Hikmet Çetinkaya

Biz Cumhuriyet’e ihanet etmedik...

08 Kasım 2016 Salı

İçimdeki hüzün fırtınası dinmedi. Yazımı yazmaya başladığımda duygularım dalgalı bir deniz gibi. Yüreğimdeki acı çığlığa dönüşüyor... Hayatımda ilk kez yazı yazarken zorlanıyorum... Bir anda aklıma gelen Cumhuriyet’in İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç’in, gazetemiz eski İmtiyaz Sahibi Berin Nadi’nin mezarı başında yaptığı konuşma beni rahatlatıyor. Benim 50 yıllık arkadaşım, dostum Orhan, Cumhuriyet’in bugün yaşadığı durumu çok iyi özetleyip şöyle sesleniyor:

“Biz gönül rahatlığı içindeyiz. Yunus Nadi’ye, Nadir Nadi’ye, size ve İlhan Abi’ye ihanet etmediğimiz inancıyla buradayız.” Evet, biz hiçbir zaman Cumhuriyet’e ihanet etmedik... Kendimden söz etmeyi sevmem!

Fethullah Gülen’in maskesini 1970’li yılların ortalarında indirdim ben... Beni FETÖ’cü olarak yaftalamak isteyenlerin kimler olduğunu gördüm. Sorular, iddialar kes yapıştır türündendi. Evet, benim suçum gazetecilikti aslında.

Hırslarına yenik düşenler beni FETÖ’cü olarak görüyordu. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’na gidip bir saat onlarla konuşmak beni Fethullahçı yapmıştı... Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun Aydın Engin’in, Hakan Kara’nın, Güray Öz’ün, Kadri Gürsel’in, Musa Kart’ın, Avukat Bülent Utku’nun, Avukat Mustafa Kemal Güngör’ün, Önder Çelik’in suçu neydi?

                                                             ***

Biz Cumhuriyet’e ihanet etmedik, hırslarımızla yaşamadık. İçimizde sevgi, barış, umut, insanlık vardı... Bizler Cumhuriyetçiyiz, Atatürkçüyüz, yurtseveriz; laik, demokratik hukuk devletini, temel hak ve özgürlükleri savunuruz.

Devrimciyiz, sosyalistiz, solcuyuz, komünistiz... Aydınlanmacıyız, ezenin değil ezilenin yanındayız.

Çünkü bizler Mustafa Kemal öğretisiyle yetiştirildik... Kimse bize Atatürkçülük dersi veremez. Sözüm kendilerini Mustafa Kemal sananlaradır. Terör nereden gelirse gelsin bir insanlık suçudur... Terörün her türlüsüne karşıyız. Din, dil, ırk, mezhep, renk ayrımcılığı yapmayız.

Yüreğimin yarısı gazetemde, yarısı Silivri’de yatan arkadaşlarımda... Onlar dürüsttür, onurludur... Onların hiçbir suçu yoktur...

                                                            ***

Suçlamalardan şüpheli olan bizlere bilirkişi raporu çıkmış. Suçlamaları yapanlar kimi gazeteciler. Okur temsilcimiz, yazarımız, vakıf yönetim kurulu üyesi Güray Öz ne diyor: “Zaman kısıtlı olduğu için değinemediğim bir husus vardır. Başka gazetelerin başlıkları bu suçlama dosyasına delil olarak konulmuştur. Bunlar olsa olsa eleştiri olabilir.

Başka kişiler de bizi eleştirebilir. Eleştiri eleştiridir. Bunun dosyaya delil olması gariptir. Yine atılan tweet’lerden bütün gazete ve internet sitelerinde yer alan Fuat Avni’nin iddialarının aktüel açıdan değeri vardır. Basın, yalnızca hoşuna giden haberleri değil, hoşuna gitmeyen haberleri de yayımlar. Bundan neden Cumhuriyet gazetesi suçlanıyor anlamıyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum.”

Bana, Cumhuriyet’e ve arkadaşlarıma yapılan suçlamaları görünce içim acıdı. Biz ne yapmışız?

FETÖ/PDY, PKK/KCK terör örgütlerinin çalışmalarına destekte bulunmuşuz. Nedense IŞİD eklenmemiş. Mustafa Kemal Güngör ne diyor: “Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu seçimine 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dosyada hukuki tartışma yapılmaktadır. Bu dosyanın bir ceza soruşturmasıyla ne ilgisi vardır? O dosyadaki vakıflar müdürlüğünün raporuna karşı Marmara Üniversitesi’nden hukuki mütalaa istedik.

Verilen raporun tam tersini söyledi. Vakıf tüzüğüne uygun olduğunu bildiren mütalaaydı. 93 yıllık bir gazete böyle bir şey yapar mı? Masumiyet karineli savcımız, masumiyet karinesiyle işine devam etsin. Biz de bu masumiyet karinesinden yararlanalım.”

                                                                ***

Çiçeği burnunda yayın danışmanı ve yazar arkadaşım Kadri Gürsel yazdığı mizahi bir yazı yüzünden içeride... Sevgili Hakan Kara kalp ameliyatı olmuştu bir buçuk yıl önce... Benim mangal yürekli arkadaşlarım Hakan Kara, kitap kurdu Turhan Günay, Bülent Utku, Musa Kart, Önder Çelik, Murat Sabuncu, Mustafa Kemal Güngör, Kadri Gürsel... Yüreğimin yarısı sizin yanınızda, yarısı Cumhuriyet’te... Geceleri uyuyamıyorum, sabahın üçüne dek oturuyorum ve sizleri düşünüyorum bunu bilin. Büyük olasılıkla sizler bu yazımı okuyamayacaksınız... Olsun! Cesare Pavese’nin çok sevdiğim dizelerinin bir bölümünü sizlere gönderiyorum. “Hangi gün ey sevgili umut, bizler de öğreneceğiz senin yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.”

 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018