“Ağlanacak hale gülmek” deyişi yakında yasaklı sözler tanımına alınır mı bilinmez. Geleceğe yönelik kaygılarla birlikte ekonomiden siyasete gerilim yüksekken sinir, moral zikzakları yorucu. Mizah ise bu zorlukların arasında toplumun nefes alanı, umudun direnişi. Ama nefes alanları daraldıkça daralıyor. Konuşmanın, fikrini söylemenin ağır bir sessizliğe hapsedilmek istenir hale geldiği, bunun geçmişte bile böylesine örneğine pek rastlanmadığı görüşleri artıyor.
Küresel çapta “yeni düzen arayışı” vurgulu çoklu senaryolarla, komplo teorileriyle dolu zamanlardan geçiyoruz. Bu bilinmezlikte bize yol gösteren, bölgemizde bizi biricik yapan ise anayasada değiştirilemez maddelerden, özetle Cumhuriyetin insan haklarına saygılı, Atatürk ilkeleri çizgisinde, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu. İçinde bulunduğumuz tabloya bakınca ise bunun ne kadar uygulandığı konusu tartışmalı. Ağırlaşan yaşam koşullarından eğitime, sağlığa, çevreye pek çok konuda kriz başlıkları sürerken tepkilere baskı politikalarıyla yanıt verme yolunu seçen bir iktidarın yönetim şekli nasıl değerlendirilir sorusunun yanıtı daha aranır halde.
ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ
Demokrasi yolu derseniz, ince ayarlı güçler ayrılığı ilkesine gözünüz gibi bakacaksınız. Küçük bir aşınmanın dengeyi bozacağını bileceksiniz. Çoğulcu demokrasilerde sandığın gücü, seçmen iradesine saygıyla birlikte liyakatten, hukuk ilkelerinden taviz verilmez tavrı benimseyeceksiniz. Eleştiri kültürünün, demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu kabul edeceksiniz. Hoşunuza gitmeyen görüşler de içerse siyasi mizahın toplumların nefes alanı olduğunu hatırlayacaksınız. Çünkü tarih; yasak ve cezalarla korku iklimi yaratılsa bile mizahın toplumun her katmanında bir şekilde yeniden kendine hayat bulduğunu gösteren örneklerle dolu.
İktidar cephesinin iç siyasette toplumsal karşılığında erime yaşanırken ülkenin kurucu partisi CHP de mutlak butlan kararıyla içten eritilmeye çalışılıyor. Enflasyon ağırlığında ezilen yurttaşın derdinin konuşulacağı noktada iktidarın yerel seçimlerden birinci çıkan CHP’nin seçilmişlerine yönelik baskısı dinmiyor. İmamoğlu ve ekip arkadaşlarının duruşmalarında savunmaya yönelik kısıtlayıcı tutum eleştirilerin odağında. Bugün ise gözler İmamoğlu’nun yanı sıra gazeteci Yanardağ, siyasi danışman Özkan’n “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklu yargılandığı, tutarsız iddialarla dolu tepkilerinin merkezindeki davaya çevrili.
Ankara’da tartışmalı NATO zirvesi için saatler geriye sayılırken iktidar eleştirel yaklaşımlara, tepkilere karşı sert tutumda. Gözaltı dalgaları dinmiyor. Oysa her uyarı Türkiye’nin geleceği konusunda atılacak adımlar, alınacak kararlar çerçevesinde son derece kritik. ABD-Avrupa savunmasının geleceği konusunda tarihinin en tartışmalı virajlarından birine giren NATO’nun bugüne kadarki karnesine bakıp Türkiye ve bölgesel çıkarlar hesabı üzerinden ülkemize çıkarılacak faturanın ne olacağını sormak, iktidardan bunun yanıtını beklemek her yurttaşın hakkı.
DEMOKRASİ MÜCADELESİ
Bakalım bu hafta iktidar cephesi gündemi nereye kitleme peşine düşecek... NATO zirvesinde şaşaalı karşılamalar, Trump, Meloni, Macron’un mimikleriyle ilişkiler üzerinden ekranlarda biraz komplocu biraz magazinsel varsayımsal konuşmaların ötesine geçilebilecek mi? Ortadoğu denklemi, Akdeniz, Karadeniz hesapları, Rusya ve Çin ilişkilerinde Ankara’ya yönelik bir dayatmanın olup olmayacağı konusu ne kadar sorgulanıp sorulara yanıt alınabilecek?
Ülke geleceği için böylesine yaşamsal konuları iktidarı, muhalefeti hep birlikte masaya yatırmamız gerektiği dönemde ise CHP’ye yaşatılanların neden ve niçinini iyice düşünmek gerek. Kılıçdaroğlu cephesinin bir an önce ulusal ve uluslararası gelişmeleri göz önüne alıp iktidarı da şaşırtacak şekilde, olağanüstü kurultay kararını alması CHP için tarihi bir sınavdır. Cumhuriyetin kurucu değerlerinin savunucusu bir partinin içinin boşaltılmasına destek veren tutumun kime yaradığının ayırdına varılmalıdır. Yok ille de “butlancılık” denip seçilmişleri dışlama siyaseti sürecekse ülkenin dört bir yanında halkla samimiyetle kucaklaşan, demokrasi rüzgârını arkasına alan Özel cephesinin yolu aydınlık şekilde ilerleyecektir. Tabii bu arada Özel’in de aralarında olduğu bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılma adımlarına girişilmezse!...
Demokrasi-otokrasi hattında trajikomiklerle örülü bir dönemden geçerken umudumuzu, neşemizi çalanlara geçit vermeden demokrasi mücadelesine devam.