Aselsan koridoru...

14 Mayıs 2019 Salı

Bir grup mühendisle Türkiye’nin sorunları üzerine söyleşiyoruz. Ankara’nın ve İstanbul’un elektronik sanayiinde adı duyulmuş kurumlarında çalışıyorlar. Her biri mühendisleri yöneten mühendis konumunda...
Son günlerdeki hemen tüm sohbetlerde olduğu gibi konu merkezi, İstanbul seçimleri. Özellikle genç kuşakların her seçimden sonra ülkeden umudu bir doz daha kestiği, geleceği başka ülkelerde aradığı konuşulurken çok ilginç örnekler verdiler.
En ilginç örnek Aselsan üzerineydi.
Almanya ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa’daki pek çok şirket Türkiye’den mühendis transfer ediyor. Bu bilinmeyen bir şey değil. Beyin göçü Türkiye’nin en ciddi sorunlarından biri. Ancak bu göçün boyutları artmış. Bizim mühendislerimiz de yoğun şekilde başvurup kabul edilmeyi beklemeye koyulmuş.
İyi eğitim almış, bir süre de deneyim edinmiş mühendisleri alırken, yaşamlarının bundan sonraki dilimini tamamen Türkiye dışında geçirmelerini sağlayacak öneriler getirmeye başlamışlar. Mühendisin eşi çalışmak istiyorsa ona da iş garantisi... Kalacakları evi transfer önerilerinden biri olarak baştan göstermek... Eşyalarını götürmek istiyorsa bir konteynır ayarlayıp hemen yola çıkarmak... Çocularının eğitimi için seçenek sunmak...
Tüm dünyada bilenen bir firmanın Avrupa’daki merkezinde Aselsan’dan transfer edilen mühendislerin sayısı o kadar artmış ki; bir bölümdekilerin çoğu buradan olduğu için şu adı takmışlar:
Aselsan koridoru...

***

1975 yılında kurulan Aselsan 6 bin çalışanı olan, yıllık cirosu 2 milyar lirayı aşan, alanında dünyadaki ilk 100’e giren bir kurum. Savunma sanayi başta olmak üzere elektronik alanında Ar-Ge çalışmalarına da önem veriyor.
Aselsan’ın yanı sıra Havelsan, Roketsan başta olmak üzere pek çok kurum adı saydılar.
Gençlerimiz, iyi bir işte çalışan yetişmiş elemanlarımız neden ülkeyi terk ediyor?
Soru, “Beyin göçü öteden beri var, abartmanın gereği yok” türünden geçiştirilecek bir konu değil.
Son yıllarda arttığı bir gerçek. Bunu biz de kimi sohbetlerde, karşılaşmalarda gözlemleyebiliyoruz. Ancak alanın içindeki mühendislerin de vurguladığı gerçek o ki; Türkiye’yi terk etmek ciddi bir tercih haline gelmiş.
Mühendislere sordum:
- Sizce en önemli etken ne?
Sıraladıkları yanıtlar şunlar oldu:
- Gelecek kaygısı...
- Yaşam güvenliği... Bu sadece can ve mal güvenliğinden ibaret değil; ne hukuk güvenliği kaldı ne liyakatle yükselme güvenliği...
- Siyasal iklimden rahatsızlık...
- Daha kaliteli bir yaşam...
Türkiye’de devlet özel okullara gidenler dahil bir öğrenci için yılda ortalama 5 bin liradan fazla para harcıyor. Buna ailelerin ayırdığı bütçe dahil değil. Eğitim sürecinden sonra ülkesinin geleceğine katkıda bulunması beklenen gençler soluğu yurtdışında alıyor!
Bu gençleri alan ülke de sıfır maliyetle yetişmiş insan gücünü kullanıyor.

***

Sohbet ettiğimiz mühendislerden biri şöyle dedi:
31 Mart öncesi ben de önümüzdeki sonbaharda yurtdışına gitmenin planlarını yapıyordum. Ancak sonuçlar, ‘Bu ülkede hâlâ umut var’ dedirtti. O nedenle planlarımı erteledim. Ama İstanbul’a canım sıkılıyor...
Öyle anlaşılıyor ki; 23 Haziran’da yenilenecek İstanbul seçimleri, bir seçimden daha fazlası...
Türkiye’nin geleceğini etkileyecek. Demokrasiye inancın tazelenmesi, insanların geleceğe güvenle bakabilmesi İstanbul seçimlerinin hiçbir kuşkuya yer vermeden yapılmasına bağlı...
Ekrem İmamoğlu üzerine çok ciddi bir sorumluluk aldı... Bunu hissedenlerin artması İmamoğlu’nun yükünü azaltacak, gücünü artıracak...  


Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020