Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

24.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu. Babası gezici başöğretmendi, kendisi de bu sayede henüz küçük bir yaşta iken köyleri gezme ve yerel farklılıklarla tanışma fırsatı buldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1959’da bitirdi.

Image

Doğan Öz savcılığa 1962’de Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde başladı. Küçük bir Anadolu ilçesinde, kan davalı iki köylü ailesinin ortasında. Toprak kavgası, silah, cezaevi ve yoksulluk... Ekmek bulamayan insanların arasından geçip evine gittiğinde dertlenip yemek yiyemediği anlatılır. Bir savcının biyografisinde nadiren rastlanacak bir cümle bu ama Doğan Öz’ü anlamak için önemlidir.

1968’de Konya’da görev yaparken “Mücadele Birliği” adlı örgütün kapatılmasına yol açacak dosyayı hazırladı ve gerici sağın hedefi haline geldi. 1970’te Türk Hukuk Kurumu tarafından yılın hukukçusu seçildi; aynı yıl idam cezalarının kaldırılmasını isteyen bir dilekçeye imza attığı için idari soruşturmaya uğradı. Denizli’de savcı yardımcısıyken Necmettin Erbakan’ın kardeşiyle ilgili bir yolsuzluk soruşturması yürüttü ve bunun üzerine tehditler aldı.

Bu ayrıntılar yalnızca bir savcının meslek yaşamı değil, aynı zamanda Türkiye’de hukukun hangi siyasal gerilimler içinde çalıştığını gösteren küçük işaretlerdir.

Doğan Öz, her atandığı yerde, karşısına çıkan ne varsa onun üstüne yürüyen bir savcıydı.

‘ÖRÜMCEK AĞI’ 

1977’de Ankara’ya cumhuriyet savcı yardımcısı olarak atandığında, sıradan bir kariyer savcısı gibi davranmayı seçebilirdi, seçmedi. Bir süredir “örümcek ağı” adını verdiği kontrgerilla yapılanmasını araştırıyordu.

Bu noktada dönemin bağlamını hatırlamak gerekiyor: 1977 yılı, Türkiye’nin en kanlı dönemlerinden birinin tam ortasıdır. 1 Mayıs 1977’de Taksim’de kalabalığa ateş açılmış, 30’dan fazla kişi yaşamını yitirmişti. Ülkücü militanlar ile sol gruplar arasındaki çatışmalar her gün onlarca can alıyordu. Ama bu şiddetin tesadüfi ya da yalnızca ideolojik kutuplaşmanın ürünü olmadığına dair ciddi işaretler vardı. NATO’nun “geride bırakılan kuvvetler” doktrini çerçevesinde kurulan, Türkiye’de Özel Harp Dairesi adıyla bilinen ve sonradan dünyada “Gladio” olarak tanınacak olan yapı, bu kaosun içinde çalışıyordu.

Doğan Öz hazırladığı raporda, şiddet olaylarının sıradan anarşik eylemler olmadığını, demokrasi umudunu yok ederek faşist bir düzenin önünü açmayı hedeflediklerini yazdı. Bu sürecin arkasında CIA ve kontrgerilla gibi gizli yapıların bulunduğunu söylüyordu.

Bunun anlamı şuydu: Türkiye’de insanlar rastgele öldürülmüyordu. Öldürmek için bir program vardı ve bu program, devletin bazı katmanlarıyla bağlantılıydı. Bir savcının kaleminden çıkmış en cesur metinlerden biriydi bu. Aynı zamanda ölüm fermanı oldu.

24 MART 1978 

O sabah evinden çıkıp otomobiline bindi. Aracın önünde beliren suikastçı ateş açtı. Doğan Öz olay yerinde yaşamını yitirdi. Dosyada 18 tanık ve suçu itiraf eden bir katil vardı. Cinayette kullanılan silah başka bir olayla da ilişkilendirilmişti. Ama sonuç değişmedi.

Image

Sanık İbrahim Çiftçi hakkında dört kez idam kararı verildi; Askeri Yargıtay bu kararları dört kez bozdu. 1985’te beraat kararı çıktı. Mahkemenin kararında şu cümle yer aldı: “Sanık İbrahim Çiftçi’nin maktul Doğan Öz’ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görülmüştür. Ancak Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararına direnilemeyeceğinden, bu hukuki zorunluluk nedeniyle beraatına karar verilmiştir.”

Türk hukuk tarihinde eşine az rastlanır bir belge! Mahkeme katili tanımlıyor ama beraat ettiriyor, “hukuki zorunluluk” deniyor, hukuk bu noktada kendisini iptal ediyordu.

Sonrasında şaşırtıcı olan, beraat eden kişinin yaşamına sessizce devam etmemesidir. İbrahim Çiftçi, Milliyetçi Hareket Partisi içinde yükseldi; genel başkanlığa aday olacak kadar görünür, saygın bir figüre dönüştü. Bir savcının katili olduğu mahkeme kararında yazılı olan kişi, aynı dönemde siyasi bir ödüle kavuştu. Bu yükseliş, sıradan bir kariyer hikâyesi değildi; devlet içindeki bazı çevrelerin neyi himaye ettiğinin, kimleri öne çıkardığının somut göstergesiydi.

ADALET ARAYAN BİR AİLE 

Doğan Öz öldürüldüğünde geride eşi Sezen Öz ve küçük çocukları kaldı. Sezen Öz, onlarca yıl boyunca bu davanın peşini bırakmadı. Mahkeme koridorlarında, basın açıklamalarında, Meclis’e verilen dilekçelerde, hafıza etkinliklerinde hep oradaydı. Hukuki yolların tükendiği her noktada kamuoyuna seslendi. Bu direnişin bedeli yalnızca kendisine değil, çocuklarına da yansıdı. Oğlu Turan, ODTÜ öğrencisiyken gözaltına alındı ve işkenceye uğradı. İşkenceyi yapanlardan biri gerekçeyi açıkça söyledi: “Babandan dolayı.”

Bir savcının öldürülmesi yetmemişti. Ailesinin üzerindeki baskı, susmayı öğretmek için araç olarak kullanıldı. Sezen Öz susmadı.

MEZARLIKTA BİR HESAP

Yıllar sonra TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’na gönderilen belgeler, Doğan Öz’ün öldürülmeden önce polis takibinde olduğunu ortaya koydu. Konya ve Denizli emniyetlerinin raporlarına göre savcının görüşmeleri, eşi ve evi takip altındaydı. 12 Eylül’le ilgili pek çok dosya gibi bu dosya da yıllarca rafta bekletildi ve sonunda zamanaşımına uğradı.

Doğan Öz öldürüldüğünde 44 yaşındaydı. Bugün dönüp baktığımızda onun yaşına yaklaştığımı fark ediyorum. İlhan Erdost’un kızı Türküler’le birlikte Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda, öldürülen ve idam edilen devrimcilerin mezarlarını ziyaret ederken bunu konuştuk. “Onlar hep aynı yaşta kaldı,” dedim. “Biz ise artık onların ağabeyi yaşına geldik.” Türküler de aynı duyguyla, yaşamını yitiren babasından artık ne kadar büyük olduğunu söyledi.

Bu ülke gencecik yaşta sayısız aydınını yitirdi. Yaşasalardı, belki bu toplum çok başka bir yerde olacaktı. Bu ülkede bazı cinayetler kapatılmaz, çünkü aslında hiç açılmamıştır. Doğan Öz davası, mahkemenin katili tanımladığı ve yine mahkemenin onu serbest bıraktığı bir dava olarak tarihe geçti. Bu yalnızca bir adalet hatası değildir; devletin kendisiyle hesaplaşamamasının belgesidir.

Doğan Öz’ün şiirleri ölümünden sonra derlenerek “Biz Ölmeyiz” adıyla yayımlandı. Bir insan en son adı anıldığı gün gerçekten ölürmüş. O zaman Doğan Öz hâlâ yaşıyor. Dosya zamanaşımına uğradı. Şiir kaldı.

 

MAHMUT ASLAN

YAZAR

 

Yazarın Son Yazıları

Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026