İstanbul’un kurtuluşu ve fetih Prof. Dr. Hakkı Uyar
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İstanbul’un kurtuluşu ve fetih Prof. Dr. Hakkı Uyar

06.10.2018 09:11
Güncellenme:
Takip Et:

Bugün Anadolu’nun, İstanbul’un fethini kutlayabiliyorsak bunu sağlayan Milli Mücadele’yi başarıyla yürüten, hem emperyalizmi ve hem de yerli işbirlikçilerini yenen Cumhuriyetin kurucu kadrosu, onların imzaladığı Lozan sayesindedir.

Türkiye’de son on yıllarda Cumhuriyetin kurucu değerlerini ve Cumhuriyetin ulusal kimlik inşasıyla yaratmaya çalıştığı üst kimlik bilincini yıpratma çalışmaları bilinçli ya da bilinçsiz olarak sürdürülüyor. Oysa tarihin süreklilik ve kırılmalardan ibaret olduğunu görmeyenler, Osmanlı hayalleri ile yaşayanlar Cumhuriyet düşmanlığı yapıyor. Anadolu’da geçen bin yıllık tarihin tepe noktasının Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet olduğu görmezden geliniyor.
Cumhuriyeti yıpratmanın yolu, Milli Mücadele de dahil tüm başarıları ya görmezden gelmeye ya da küçümsemeye yöneltiyor birilerini... Buna Sevr’in olmadığı, bir “antlaşma” değil, bir “belge” olduğu çarpıtmalarını ilave etmek gerekir. Bu durumda Sevr başarısızlığı olmayınca, Lozan başarısı da olmayacak. Lozan’da toprak kaybettik edebiyatı tam gaz yapılacak. Tarihle bu kadar oynamak, alternatif tarih anlayışı yaratmak için çabalamak bu ülkenin dibine dinamit yerleştirmekten farksız
.

Osmanlı’nın imzaladığı Sevr
Osmanlı’nın imzaladığı Sevr’e yokmuş muamelesi çek, Lozan’ı küçümse. İstanbul’un kurtuluşunu atla, İstanbul’un fethine odaklan. Milli Mücadele’nin nihai hedefi, “kızıl elması” olan 9 Eylül’ü önemsizleştirmek için, 25 Mart fetih tarihini (1081) uydur. 26 Ağustos 1922’nin yerine 26 Ağustos 1071’i öne çıkar... Şunu unutmamak gerekir ki, 26 Ağustos 1922 olmasaydı, 26 Ağustos 1071’i kutlayamazdık. 6 Ekim 1923’te, -13 Kasım 1918’de başlayan- 5 yıllık/1825 günlük işgalden kurtuluş olmasaydı 29 Mayıs 1453 İstanbul’un fethini kutlayacak yer bulamazdık. Çaka Bey’in İzmir’i fethettiği ayı günü belli olmayan 1081 tarihine Aydınoğullarının İzmir’i kuşattığı 25 Mart tarihi monte ederek, çakma bir fetih günü uydurmanın ve bunu 9 Eylül’e rakip haline getirmenin kimseye faydası yoktur.

Ulusal bayramlar
23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi ulusal bayramlar, 9 Eylül İzmir’in kurtuluşu ve 6 Ekim İstanbul’un kurtuluşu gibi kurtuluş günleri ulusal kimlik inşamızın parçalarıdır, bizi millet yapan değerlerdir. Bunları geri plana iterek, Cumhuriyet öncesine ait fetihleri ya da zaferleri ön plana çıkarmak, tarih yarıştırmak her şeyden önce doğru olmasa gerektir. Bunlardan biri diğerinin rakibi değildir. Hepsi tarihimizin parçasıdır. Ulusal bayramların ve ulusal kurtuluş günlerinin tahribi, Cumhuriyet değerlerinin de tahribi demektir.
6 Ekim 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesi İstanbul’un kurtuluş yıldönümünü “Kurtuluş günü kutlu olsun!” diye duyurmuştu. Haber şöyle devam ediyordu:

Bugün kurtuluşun yıldönümü
“Bugün kurtuluşunun yıldönümünü kutlayan İstanbul için 14 yıl evvelin hatırası dünkü kadar tazedir. O gün bir damla şuur ve idraki olanlar bugün hatırlarlar ki İstanbul’un kurtuluşu, işgalin bütün acısını ve utancını silen en büyük bayram olmuştu. Bütün tarihinde müstakil yaşamış bir milletin o zamanki idare merkezini yabancı istilası altında görmekten doğan büyük elem, gözleri önünde cereyan eden işgal facialarıyla İstanbul halkını kapkara günler içinde yaşattı. Bu şehir, kendisini hürriyet ve istiklaline kavuşturan o günü, o günün Büyük Yaratıcısını ve emrinde muzaffer adımlar atan ordumuzu her yıl bugün değil, her yıl her gün şükranla anıyor ve anacaktır”.

Sultanahmet’ten Taksim’e
Kurtuluş günü kutlama programı ise şöyle idi:
“İstanbul’un kurtuluş günü bugün büyük merasimle kutlanacaktır. Merasime, saat 10’da atılacak toplarla Sultanahmet Meydanı’nda başlanacaktır. Resmigeçide iştirak eden alay saat 1.30’da Sultanahmet’ten tramvay yolunu takiben Taksim’e gidecektir.
Alay Taksim’de toplandıktan sonra evvela İstiklal marşı çalınacak ve bilahare de İstanbul Belediyesi namına da abideye çelenk konacaktır. Belediye ve Talebe Birliği’nden birer kişi burada nutuk söyleyecektir.
Saat dörtte ordu tebrik edilecek ve gece Vali Muhiddin Üstündağ ordu şerefine bir ziyafet verecektir.
Bugün bütün mektepler kapalıdır”.
Belediye törenlere katılım için şöyle bir duyuru da yapmıştı:
“İstanbul’un kurtuluş yıldönümünü kutlulama merasimine iştirak edecek olan alay birinci teşrin 6’ncı günü saat 10’da Sultanahmet Meydanı’nda toplanacaktır. Saat 10.30’da hareket ederek Taksim Meydanı’na gidecektir.

Kurtuluş bayramı
Bu törende bulunmak üzere İstanbul’da bulunan saylavlar, şehir meclisi üyeleri, süel generaller ve subaylar, adliye ve mülkiye rüesası, Belediye erkânı, Üniversite ve maarif erkânı, matbuat mümessilleri, siyasal parti başkanları, hayır ve meslek cemiyetleri başkanları, bankalar direktörleri ve imtiyazlı şirketler ve esnaf cemiyetleri reislerinin Taksimde hazırlanmış tribünü teşrifleri rica olunur.
Elbise: Jaketay, silindir şapka”.
Bir başka gazete ise yine aynı yıllarda İstanbul’un kurtuluş gününü şöyle haberleştirmiş:
“Bugün İstanbul büyük bayramı kutluyor: Kurtuluş bayramı... Mütarekeyi müteakip İstanbul’a giren yabancı kuvvetler 14 sene evvel bugün, Türk bayrağını selamlayarak İstanbul’dan ayrılmışlar ve Türk ordusu merasimle şehre girmişti”.

Lozan sayesindedir
5 yıl süren acı işgal yıllarının ardından kurtuluşu yaşayan nesillerin kurtuluşun kıymetini daha iyi bildiklerini ve bunu ulusal bilinci arttırmak için kullandıkları gayet açık.
Sonuç olarak Malazgirt’i bugün kutlayabiliyorsak, bu bir başka 26 Ağustos (1922) sayesindedir. O olmasaydı, öncekini kutlayacak bir vatanınız olmazdı. 29 Mayıs’ı kutlayabiliyorsak, 6 Ekim (1923) sayesindedir. İstanbul, kurtarılmasıydı 29 Mayıs kutlanmazdı ama işgal kuvvetlerinin İstanbul’a girişi, örneğin 8 Şubat 1919’da Fransız General Franchet d’Espérey’in Rumlar tarafından hediye edilen beyaz atla tıpkı yüzyıllar önce Fatih Sultan Mehmed’in yaptığı gibi şehre girişi kutlanırdı.
Bugün Anadolu’nun, İstanbul’un fethini kutlayabiliyorsak bunu sağlayan Milli Mücadele’yi başarıyla yürüten, hem emperyalizmi ve hem de yerli işbirlikçilerini yenen Cumhuriyetin kurucu kadrosu, onların imzaladığı Lozan sayesindedir.

Prof. Dr. Hakk ı Uyar Dokuz Eylül Üniversitesi

Yazarın Son Yazıları

Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025