Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

24.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil. Bu tasarım, hukuken söz konusu tasavvurun yerine değil ama fiilen karşısına ondan farklı bir millet tasavvurunun paydaşlarını oturtma yoluyla onu daha az görünür hale getirerek büyüdü. Diğer ifadeyle;

- Bağlamından kopartılan müesses millet tanımıyla hukuksal zeminde şeklen oynamaksızın,

- Devleti, kimlikler arasında bir hakemlik rolüne koşullandırarak,

- Seçip özneleştirdiği bazı kolektif kimliklere kamusal alanı dışlayıcı biçimde açarak kendi gerçekliğini adım adım kurmaya çalıştı. Bu kimliksel “açılım” ise çoğunlukla demokrasi dili ile yorumlandı.

“Türkiyelilik” de son yılların bir diğer popüler kimlik tasarımı. Farklı ideolojik kökenlerden gelseler de yeni Osmanlıcılık ve Türkiyelilik tasarımları, Cumhuriyetin siyasal yurttaşlık fikrini zayıflatan benzer sonuçlar üretebilme potansiyelleri noktasında ortaklar. Bu tasarımların;

- Sorunlu gördükleri millet tanımları,

- Sorunlu gördükleri millet tanımını neden sorunlu gördükleri,

- Etnik, dinsel ve sınıfsal kimlikler üzerinde oluşturmak istedikleri etkiler,

- Devleti kimlikler arası hakem rolüne koşullandırmaları,

- Bireyi etnik ve dinsel kimlikler arasında seçime yönlendirmeleri,

- Milli kimliği önünde sıfat olmadan sadece millet ya da halk kavramıyla ya da devlet adlarını sıfatlaştırma yöntemiyle tanımlamaya çalışmaları benzeşiyor.

ATATÜRK’ÜN YURTTAŞLIK TANIMI 

Milyonlarca kişinin başat kimliğini oluşturan yurttaşlığa dayalı Türk milleti kimliği bugün iki yaklaşımın savunucuları tarafından da yeniden tartışmaya açılıyor. İki taraftan çekiştirilerek esnetilmeye, inceltilmeye çalışılan bu kimliğin yırtılması, elde bir tek etnik/mezhepsel kimliklerin kalması demek. Oysa bu kimlik ile Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in özgürleştirici mantığı arasında bir iç bağlantı söz konusu. Aslında yurttaşlığa dayalı Türk milleti kimliğini küresel çağda daha açık hedef haline getiren asıl neden bu iç bağlantı.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin özgürleştiriciliği, farklı kimlikleri art arda sayma iradesinden kaynaklanmıyor. Etnik, mezhepsel, kültürel vb. aidiyetlerine bakmaksızın yurttaşı eşit ve kurucu bir siyasal özne olarak tanıma cesaretinden kaynaklanıyor. Açık ki dün olduğu gibi bugün de böyle bir anlayış, özgürlüğe ek olarak liyakatin, eşitlik ve adaletin temel garantisi olmayı sürdürüyor. Bu nedenle bugün Atatürk’ün Türk milleti tanımında ifadesini bulan yurttaşlık zeminini güçlendirmek yerine, onu sorunlu gösteren her sembolleştirme niyeti ne olursa olsun özgürlük, liyakat, eşitlik ve adaleti çoğaltmak yerine aşındırma riskini taşıyor.

Son dönemde “eşit yurttaşlık” ve “yeni Osmanlıcılık” çerçevesinde geliştirilen söylemleri bu bağlamda değerlendirmek mümkün. Kökeni ulusal direnişe dayanan bir devrim partisi olan CHP’nin yönetimlerinin, “eşit yurttaşlık” ve “demokrasi” kavramsallaştırmalarına dayanarak devrimin yarattığı yurttaşlık kimliğini bağlamına göre yer yer mahçup yer yer cesur bir biçimde sorguladığı, bunu yaparken de zaman zaman sorgulamadığına toplumu ve tabanını inandırmaya çalıştığı sürreal bir dönemdeyiz. Oysa demokratik bir düşüncenin temel meselesi, farklılıkların nasıl yan yana dizileceği değil; farklılıkların ötesinde, bireyleri eşit ve ortak bir kamusal zeminde buluşturacak yurttaşlık bağının nasıl korunacağı olmalı. Bu bağın eşitlik çerçevesinde korunabilmesi ile neoliberal ekonomik düzen karşısında izlenecek kamucu-halkçı politikalar arasında da bir ilişki var. Bugün özgürlük ve eşitlik arayışında olduğunu iddia eden hareketlerin gözardı etmesi değil odaklanması gereken konu tam da bu ilişki.

YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ

“Eşit yurttaşlık” yaklaşımı Cumhuriyetin kurucu eşitlik zeminini güçlendirmekten çok, kimlikleri yan yana dizen liberal bir uzlaşma modeline yaslanmakta; ortak kamusal zemini daraltma riskini taşımakta, tam da bu nedenle neoliberal düzen ile uyumlulaşmaktadır. Tıpkı yeni Osmanlıcılık gibi... Oysa Atatürkçülük, sembollerle değil, yurttaşlık teorisiyle anlamlıdır; bu teoriden uzaklaşmak, iyi niyetle dahi olsa Cumhuriyetçi siyasetin sınırlarını zayıflatır, demokrasiye zarar verir. Demokratik olan, yurttaşın kimliğini yeniden adlandırmak ya da düzeltmek değil, yurttaşın kendi tanımıyla eşit ve ortak bir kamusal alana katılabilmesini güvence altına almaktır. Türklüğü etnik bir zorunluluk olarak değil, siyasal bir aidiyet olarak gören milyonlarca yurttaşı yok sayan her yaklaşım, kapsayıcılık iddiasıyla yeni bir dışlama üretir. Tarihsel sapmaları gerekçe göstererek siyasal yurttaşlık fikrinin kendisini sorunlu ilan etmek, demokratik bir düzeltme değil, kurucu zeminden kaçıştır.

Bu açılardan bakıldığında, “yeni Osmanlıcılık” ve “Türkiyelilik”, birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan kimlik tasarımlarıdır. “Atatürk’ün partisi” olma iddiasını ısrarla tekrarlayan CHP’nin yahut CHP ile bağ üzerinden kendini tanımlayanların birer siyasal özne olarak yapmaları gereken, neoliberal ekonomik düzenin gerektirdiği kimlik siyasetine uygun bir “Türkiyeli” ya da “yeni Osmanlı” profiline bürünüp bir seçenek rolünü oynamak değil, parti bayrağındaki ilkelerde birleşerek gerçekten seçenek olmaktır. Bu karmaşa ve yıkıntı içinde hiç söz edilmeyen asıl mesele ve çözüm budur. Cumhuriyetçi siyasetin bugün gereksinimi olan şey, yurttaşlığı yeniden siyasal merkez haline getirerek sosyal devleti inşa sürecine odaklanmaktır.

PROF. DR. UTKU YAPICI

Yazarın Son Yazıları

Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026
Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura

Basit görünen bir soruyla başlayalım...

Devamını Oku
24.06.2026
İran savaşı ve siyasi amaç - Nejat Eslen

En yalın tanımı ile savaş, siyasi amacı gerçekleştirmek için düşmanın savaşa devam etme iradesini kırmak, kendi irademizi kabul ettirmek amacı ile yapılan şiddet kullanma eylemidir.

Devamını Oku
23.06.2026
İktidar mutfaktaki yangını söndüremiyor - Süleyman Girgin

2018 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözleriyle başladı her şey.

Devamını Oku
23.06.2026
Devrim bildirgesi ve yinelenen tarih! - İhsan Tayhani

Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından 33 gün sonra, 22 Haziran 1919’da yayımlanan “Amasya Tamimi”ni, doğru bir yaklaşımla “devrim bildirgesi” olarak değerlendirirler.

Devamını Oku
22.06.2026
Bir siyasetçinin hazin tükenişi - Ziya Yergök

Mutlak butlan kararı ile CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum.

Devamını Oku
22.06.2026
Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Devamını Oku
20.06.2026
O film gerçek olsa… - Özgün Utku

Yıllarca gece gündüz emek verdiğimiz, yanında durduğumuz Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda sırtından bıçaklandığı söylemiyle hepimizi şoke eden bir yola girdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Ayrılmak mı, mücadele etmek mi? - Hüseyin Özkahraman

Siyaset tarihi yalnızca iktidar mücadelelerinin değil, aynı zamanda sabrın, örgütlü direncin ve büyük yapıların kendi içlerindeki hesaplaşmalarının da tarihidir.

Devamını Oku
20.06.2026
Siyasetin toplumdan kopuşu - Aykurt Nuhoğlu

AKP iktidarının karşısındaki en büyük siyasal güç olan CHP, aynı zamanda tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor.

Devamını Oku
19.06.2026
CHP’yi ıslah etmek! - Ekrem Demiröz

Türkiye’nin son bir yılını siyaseten tanımlamak isterseniz, CHP’ye yapılan saldırılardan, tutuklanan belediye başkanlarından ve mutlak butlandan söz etmek zorundasınız.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Kim etti sana bu kârı teklif?’ - Hamdi Yaver Aktan

Kimi kitabı hemen okurum, kimini de bir kenara ayırırım; okunma sırasının gelmesini beklerim.

Devamını Oku
17.06.2026
Mayın tarlasındaki CHP - Metin Devrim

Shakespeare’in Julius Caesar eserindeki o eski replik, “Sen de mi Brütüs? Öyleyse yıkıl Sezar!”, ihaneti, bir hançer darbesinden çıkarıp, Batı’nın politik bilinçaltına kazıyan kozmik bir çöküş anıdır...

Devamını Oku
17.06.2026
Cumhuriyet bilinci ve yurttaşlık - ABDULLAH YÜKSEL

Bir süredir Türkiye’de hemen her tartışmanın sonunda aynı cümle kuruluyor: “Devletin bir bildiği vardır” Bu söz artık yalnızca bir değerlendirme değil, bir yönetim anlayışının özeti haline geldi.

Devamını Oku
16.06.2026
Tahkikat Komisyonu’ndan Kılıçdaroğlu MYK’sine - Mehmet Tomanbay

1982 Anayasası dört yüksek mahkeme tanımlamış ve yetkilendirmiştir.

Devamını Oku
16.06.2026
Ahlakını yitiren hukuk - Başar Yaltı

Etik felsefede bir davranışın doğru ya da yanlış olduğunu açıklayan üç temel yaklaşım öne çıkar.

Devamını Oku
15.06.2026
Kemalizm ve ‘nefret’ ekerler - Çiğdem Bayraktar Ör

Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in Kemalistler hakkındaki korkunç mesajı hak ettiği cezai yaptırımı görmedi.

Devamını Oku
13.06.2026
Adalet yürüyüşünden ‘Yeni Osmanlı’ yürüyüşüne... - Barış Övgün

“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.

Devamını Oku
12.06.2026
Demokrasi duvarı - Engin Ünsal

Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.

Devamını Oku
12.06.2026
Mutlak butlanın şifresi - Mahmut Aslan

Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi öncesinde, bu salı yapılan grup toplantısı bir partinin değil, bir operasyonun fotoğrafını verdi.

Devamını Oku
11.06.2026
Korku kültürü gölgesinde akreditasyon - Ali Ekber Şahin

Öğretmenlik programlarının akreditasyonu Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yetkilendirilen Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (EPDAD) tarafından düzenlenmektedir.

Devamını Oku
10.06.2026
Politikada dengeyi kurmak - Cengiz Kuday

Türkiye siyaseti uzun yıllardır sertti.

Devamını Oku
10.06.2026
‘Mutlak’a hemen kurultay! - Mustafa Gazalcı

Birçok kişinin belirttiği gibi CHP’nin başına gelen “mutlak butlan” yalnız parti içi bir mesele değil, aynı zamanda bir hukuk, demokrasi, ülke sorunudur.

Devamını Oku
09.06.2026
Bilime adanmış bir yaşam: Erdal İnönü - Gülsün Bilgehan

Erdal İnönü, Mevhibe Hanım’la İsmet Paşa’nın üçüncü oğlu olarak Ankara Pembe Köşk’te doğdu.

Devamını Oku
09.06.2026
Artık YSK var mı? - Ziya Yergök

Gerçek anlamda, “demokratik hukuk devleti”nden söz edilebilmesi için her şeyden önce birtakım kurumların ve işleyen kuralların olması gerekir.

Devamını Oku
08.06.2026
Hak mı, lütuf mu: Nafaka - Gamze Burcu Gül

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesiyle birlikte nafaka tartışmaları yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
06.06.2026
Tarihin doğru tarafında duranlar - Halil Sarıgöz

Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, yalnızca bir siyasi partinin tarihi değildir.

Devamını Oku
05.06.2026
İtirazın tarihi ve direniş - Ali Ekber Ataş

Tarihten iki olay: İlki, bundan tam 54 yıl, 5 ay, 9 gün önce, tarihler 15 Aralık 1971’i gösterirken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ülkesine dayatılan karar metnini yırtan Pakistan Dışişleri Bakanı Zülfikar Ali Butto’nun itirazıdır.

Devamını Oku
04.06.2026
Milletin umuduna oynanan oyun - Süleyman Çelebi

Bazen ihanet dışarıdan gelmez.

Devamını Oku
04.06.2026
Siyaset kurumu hukuku boğuyor - Erol Türk

Bugün ülkemizde anayasayı ve yasaları tanımayan, uygulamayan Saray rejimi, yargıya verdiği talimatla istediği kararları alıyor.

Devamını Oku
03.06.2026
'Demir ökçe' bir günde inmedi! - Okan Toygar

Jack London’ın “Demir Ökçe”si, oligarşik düzeni çok erken tarihte sezmiş romanlardan biridir.

Devamını Oku
03.06.2026
Siyasetçinin tarihsel sorumluluğu - Avni Kurtuldu

Tarih, siyasetçileri yalnızca söyledikleri sözlerle değil, kritik dönemeçlerde takındıkları tavır ve aldıkları konumlarla yazar.

Devamını Oku
02.06.2026
Mutlak butlan ve TBB illüzyonu - Cem Alptekin

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin ağır yetki gaspı içeren 21 Mayıs 2026 tarihli tedbirli “ mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararı, Türkiye’de hukukun siyasetle kurduğu ilişkinin geldiği tehlikeli aşamayı gözler önüne seren yapısal bir deprem niteliğindedir.

Devamını Oku
02.06.2026
CHP’nin durumu ve iktidar - Prof. Dr. Hakkı Keskin

Kemal Kılıçdaroğlu ile Berlin’de CHP heyetiyle Sol Parti’yi ziyaretlerinde tanışmıştık. Arka arkaya üç seçim kaybedince kendisine Almanya Parlamentosu milletvekili olarak “Demokratik ülkelerde kuraldır: Bir parti başkanı bir iki seçim kaybedince istifa eder.

Devamını Oku
01.06.2026
Çalışan nüfus ve kamusal hizmetler - Şafak Yüca

Her zaman kalabalığın içindeler...

Devamını Oku
01.06.2026
Adalet anlayışı üzerine - Serpil Güleçyüz

Bir atasözü vardır: “Kurt kuzuya saldırırken sessiz kalan, kurdun tarafını tutmuş sayılır.”

Devamını Oku
01.06.2026
Liderlik savaşı ve adalet - Av. Hüseyin Karataş

Gökyüzüne baktığınızda kuşların toplu olarak uçarken “v” harfi gibi sıralandığını görürsünüz.

Devamını Oku
30.05.2026
Akıl tutulması, utanç ve meşruiyet - Remzi Koçöz

İnsanlar doğal olarak hata yaparlar.

Devamını Oku
30.05.2026
Ali Abalı'yı anarken… - Erol Dolu

25 Mayıs 2018 Cuma günü öğleden sonra telefonuma Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden bir mesaj geldi.

Devamını Oku
29.05.2026