İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

14.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar. Kapitalist dönemde devletin konumu, bu denklemde sermayenin kâr maksimizasyonunu destekleyecek ve onu yasal güvence altına alacak olan düzenlemeleri yapmaktır. Buna engel olabilecek her toplumsal direniş, devletin zor aygıtları tarafından bastırılmaya çalışılır ve en nihayetinde sermayenin önü açılmış olur. Neoliberal yazarların 1980 sonrası “Devleti küçülteceğiz” anlatısı, sermaye lehine hiç olmadığı kadar büyüyen devletin rolünü gizlemek için uydurulmuş bir şehir efsanesidir. Günümüzde, devletin küçülmesi bir yana, sermaye-devlet ilişkisi hiç olmadığı kadar iç içe geçmiş ve emekçileri, çalışma yaşamından özel yaşam alanlarına varıncaya kadar kuşatan baskıcı ve yıkıcı bir hal almıştır.

AKBELEN ORMANLARI YAĞMALANIYOR

Özal ve Çiller özelleştirmeciliğinin bir devamı olarak süreklilik gösteren Erdoğan hükümetleri döneminde, ülkemizin kamu kaynaklarının sermaye kesimlerine peşkeş çekilmesi hızlanmış, doğal alanlarımız talan edilmiş ve iktidara yakın şirketlerin insafına bırakılmıştır. Bunu sağlamak için gerektiğinde kimi “yasal” düzenlemeler “torbalara atılmış”, gerektiğinde ise yasadışı uygulamalar devreye sokularak sonradan “kılıflarına” uydurulmuştur. İktidara yakın Limak Holding’in Akbelen ormanlarını yağmalaması için hızlı kamulaştırmalarla şirkete bırakılan geniş alanlar, devlet-sermaye ortaklığının bu tipik uygulama süreçlerinden biri olarak öne çıkmıştır. Akbelen ormanlarının bulunduğu Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy köylülerinin yağmacı şirkete karşı ormanlarını, köylerini ve yaşam alanlarını savunmak için başlattıkları direniş, devletin kolluk kuvvetleri tarafından bastırılmaya, direnişin içerisinde olan köylüler sindirilmeye ve bu şekilde şirketin daha fazla kâr elde etmek için duyduğu sabırsızlık yürütme gücü tarafından giderilmeye çalışılmıştır. Seslerini duyurmak için yıllardır direnen köylüler, geçtiğimiz yaz aylarında Ankara’ya da gelerek direniş çadırları kurmuş, köylerinin yok edilmemesi için günlerce sokakta yatmışlardır. Kilometrelerce yol gelerek evlerinden uzakta, haftalarca Ankara sokaklarında kalan köylüleri ne zor koşullar ne yüzlerine kapanan kapılar ne de gözaltı ve tutuklamalar yıldırabilmiştir.

MEMLEKETİ SAVUNMAK

Ormanlarının endüstri bölgesine açılmasını demokratik yollarla protesto eden ve bu kapsamda başlanan ağaç kesimlerinin durdurulmasını talep eden köylüler, Ankara’dan köylerine dönünce de direnişlerini sürdürmüşlerdir. Sermayedevlet ortaklığı köylülerin iradesini kırmak için geçtiğimiz günlerde yeni tutuklamalar gerçekleştirmiş, direnişin öncü isimlerinden Esra Işık’ı sırf köyünü ve toprağını savunduğu için tutuklamıştır. Şirketler daha fazla kazanacak, iktidar partisi kendi sermaye gruplarını daha fazla besleyecek diye bu halkın toprağına, suyuna ve yaşam alanlarına saldıran kesimler esasında tüm yurttaşların kamusal yaşam alanlarına saldırmaktadır. Nitekim, ülkedeki her kamusal alan sermaye grupları için talan edilme potansiyeli taşıyan birer rant alanı olarak görülmektedir. Dolayısıyla, İkizköy köylülerinin direnişi, yalnızca kendi köylerini ve ormanlarını savunma mücadelesi değil tam anlamıyla bir memleket direnişi ve kamusal yaşam mücadelesidir. Hak arayan köylüleri ve işçileri Ankara caddelerinde yerlerde sürükleyen iktidar ve ortaklarının NATO’yu kırmızı halılarla ağırlamak için hazırlıklar yaptığı şu günlerde, İkizköy’ü savunmak memleketi savunmaktır. 

KAAN EROĞUZ

ARAŞTIRMACI

Yazarın Son Yazıları

İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026