Bu kaçıncı patlama!
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bu kaçıncı patlama!

19.02.2016 08:00
Güncellenme:
Takip Et:

14 yılda vatandaşının canını bile korumaktan aciz hale gelen bir siyasi iktidar ile yaşamak zorunda olan zavallı Türkiye... Zannetmeyiniz ki tüm bu olanlar önlenemez bir şekilde gelişen ve sadece içinde bulunduğumuz zamanın dinamikleriyle açıklanabilecek olaylar dizgesi. 14 yıl önce Türkiye’nin başına sardırılan bu stratejik hamlenin sahnedeki oyuncularının yetersizliğinin, çaresizliğinin ve öngörüsüzlüğünün bedelini ödüyoruz.

Ne bekliyorduk ki?
Irak’ta, Mısır’da, Libya’da, Tunus’ta olanları geniş açıdan ve uzun vadeli bakarak samimiyetle eleştirebilsek ve ders çıkarabilseydik bugün Suriye’yi, Türkiye’de olup bitirilenleri ve bölgeyi anlayabilirdik.
Bu birikim, Mustafa Kemal Atatürk’ün deneyimler, ortak akıl ve bilgelikle donanmış ilkelerinde ve onun Türkiye Cumhuriyeti’nde vardı. Ama biz kolay olanı tercih ettik. Eleştirmeyi, sorgulamayı, yanlı olmayan sağduyulu analizler yaparak bir senteze ulaşmayı, buna göre uzun vadeli bir pozisyon almayı ve uygun stratejik ortaklıklar kurmayı bıraktık. Onun yerine paranın, dinsel dogmaların, yapay itibarın kısacası çıkarlarımızın ve ikbalimizin esiri olduk. Sonunda da sıradan ve sığ bir bölge ülkesine dönüştük. Ve işte bir patlama daha...

Mesaj vermek yetmez!
Bir sürü yol kazasına rağmen laik, demokratik, ilerici ve çağdaş kalabilen Türkiye’nin bugün getirildiği hale bakın. 14 yıldır iktidarda olan düşünce bugün, yine “birlik ve beraberlik” mesajları veriyor. Bu ülkede yaşayanlar, bu topraklar üzerindeki onca oyuna rağmen birlik ve beraberliğini zaten hiç bozmamıştı ki. Aksine onun birlik ve beraberliğini bozan, bilinçli bir şekilde ayrıştıran ve bölen hep siyasi iktidarlar olmuştur. Sorumluluktan kaçamazsınız!
Kefeniyle yola çıktığını dile getiren bir Cumhurbaşkanı zamansız Latin Amerika seyahatine bile zırhlı aracını götürebilirken, kendi ülkesinde teröristlere karşı koruyamadığı için yerinden göç etmek zorunda kalan vatandaşlarını görmeyen bir Başbakan Suriye’den göçenlere ağıt yakabilirken, halka hizmet etmek için seçilenler ve onların atadıkları korumalı konvoylarıyla -sen trafikte kilitlenmiş haldeyken, seninle dalga geçer gibi- yanından hızla geçebilirken bu kafanın vatandaşını ve ülkesini korumasını daha çok bekleriz.

Sorgulamalıyız
14 yılda Türkiye’yi hem kendi topraklarında hem de komşularıyla savaşa sürüklemeyi başarabilen, yüzlerce insanın öldürüldüğü bir ülke haline getiren bu siyasi iktidarı kıyasıya sorgulamalı ve acımasızca eleştirmeliyiz. Dini dogmalarla yüklenmeye devam edilen siyasi masalların esiri haline gelmemeliyiz. Satın aldığımız ekmekteki vergiyle bile devleti besliyoruz. Hakkımız var, sorgulamalı ve eleştirmeliyiz.
Demokrasi, temel insan hakları ve özgürlükler, adalet, hukuk, barış, ekonomi, bilim ve sanat, eğitim alanlarında sürekli geri gitme yeteneksizliğini gösteren bu siyasi iktidara, onun artık iflas etmiş siyasi düşüncesine ve onun yetersiz oyuncularına dur demek için daha kaç bomba patlamalı, daha kaç can yitip gitmeli?
Olmuyor, olmayacak, olamayacak. Çünkü malzeme bu... Yeter artık!

BURKON KADİR NAK
E. Genel Müdür

 

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026