gitarda yer almışlardı. Çok etkileyici bir dinletiydi. Hani o gençliğimizde ıslıkla çaldığımız film müziklerinden, “The Good, the Bad and the Ugly” salondaki dinleyicileri başka zamanlara götürdü.

Viyana Senfoni Orkestrası’nı getirttiği için festival komitesine ayrıca teşekkür ederiz. Bu topluluğun iki gece üst üste seslendirdiği konserlerdeki kusursuzluğu anlatamak çok zor. İlk gece Beethoven’ın 3. piyano konçertosunu ve Schubert’in 9.Senfonisi’ni dinledik. İkinci gece bir Dvorak programı vardı. Bestecinin Viyolonsel Konçertosunu çellist Kian Soltani’nin Stradivari yapımı çellosundan dinledik. Bestecinin “Yeni Dünyadan” başlıklı senfonisinde ve konçertonun eşliğinde şef Petr Popelka’nın yönetimine hayran kaldık.

Beni en etkileyen şey genç kuşakların yüreklendirilmesi, dünyanın en ünlü sanatçılarıyla genç müzikçilerimizin kaynaşması. Ve genç dinleyicimiz için “genç bilet” satılması.

Ve son teşekkürümüz Yüksek Katkıda Bulunan Gösteri Sponsorlarına: Kurucu sponsor: Eczacıbaşı; Erişilebilir sanat partneri: Denizbank; Festival sponsoru: Borusan; Mercedes Benz; Aromsa, Tekfen Vakfı; Biofarma; Türkiye İş Bankası. Sponsorlar velinimetimiz diye kaç kez yazmışımdır!

DÜZELTİ VE ÖZÜR 

Geçen haftaki yazımın sonunda büyük babamız Hüseyin Vassaf Bey’in Hicaz Seyahatnamesi’ni “ayrıntılarıyla çeviriyazın yapan Ersu Pekin’e teşekkür borçlu olduğumuzu” yazmışım. Oysa büyükbabamızın birçok eserinin yeniden hayat bulmasını sağlayan Mehmet Akkuş’tur. Sehven yapılan bu hatayı düzeltir, Ersu Pekin’in sadece seyahatnamenin son baskısının tasarımını yaptığını açıklamak isterim.