ABD muz cumhuriyeti mi oluyor?

07 Haziran 2020 Pazar

Demokrasisi gelişmiş Batı ülkelerinde beni en etkileyen şeylerden biri yüksek koruma duvarları ardında gizlenmeyen, kent merkezleri ortasında inşa edilen parlamentolar, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı saraylarıdır. İslamcı terörün tırmandığı son yıllara kadar bu binalar genelde göze hiç batmayan şekilde korunur, yurttaşların el kol mesafesinde bulunurdu.

İtalya’da örneğin parlamentonun, başbakanlığın önünden bugün de dilediğinizce geçebilirsiniz. Kuşku çeken bir görünümünüz yoksa “Hop! Dur!” diyen olmaz. Bu mekânların önünden geçerken hâlâ yurttaşlarla ne kerte iç içe olduklarına hayret ederim. Büyükelçilikler bile güvenlik gerekçesiyle neredeyse surların ardına çekilirken, İtalyan senatosunun bir kaldırım üzerinde olması sözgelimi beni şaşırtır.

Batı’da bu simgesel yapıların halka bu derece yakın olmaları tesadüf değildir. Bu tercihin altında çok belirgin bir “Burası yurttaşlardan soyutlanmış bir kurumu değil, yurttaşı temsil etmektedir” mesajı vardır.

Washington’ın göbeğinde yükselen Beyaz Saray da işte vaktiyle bu konseptle yapılmış. Dünyadaki muadillerine göre çok iddialı ve görkemli olmayan Beyaz Saray’ı ilk Başkan George Washington mimarlara ısmarlamış ve onlardan özel olarak “halka yakın ve açık bir mekân” talep etmiş.

Şimdi başkanlık sarayının etrafının Floyd gösterileri nedeniyle yüksek demir çitlerle çevriliyor olması, bu nedenle büyük sembolik önem taşıyor ve bir geri dönüşü ifade ediyor.

Amerika ile örülen duvar

ABD yönetiminin kalbini oluşturan Beyaz Saray, en azından görünüm itibarıyla halkıyla yan yana, el ele bir mekân olmaktan çıkıp halkından korkan bir liderin kalesine dönüşüyor.

Trump -sağcıları hariç- bu nedenle tüm kesimlerin eleştirisini alıyor.

Twitter’da bu eleştirilerin dört koldan örneği var. Önüne gelene duvar çekmeye meraklı Trump’ın duvar saplantısını “Bakın Meksika’ya öremeyince Beyaz Saray’a duvar çekti. Meksika acaba bize bunun parasını verir mi?” diye tiye alanlardan, “Trump başkanlığı için Beyaz Saray’la Amerika arasına duvar örmekten daha isabetli bir metafor olamaz!” diyenlere dek her eleştiriye rastlanıyor.

Beyaz Saray duvarı, göstericiler üzerine asker salarak “tahakküm kurmak” isteyen, derken biber gazı sıktıran ve pervasızca bayrak-din simgelerini kullanan Trump’ın başvurduğu son numara. Bu tırmanış karşısında öyle ki Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi artık, “Bunlar ne anlama geliyor?” diye soruyor: “Biz bir muz cumhuriyeti mi olduk?”

Soruyu sayfalarına taşıyan etkili yayın organı “New Yorker”ın yanıtı kısa: “Henüz orada değiliz ama her halükârda yerinde bir soru bu. Amerikan demokrasisinin geleceği belirsiz!

Floyd gösterileri özetle ırkçılık karşıtı bir azınlık hakları gösterisinin çok ötesine geçmiş durumda.

Derin devlet restleşmesi

Trump, Beyaz Saray’ı kaleye çevirirken Washington’ın Demokrat Partili siyahi Belediye Başkanı Muriel Bowser da Beyaz Saray ın burnunun dibindeki bulvar genişliğindeki 16. Cadde’nin zeminine boydan boya “Siyahların Yaşamı Önemlidir/Black Lives Matter” sloganını yazdırıyor...

Göstericilere karşı Trump’ın tabanındaki beyaz sağcı Hıristiyanlara yönelik “ittifak içindeyiz” mesajı vermek amacıyla önünde İncil’le poz verdiği ‘Aziz John Kilisesi’nin meydanının adı da keza gene yerel yöneticiler tarafından Floyd gösterilerinin sloganıyla vaftiz edilerek değiştiriliyor.

Devletin içinde, devlet katmanları arasında beri yandan gösterilerin tetiklediği ve dozu artan bir bilek güreşi ve restleşme var. Kimileri bunu “askeri ve Cumhuriyetçi derin devletle Trump arasında bir ayrışma” olarak da adlandırıyor (Repubblica).

Trump’ın ilk savunma bakanı Jim Mattis’in özellikle “The Atlantic” dergisine gönderdiği ve “Amerikalıları birbirlerine karşı kışkırtan, bölen” Trump’ı “anayasaya tehdit” olarak tanımladığı mektup, “derin devletteki ayrışmalar”ın en belirgin örneği gösteriliyor.

Eski bir general olan Mattis’in böyle bir mektubu ordu mensuplarıyla danışıp görüşmeden hiçbir şekilde kaleme almayacağı, mektuptaki görüşlerin bu bakımdan eski bakanın kişisel değerlendirmeleri olmasının ötesinde bizzat Pentagon içindeki rahatsızlıkların ifadesi olduğu yapılan en yaygın yorumlardan biri.


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020