Milliyetçilerin TRÇ kavgası
Mehmet Ali Güller
Son Köşe Yazıları

Milliyetçilerin TRÇ kavgası

18.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İki milliyetçi parti, MHP ve İYİ Parti, TRÇ nedeniyle karşı karşıya.

TRÇ, yani Türkiye-Rusya-Çin ittifakı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından önerilmişti. Dahası Bahçeli, bizzat MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal’ı görevlendirmiş ve görüşmesi için Moskova’ya göndermişti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise Türkiye-Rusya-Çin ittifakı önerisine cepheden karşı çıkıyor. Grup toplantısında şöyle dedi: “Bazılarını hayretle müşahede ediyoruz ki TürkiyeRusya-Çin ittifakını önermektedir. Allah kimseye, gençliğinde Alparslan Türkeş’in tedrisatından geçip yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın.”

TÜRKGÜN: DERVİŞOĞLU’NUN CONİ AĞZI 

Dervişoğlu’nun böylesi bir ittifak olasılığından rahatsız olabilmesi elbette üzerinde durulmayı gerektiriyor. Zira bu hem Soğuk Savaş partisi olan MHP’nin dönüşümünü hem de o dönüşümün sonucu olarak içinden çıkan partilerin konumlanışını anlamamızı sağlıyor.

Somutlamak için kolaylaştırıcı olarak MHP Genel Başkanı Danışmanı ve Türkgün Gazetesi Başyazarı Yıldıray Çiçek’in TRÇ’yi hedef alan Dervişoğlu’nu nasıl tanımladığına bakalım. Çiçek, TRÇ’ye karşı çıkan Dervişoğlu için “Bu ağız Coni ağzıdır, bu ağız Siyonist ağzıdır” diyor.

İlginç değil mi? Soğuk Savaş partisi MHP, ABD-İsrail saldırganlığı karşısında Türkiye-Rusya-Çin ittifakı öneriyor, MHP’den çıkmış İYİ Parti ise bu öneriyi Doğu Perinçek çizgisi diye suçluyor. MHP de bu tutumu ABD-İsrail ağzı olarak niteliyor.

MHP-İYİ PARTİ FARKI

İYİ Parti’nin MHP’nin Türkiye-RusyaÇin ittifakı önerisine itiraz etmesi, doğrudan bu partinin Atlantikçiliğinden kaynaklanmaktadır, görülüyor.

Türkiye-Rusya-Çin ittifakı ne kadar olası, tartışılır ama bugün Türkiye’nin Rusya ve Çin’le iyi ilişki geliştirmesinden rahatsız olabilmek, Amerikancılığın en somut halidir. MHP ve içinden çıkmış üç parti içerisinde, en Atlantikçi tutum alanın İYİ Parti olduğu birçok politikada görülmektedir.

TRÇ’NİN İKİ ZAYIF KARNI

Bahçeli’nin TRÇ ittifakı önerisi, elbette içeriğinde bazı sorunlar taşıyor, daha önce bu köşede analiz etmiştim. Zira öneri “Türkiye, çıkarları için yeni dönemde Rusya ve Çin’le ittifak yapmalı, nokta” netliğinde değil. İçeriğinde bazı bagajlar taşıyor.

Daha önce TRÇ önerisini Türkgün gazetesinde yayımlanan üç günlük söyleşisinde ayrıntılandıran Bahçeli, o bagajları şöyle ortaya koymuştu:

- Bahçeli TRÇ’yi önce “ABD-İsrail’e karşı” diye önermişti ama ardından TRÇ’nin “NATO’ya karşı olmadığını” vurgulamıştı.

- Hatta Bahçeli TRÇ’nin “NATO’yu bütünleyeceğini” savunmuştu. Dahası Bahçeli, TRÇ’yi, Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) “NATO sigortası” sağlayan bir öneri olarak yorumlamıştı.

“NATO ve TDT’ye sigorta” yaklaşımı, TRÇ önerisinin zayıf karnıdır ve eleştirilecekse tam da buradan eleştirilmelidir.

ANKARA’NIN TRİ KARNESİ 

Çeyrek yüzyıl öncesini anımsayın. Cumhuriyet yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı ve Milli Güvenlik Konseyi (MGK) Genel Sekreteri Org. Tuncer Kılınç’ın dile getirdiği “Türkiye-Rusya-İran (TRİ) işbirliği” formülü, ciddi bir kırılmaydı.

Yıllar sonra Türkiye’nin önüne bir zorunluluk olarak geldi ve Astana Platformu olarak hayata geçti. Ama TRİ, Ankara tarafından ABD’yle pazarlıkta kart olarak görüldüğü için kurumlaşamadı, taktik düzeyde kaldı, Suriye’de oyalayıcı olarak kullanıldı ve uygulanamaz hale geldi.

İşte TRÇ de “NATO ve TDT’ye sigorta” yaklaşımıyla benzer bir riski taşıyor.

ABD DÜZENİNE PANZEHİR

Hayat er geç Ankara’ya dayatacak elbette. “NATO içinde kalarak NATO’dan korunma” çizgisinin işe yaramayacağı en sonunda görülecek.

Türkiye için ilk halkada komşuları İran, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan ile ve daha geniş halkada Çin ve Rusya ile işbirliği yapabilmek, ABD’nin “İsrail hegemonyasında yeni Ortadoğu düzeni” kurmaya çalıştığı şartlarda kritik önemde. Kaldı ki bölge ittifakı, TRÇ olasılığını da artırmakta.