Çubuk’ta neler oldu, o yumruk kime atıldı?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Çubuk’ta neler oldu, o yumruk kime atıldı?

03.05.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:
<video:1368639>

Şehidimizin cenazesine Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte katılan ve linç girişiminde etten duvar örerek onu korumaya çalışanlardan biri olarak anlatıyorum:
Cenazenin öncesinde, cenaze sırasında ve cenaze sonrasında, yolunda gitmeyen çok şey vardı.
Şimdiye kadar Çubuk ilçemize gelen 73 şehidimizin cenazesi şehir merkezinden kaldırılmış olduğu halde, bu sefer cenaze Akkuzulu köyüne (mahallesine) alındı. Normalde 20 Nisan Cumartesi günü ikindi namazı vaktinde, Çubuk Merkez’de olması gereken cenaze töreni, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun İstanbullulara teşekkür edeceği mitingin saatine denk getirilerek 21 Nisan Pazar gününe alındı.
Cenaze namazına gitmeden önce Emniyet birimlerine Genel Başkanımızın cenaze namazına katılacağı bilgisi verildi. (20.04.2019 tarihinde saat 22.10’da 21.04.2019 tarihinde ise saat 10.03’te Ankara Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü Nöbetçi Amirliği hizmetlerine haber verildi)
21 Nisan Pazar günü şehidimizin cenaze töreninin yapılacağı alana gittiğimizde, protokol gereği bizi Çubuk Kaymakamı, Çubuk Cumhuriyet Başsavcısı ve diğer görevliler karşıladı.

En başından fark ettik
Cenaze namazının kılınacağı köye (mahalleye) ayağımızı attığımız andan itibaren bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ettik. Genel Başkanımız ve bizler protokol kuralları gereği korunmamız gerekirken, bölgede herhangi bir koruma tedbiri alınmamıştı.
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanvekilimiz Levent Gök, Genel Başkan Yardımcımız Bülent Kuşoğlu, Ankara milletvekilimiz Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekilimiz Coşkun Torun, Genel Başkanımızın danışmanları Kenan Nuhut ve Deniz Demir, Çubuk İlçe Başkanımız ve yöneticilerimiz; her türlü saldırıya karşı açık haldeydik.
Bizler cenaze namazının kılınacağı yere yürümeye başladığımızda sloganlar, laf atmalar ve hakaretler başladı. Cenaze namazını kılmak için saf tuttuğumuzda dahi bir grup sürekli “Bay Kemal dışarı” diye slogan atmaya devam ediyordu. Hatta namaz esnasında, Genel Başkanımıza arkadan vurmaya çalışanlar oldu.
İmamın tüm uyarılarına rağmen susmayan güruh, cenaze namazı kılmadığı gibi, namazın usullere uygun kılınmasına da engel oldu. İmam da cenaze namazını alelacele, telaşla kıldırmak zorunda kaldı.
Cenaze namazı kılınıp, şehidimiz top aracına koyulduktan sonra biz de ilerlemeye başladık. Bizimle birlikte cenazeye gelen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ve diğer protokol üyeleri cenaze namazının ardından, (sonradan öğreniyoruz) mezarlık yerine köy konağına gitmişler.

Fiili saldırılar başladı
Cenaze namazını bile kılmayan vatan haini bu güruh da bizi takip ederek fiili saldırılarına başladı. Genel Başkanımızın korumaları hariç, bizi koruyacak hiçbir güvenlik gücü yoktu. Sanki gizli bir el tüm güvenlik tedbirlerini kaldırmış, bizleri bu vatan haini güruhun içine atmıştı.
Bu vatan hainlerinin amacının, şehidimizin cenaze namazını kılıp, uğurlamak olmadığı çok açık görülüyordu. (Geleneklerimiz ve inancımızda, cenaze toprağa verilirken başında dua edilir ve mezara bir kürek toprak atılır)
Bu vatan haini güruhun tek hedefi, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Ona ulaşıp, linç etmek istiyorlardı. Korumalar, milletvekilleri, danışmanlar, Genel Başkanımız’ın çevresinde etten duvar ördük. Genel Başkanımız’a ulaşmak için bize vuruyorlardı. Genel Başkanımız’a tek bir fiske dahi değdirmeden buradan nasıl çıkabiliriz düşüncesiydik. Genel Başkanımız’ın gözüne şemsiyenin demir ucunu sokmaya çalışan kadına dahi kimse dokunmadı.
Ne özel harekât, ne polis, ne de jandarma bizi korumak için devreye girmedi. Adeta arenada vahşi hayvanların ortasına atılmış gibiydik. Taş, sopa, bıçak, tekme ve yumruk yağmuru altında güç bela ilerliyorduk.
Önce makam aracına ulaşmaya çalıştık, bunun mümkün olamayacağını anlayınca, oradaki bir eve doğru yöneldik. Ev sahibi “Beni bu köyde barındırmazlar, evimi yakarlar” diyerek bizi evine almak istemedi. Genel Başkanımızı eve aldıktan sonra, bizler evin dışında kalarak gerekli güvenlik tedbirlerini almaya çalıştık.
Sanki gizli bir göz bizi izliyordu, bunu hissedebiliyordum. Evin dışındaki bir kadın “bu evi yakın” diye bağırmaya başladığında gözümün önünden Madımak geçti, Sivas’ta yakılan canlarımızı, 1 Mayıs 1977 Taksim katliamını düşündüm.
Ben toplumsal olaylarda tecrübeliyim, hayatım mücadelelerle geçti. İstanbul’daki mitingde de partililerimize olayın yanlış duyurularak olayların çıkma olasılığını düşündüm. İstanbul’daki milletvekili arkadaşları arayarak durumumuzun iyi olduğunu, Genel Başkanımızın sağlığının yerinde olduğunu aktardım.
Bu yaşananlar, İçişleri Bakanı’nın iddia ettiği gibi sıradan bir olay değildi. Planlı-programlı hazırlanmış, Türkiye’de iç savaşı tetikleme girişimiydi.  

Yıldırım KAYA
CHP Genel Başkan Yardımcısı

Yazarın Son Yazıları

‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025