Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura

24.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Basit görünen bir soruyla başlayalım: Halka açık konuşmalarımızda kiminle konuşuyoruz? İki yüzyıl boyunca cevap apaçıktı: Birbirimizle. Konuşan insandı, dünya paylaşılıyordu.

Bu varsayım o kadar temeldi ki kimse onu yazmaya gerek duymadı. Bu varsayım artık sarsılmakta. Asıl büyük sarsıntı daha gelmedi ama çok yakın. Bir tekilliği, tarihi bir kırılımı belirleyecek o sarsıntı geldiğinde ortaya çıkacak dünyaya hazır mıyız? Kendimize koyduğumuz ismi, bilen canlı türümüzü, “homo sapiens”i sürdürebilmemiz mümkün mü?

Üstelik bunun için geleceğe bakmaya gerek yok; manzara şu an karşımızda.

Neyi göreceğinizi Facebook’un, X’in, TikTok’un ve YouTube’un öneri motorları belirliyor; bir gönderinin en üste hangi gerekçeyle geldiğini bilmiyorsunuz. Sonsuz kaydırma, kumarhane makinesiyle aynı psikolojik mekanizmayla kuruldu. Bütün bunlar yarının distopyası değil; bu sabahın rutini. Bu platformların asıl sorunu, sandığımızın aksine, nötr birer boru hattı olmamaları.

SAHTE Mİ GERÇEK Mİ? 

Facebook, X ve TikTok’un motorları tek bir şeyi optimize ediyor: Ekranda geçirdiğimiz süre. Ve bizi ekranda en çok tutan şey huzur değil, öfke. Bu yüzden bu algoritmalar, kötü niyetten değil, tam da tasarlandıkları gibi çalışarak en kışkırtıcı, en kutuplaştırıcı, komploya en yatkın içeriği sistematik biçimde yukarı taşıyor. Ölçülü ses sessizliğe gömülürken en uç ses ödüllendiriliyor. Üstelik herkese aynı şey değil, her birimize bizi en çok tahrik edecek olan gösteriliyor: Filtre denen bu kişiselleştirme, aynı ülkede, aynı gün yaşayan iki komşuyu iki ayrı gerçekliğe kapatıyor. Sonuç, artık olayları değil, olayların gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışan bir kamu. Bunlar yalnızca başlangıç çünkü bu motorların üstüne yeni bir katman biniyor.

Çünkü hızlanıyoruz. Sora gibi araçlar daha şimdiden ikna edici videolar üretiyor; yakında hiç yaşanmamış bir olayın çok kameralı görüntüsü tek bir dizüstü bilgisayarda kurgulanabilecek. Asıl tehlike sahtenin gerçek sanılması değil; daha sinsisi, gerçeğin de inkâr edilebilir hale gelmesi. Hakikat bir kez tartışmaya açıldığında, en meşru kanıt bile “muhtemelen sahtedir” diye bir kenara itilebilir.

YAPAY ZEKÂ AJANLARI

Dil, tarihte ilk kez insan tekelinden çıktı. Bugünün dil modelleri; adı, yüzü, geçmişi ve zamanla tutarlı gelişen görüşleri olan sınırsız sayıda bize göre gerçek gibi algılanacak kişileri üretebiliyor. Yarının kamusal tartışmasında karşımızdaki sesin gerçekten insan olup olmadığını sormak, paranoya değil, en temel okuryazarlık haline gelecek.

Bir sonraki eşik de çoktan görünürde: Yapay zekâ ajanları. Bilgiyi artık biz değil, bizim adımıza okuyan, özetleyen, seçen ve giderek karar veren sistemler tüketecek. Haber bize değil, ajanımıza gidecek; her birimize ayrı bir sentez sunulacak. Bu dönüşüm sessiz ilerliyor, çünkü bir skandal değil bir kolaylık üretiyor. Kimse “Karar yetkimi devrediyorum” demiyor; “Şu yorucu işi hallediversin” diyor. Ama yorucu işlerin toplamı, bir yaşamın toplamıdır.

Geçen yüzyılda iki gelecek hayal edilmişti. Orwell’inkinde (1) gerçek zorla bastırılır;

Huxley’inkinde (2) gereksizleştirilir. Postman’ın (3) özetiyle: Biri bilgiyi saklayacaklardan, öteki bilginin kayıtsızlık denizinde boğulmasından korkuyordu. Önümüzdeki gelecek giderek daha çok Huxley’e benziyor: Hiçbir şey yasaklanmadan, her ses her zamankinden gür çıkarken sekteye uğrayan bir diyalog. Dışarıdan dayatılan bir baskıya direnmek mümkündür; kendi rızamızla yöneldiğimiz konfora direnmek çok daha zordur.

ÖNÜMÜZDE ÜÇ YOL VAR 

Bu neden önemli? Çünkü demokrasi yalnızca bir sandık değildir; bir toplumun kendi hatalarını şiddete başvurmadan keşfedip düzeltebilmesinin yöntemidir. Konuşma, kiminle yaptığımızı bilemediğimiz ve gerçekliğini doğrulayamadığımız bir konuşma, bozulursa, biçimi yaşar ama işlevi ölür: Toplum, yanlış yöne gittiğini artık ayırt edemez ve kendini düzeltme yeteneğini yitirir.

Bu, tek bir ülkenin değil, hepimizin geleceği. Algoritmalar her dilde aynı mantıkla çalışıyor; sentetik bir görüntü pasaport sormuyor. Ama gelecek henüz yazılmadı.

Önümüzde kabaca üç yol var: Umursamazlıkla sönen bir denge; kimin karar vereceği belirsiz bir düzenleme dalgası ya da en zoru ama tek gerçek çıkış öz-düzeltme yeteneğimizi yeniden inşa etmek. Ve bu inşa, sanılanın aksine teknolojik değil, neredeyse utandırıcı biçimde insani: Yavaşlamak, gerçek bağlar kurmak ve mutsuz olma hakkını geri istemek. Gelecek bir kader değil; hâlâ bir tercih.

Kaynaklar:

(1) George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (Nineteen Eighty-Four), 1949. Gerçeğin devlet zoruyla bastırıldığı, dilin “Yenikonuş”la yoksullaştırıldığı distopya.

(2) Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya (Brave New World), 1932. Baskının değil, haz ve konforun (’soma’) tahakküm kurduğu distopya.

(3) Neil Postman, Televizyon: Öldüren Eğlence (Amusing Ourselves to Death), 1985 — Orwell ile Huxley karşılaştırmasının kaynağı.

PROF. DR. M. TOLGA AKÇURA

Yazarın Son Yazıları

Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026
Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura

Basit görünen bir soruyla başlayalım...

Devamını Oku
24.06.2026
İran savaşı ve siyasi amaç - Nejat Eslen

En yalın tanımı ile savaş, siyasi amacı gerçekleştirmek için düşmanın savaşa devam etme iradesini kırmak, kendi irademizi kabul ettirmek amacı ile yapılan şiddet kullanma eylemidir.

Devamını Oku
23.06.2026
İktidar mutfaktaki yangını söndüremiyor - Süleyman Girgin

2018 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözleriyle başladı her şey.

Devamını Oku
23.06.2026
Devrim bildirgesi ve yinelenen tarih! - İhsan Tayhani

Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından 33 gün sonra, 22 Haziran 1919’da yayımlanan “Amasya Tamimi”ni, doğru bir yaklaşımla “devrim bildirgesi” olarak değerlendirirler.

Devamını Oku
22.06.2026
Bir siyasetçinin hazin tükenişi - Ziya Yergök

Mutlak butlan kararı ile CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum.

Devamını Oku
22.06.2026
Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Devamını Oku
20.06.2026
O film gerçek olsa… - Özgün Utku

Yıllarca gece gündüz emek verdiğimiz, yanında durduğumuz Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda sırtından bıçaklandığı söylemiyle hepimizi şoke eden bir yola girdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Ayrılmak mı, mücadele etmek mi? - Hüseyin Özkahraman

Siyaset tarihi yalnızca iktidar mücadelelerinin değil, aynı zamanda sabrın, örgütlü direncin ve büyük yapıların kendi içlerindeki hesaplaşmalarının da tarihidir.

Devamını Oku
20.06.2026
Siyasetin toplumdan kopuşu - Aykurt Nuhoğlu

AKP iktidarının karşısındaki en büyük siyasal güç olan CHP, aynı zamanda tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor.

Devamını Oku
19.06.2026
CHP’yi ıslah etmek! - Ekrem Demiröz

Türkiye’nin son bir yılını siyaseten tanımlamak isterseniz, CHP’ye yapılan saldırılardan, tutuklanan belediye başkanlarından ve mutlak butlandan söz etmek zorundasınız.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Kim etti sana bu kârı teklif?’ - Hamdi Yaver Aktan

Kimi kitabı hemen okurum, kimini de bir kenara ayırırım; okunma sırasının gelmesini beklerim.

Devamını Oku
17.06.2026
Mayın tarlasındaki CHP - Metin Devrim

Shakespeare’in Julius Caesar eserindeki o eski replik, “Sen de mi Brütüs? Öyleyse yıkıl Sezar!”, ihaneti, bir hançer darbesinden çıkarıp, Batı’nın politik bilinçaltına kazıyan kozmik bir çöküş anıdır...

Devamını Oku
17.06.2026
Cumhuriyet bilinci ve yurttaşlık - ABDULLAH YÜKSEL

Bir süredir Türkiye’de hemen her tartışmanın sonunda aynı cümle kuruluyor: “Devletin bir bildiği vardır” Bu söz artık yalnızca bir değerlendirme değil, bir yönetim anlayışının özeti haline geldi.

Devamını Oku
16.06.2026
Tahkikat Komisyonu’ndan Kılıçdaroğlu MYK’sine - Mehmet Tomanbay

1982 Anayasası dört yüksek mahkeme tanımlamış ve yetkilendirmiştir.

Devamını Oku
16.06.2026
Ahlakını yitiren hukuk - Başar Yaltı

Etik felsefede bir davranışın doğru ya da yanlış olduğunu açıklayan üç temel yaklaşım öne çıkar.

Devamını Oku
15.06.2026
Kemalizm ve ‘nefret’ ekerler - Çiğdem Bayraktar Ör

Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in Kemalistler hakkındaki korkunç mesajı hak ettiği cezai yaptırımı görmedi.

Devamını Oku
13.06.2026
Adalet yürüyüşünden ‘Yeni Osmanlı’ yürüyüşüne... - Barış Övgün

“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.

Devamını Oku
12.06.2026
Demokrasi duvarı - Engin Ünsal

Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.

Devamını Oku
12.06.2026
Mutlak butlanın şifresi - Mahmut Aslan

Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi öncesinde, bu salı yapılan grup toplantısı bir partinin değil, bir operasyonun fotoğrafını verdi.

Devamını Oku
11.06.2026
Korku kültürü gölgesinde akreditasyon - Ali Ekber Şahin

Öğretmenlik programlarının akreditasyonu Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yetkilendirilen Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (EPDAD) tarafından düzenlenmektedir.

Devamını Oku
10.06.2026
Politikada dengeyi kurmak - Cengiz Kuday

Türkiye siyaseti uzun yıllardır sertti.

Devamını Oku
10.06.2026
‘Mutlak’a hemen kurultay! - Mustafa Gazalcı

Birçok kişinin belirttiği gibi CHP’nin başına gelen “mutlak butlan” yalnız parti içi bir mesele değil, aynı zamanda bir hukuk, demokrasi, ülke sorunudur.

Devamını Oku
09.06.2026
Bilime adanmış bir yaşam: Erdal İnönü - Gülsün Bilgehan

Erdal İnönü, Mevhibe Hanım’la İsmet Paşa’nın üçüncü oğlu olarak Ankara Pembe Köşk’te doğdu.

Devamını Oku
09.06.2026
Artık YSK var mı? - Ziya Yergök

Gerçek anlamda, “demokratik hukuk devleti”nden söz edilebilmesi için her şeyden önce birtakım kurumların ve işleyen kuralların olması gerekir.

Devamını Oku
08.06.2026
Hak mı, lütuf mu: Nafaka - Gamze Burcu Gül

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesiyle birlikte nafaka tartışmaları yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
06.06.2026
Tarihin doğru tarafında duranlar - Halil Sarıgöz

Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, yalnızca bir siyasi partinin tarihi değildir.

Devamını Oku
05.06.2026
İtirazın tarihi ve direniş - Ali Ekber Ataş

Tarihten iki olay: İlki, bundan tam 54 yıl, 5 ay, 9 gün önce, tarihler 15 Aralık 1971’i gösterirken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ülkesine dayatılan karar metnini yırtan Pakistan Dışişleri Bakanı Zülfikar Ali Butto’nun itirazıdır.

Devamını Oku
04.06.2026
Milletin umuduna oynanan oyun - Süleyman Çelebi

Bazen ihanet dışarıdan gelmez.

Devamını Oku
04.06.2026
Siyaset kurumu hukuku boğuyor - Erol Türk

Bugün ülkemizde anayasayı ve yasaları tanımayan, uygulamayan Saray rejimi, yargıya verdiği talimatla istediği kararları alıyor.

Devamını Oku
03.06.2026
'Demir ökçe' bir günde inmedi! - Okan Toygar

Jack London’ın “Demir Ökçe”si, oligarşik düzeni çok erken tarihte sezmiş romanlardan biridir.

Devamını Oku
03.06.2026
Siyasetçinin tarihsel sorumluluğu - Avni Kurtuldu

Tarih, siyasetçileri yalnızca söyledikleri sözlerle değil, kritik dönemeçlerde takındıkları tavır ve aldıkları konumlarla yazar.

Devamını Oku
02.06.2026
Mutlak butlan ve TBB illüzyonu - Cem Alptekin

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin ağır yetki gaspı içeren 21 Mayıs 2026 tarihli tedbirli “ mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararı, Türkiye’de hukukun siyasetle kurduğu ilişkinin geldiği tehlikeli aşamayı gözler önüne seren yapısal bir deprem niteliğindedir.

Devamını Oku
02.06.2026
CHP’nin durumu ve iktidar - Prof. Dr. Hakkı Keskin

Kemal Kılıçdaroğlu ile Berlin’de CHP heyetiyle Sol Parti’yi ziyaretlerinde tanışmıştık. Arka arkaya üç seçim kaybedince kendisine Almanya Parlamentosu milletvekili olarak “Demokratik ülkelerde kuraldır: Bir parti başkanı bir iki seçim kaybedince istifa eder.

Devamını Oku
01.06.2026
Çalışan nüfus ve kamusal hizmetler - Şafak Yüca

Her zaman kalabalığın içindeler...

Devamını Oku
01.06.2026
Adalet anlayışı üzerine - Serpil Güleçyüz

Bir atasözü vardır: “Kurt kuzuya saldırırken sessiz kalan, kurdun tarafını tutmuş sayılır.”

Devamını Oku
01.06.2026
Liderlik savaşı ve adalet - Av. Hüseyin Karataş

Gökyüzüne baktığınızda kuşların toplu olarak uçarken “v” harfi gibi sıralandığını görürsünüz.

Devamını Oku
30.05.2026
Akıl tutulması, utanç ve meşruiyet - Remzi Koçöz

İnsanlar doğal olarak hata yaparlar.

Devamını Oku
30.05.2026
Ali Abalı'yı anarken… - Erol Dolu

25 Mayıs 2018 Cuma günü öğleden sonra telefonuma Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden bir mesaj geldi.

Devamını Oku
29.05.2026