S-400, bir askeri alımdan fazlası
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

S-400, bir askeri alımdan fazlası

25.03.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye S-400 sistemleri ile F-35 jetlerini birlikte kullanırsa bu uçakların gerçekten S-400 radarlarına görünmez olup olmadığı da ortaya çıkar ve bunu öğrenen ilk ülke de Türkiye olacaktır. Pentagon’un korkusu da tam burada başlıyor.

Modern askeri literatürde iki önemli doktrin vardır ve bunlar ülkelerin bağımsızlık ve egemenliklerini korumak için olmazsa olmaz parametreleridir. Zira modern savaş stratejilerinde, bir ülke veya bölgeye müdahale etmeden önce o bölgenin hava sahasını kontrol altında almak şarttır. Yakın tarihte Körfez Savaşları bunun en bariz örneklerindendir.
Bu doktrinlerden biri hava üstünlüğü (airsuperiority) ve diğeri de hava egemenliğidir (airdominance). Hava üstünlüğü, kendi hava sahasını bir yabancı uçak tarafından ihlal edildiğinde, kendi savaş uçaklarını yollayarak gerek uyarı gerekse it dalaşına girerek istenmeyen uçağı bölgeden uzaklaştırmayı başarmak veya imha ederek kendi hava sahasında taktik üstünlüğü elde etmek demektir. Hava egemenliği ise bir ülkenin daha stratejik bir düzeyde, kendi hava sahası içerisinde herhangi bir istenmeyen uçan cismi etkisiz hale getirme yeteneğine denir. Bu bir uçak olabileceği gibi, düşman İHA, SİHA veya düşman tarafından fırlatılan havadan-karaya ya da karadankaraya füze de olabilmektedir.
Türkiye bölgede hava üstünlüğü konusunda şimdilik güçlü olsa da dışarıdan fırlatılan bir füze saldırısına karşı bölgede en zayıf durumdadır. Devlet, bu acil ihtiyaç doğrultusunda, 2017’de Rusya’dan piyasa da bulunan en etkin uzun menzilli hava ve füze savunma sistemlerini almak için el sıkışmıştır. Savunma Sanayii yetkilileri, S-400’lerin 2019 da geleceğini ve Kasım ayında operasyona başlayacak ilk iki sistemde Türkiye’nin dost/düşman tanıma yazılımlarının entegre edileceğini ve sistemlerin Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacağını belirtmektedir. Bu sistemler, Türkiye’ye bölgede ciddi derecede stratejik üstünlük kazandıracaktır. Ancak, Türkiye’nin bu hamlesine şiddetle karşı çıkan devlet, ABD’dir.

NATO için tehlikeli mi?
ABD itiraz gerekçelerini şöyle izah ediyor: 1- NATO’ya üye bir ülke Rus yapımı bir silah kullanmamalı, 2- NATO hava savunma sistemine S-400’ler entegre edilemez. Buna ek olarak Pentagon, S-400 sistemi aldığı takdirde Türkiye’ye F-35 savaş uçağının verilmeyeceğini hatta bir silah ambargosu uygulayacağını belirtmektedir.
Komşu ülkelerden Yunanistan’ın S-300 sistemlerini kullanmasının yanında Slovakya ve Bulgaristan’ın benzer silah sistemleri kullandığı açık bir gerçektir.
Bu sistemleri zor olsa dahi NATO’nun hava gözetim sistemine dahil edebilmişlerdir. ABD bunun farkındadır. O zaman Türkiye’ye karşı neden bu kadar sert tavır sergilemektedir? S-400 sistemleri Türkiye’ye gelirse neler olur, neler değişir onun üzerinde duralım.
S-400 hava savunma sistemleri çok karmaşık radar sistemleri kullanıyor ve farklı füzeler kullanarak hedefi imha etme kabiliyetine sahipler. Hedefin özelliklerine göre otomatik olarak fırlatılacak füzeyi seçebiliyor. Bu üstün radarlar ve füze sistemlerinden dolayı Hatay’da konuşlu bir sistem 600 km uzaklıktan bir hedefi takibe alabilmekte yani hemen hemen bütün Suriye, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ın hava sahasını aynı anda tarayabilmektedir.
Bunun gibi İzmir’de konuşlandıran bir sistem Batı Akdeniz, Ege dahi bütün Yunanistan’ın hava sahasını tarama becerisine sahiptir. Bu sistemler herhangi bir uçan cismi 400 km mesafeden kilitleyip onu 250 km mesafede imha edebilmektedir. Yani bu sistemler Türkiye’ye İran, Irak, Suriye, İsrail başta olmak üzere Ortadoğu’nun önemli bir kısmından gelebilecek tehditleri bertaraf edebilme yetisini vermekle kalmayıp, aynı zamanda Ege ve Doğu Akdeniz’de ve özellikle Kıbrıs etrafındaki tüm doğalgaz yataklarını kapsayacak şekilde Türkiye’nin rızası dışında askeri bir harekâta izin vermeyecek biçimde mutlak bir stratejik üstünlük sağlamaktadır. ABD’nin rahatsız olduğu nokta belki de tam da budur. Çünkü Suudi Arabistan’a bile Patriot Hava Savunma Sistemleri veren ABD, Türkiye’ye satış konusunda yıllardır oyalama taktiği uyguluyor. Ya Pentagon ya da ABD Kongresi Türkiye’ye satışı önlemişlerdir.

Terör koridoru planını bozacak
Daha önce de Türkiye, Çin’den S-300 hava savunma sistemlerin bir eşiti olan HQ-9 almak istediğinde ABD baskısı sonucu vazgeçti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400 anlaşmasının imzalandığını, ön ödeme yapıldığını açıklayınca, ABD’den yükselen seslerin dozu artmıştır. Rus tarafı da ilk sevkıyatı 2019 yılın ortasında yapacağını ve Kasım ayında göreve başlayacağını söylemektedir. ABD Türkiye’ye Patriot’ları vermemek için yıllardır oyalarken, Türkiye’nin S-400 sistemlerini kullanmasının Washington’u kızdıracağı açıktır. Ki ABD’li uzmanlar da S-400’ün Patriotlardan daha üstün bir hava savunma sistemi olduğunu kabul etmektedirler.
Ayrıca S-400 sisteminin Türkiye’ye gelmesi ve Türk ordusu tarafından etkin olarak kullanılması, ABD’nin Fırat’ın doğusuna sevk ettiği 23 bin tır silahla kurmak istediği terör koridor planını da oldukça zorlaştırır. Mesela diyelim ki Türkiye, Suriye’nin kuzeyini uçuşa yasak bölge olarak ilan etti. Bu adımı atması halinde Türkiye’nin elinde bunu gerçekleştirmek için şu anda pek silah yok. S-400 sistemlerin gelmesi ile Türkiye sadece kendi kara ve deniz sınırlarını değil, aynı zamanda Suriye’de terörden temizlediği bölgenin güvenliğini de sağlayabilecektir.

Pentagon’un asıl korkusu
Şimdi gelelim ABD’nin silah ambargosu ve F-35 uçaklarını verip vermemesi konusuna ve bunu uygulamak için kullandığı gerekçelere... Evet, ABD eğer Türkiye’ye F-35 jetleri vermezse 2024’ten 2030 yılları arasında hava üstünlüğü konusunda Türkiye sıkıntı yaşayabilir. Çünkü ABD’nin 2023-2024 yıllarından itibaren Yunanistan’a F-16v uçakları vermeye başlaması muhtemel. Bu uçaklar TSK’nin elinde olan uçaklardan daha üstün özelliklere sahip. Ama Savunma Sanayii Örgütü’nün planına göre 2030 yılından itibaren özgün beşinci nesil milli muharebe uçakları (TFX) TSK’nin envanterine girmeye başlayınca bu sorunu da gidermiş olacaktır. ABD zaten epeydir Türkiye’ye gayrı resmi silah ambargosu uyguluyor. Özel Kuvvetler tarafından kullanılan tabancalar verilmiyor. TSK’nin elinde olmayan silahlar ise teröristlere veriliyor. Ama tarih şunu gösteriyor: Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan bu yana uygulanan her ambargolardan kârlı çıkan taraf Türkiye olmuştur. Çünkü yerli imkânlarla yerli üretimler ivme kazandı. F-35 uçakları da Türkiye için önemli ama alternatifsiz bir ürün değildir. F-35 üretiminde “kurucu” proje ortağı olarak Türkiye’nin de ciddi katkıları var. Projeden Türkiye’yi çıkarması ABD için hem maliyetli hem de zaman kaybı olur. Türkiye ABD’nin endişelerini de anlıyor ve bunlara gerekli önemi vereceğini taahhüt ediyor.
Türkiye S-400 sistemleri ile F-35 jetlerini birlikte kullanırsa bu uçakların gerçekten S-400 radarlarına görünmez olup olmadığı da ortaya çıkar ve bunu öğrenen ilk ülke de Türkiye olacaktır. Pentagon’un korkusu da tam burada başlıyor. F-35 jetlerinin radar ve elektronik izleri Türkiye’deki S-400 sistemler üzerinden Rusya’ya gidebilir ve belki daha da önemlisi bu bilginin ortaya çıkmasının proje üzerindeki muhtemel etkilerini düşünüyordur... 1992 yılında başlayan F-35 programının 2070 yılına kadar kullanımda kalması öngörülüyor, bu süreçte üretime yönelik tedariklerle toplam bütçenin 1,6 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Halihazırda zaman ve bütçe açısından birçok kez Amerikan kongresinde ek süre ve bütçe alan proje, birçok kez iptal noktasına gelmiş; bugün bile artık iptal edilmesi büyük zararlara yol açacağından 2070’ten çok önce durdurulması öngörülmektedir. Bu durumda zaten ağır aksak giden, çok uzayan ve çok maliyetli olan projeyi Türkiye’nin elde edeceği S-400’ler tarafından “görülebilir/ vurulabilir” olması, sadece AB ülkelerine satılması öngörülen 5 bin adet F-35’ten gelecek 650 milyar dolarlık satışı da büyük sekteye uğratır. Konunun temeli buradadır.
S-400’leri olan Türkiye’ye ABD’nin F-35 satmaması konusu ise başlı başına bir inceleme konusu olacak bir durum. Şu söylenebilir; ABD’nin bu tedbiri alması çok zor görünüyor. Türkiye’ye F-35’leri teslim etmemek, yani programdan çıkarmak F-35’lerin üretim ve teslimatlarını hem maliyetli hale getirir hem de süreleri tahmin edilemeyecek boyutta uzatır.

Ankara’nın hamlesi çok kritik
Türkiye zaten bu endişelere çözüm üretebileceğini söylüyor. Envanterinde S-300 olan diğer NATO üyeleri bunu başarmış durumda.
Yakın zamanda her şey belli olur, netleşir. Soğuk savaştan onlarca yıl sonra hâlâ o psikoloji ile hareket edenlerin pek bir kazanç elde edemeyeceğini düşünüyorum. Bugün Avrupa Birliği bile NATO dışında kendi ordusunu kurma planları içerisinde. Demek oluyor ki Almanya ve Fransa’daki siyasi irade de bunun farkındadır. Gerekirse, seneler önce İsmet Paşa’nın dediği gibi “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de yerini alır”. Yaklaşık bir asır geçti, şimdi yeni bir dünya kuruluyor. Türkiye de yeni yapıda daha güçlü ve önemli pozisyonda yerini alabilir, daha da etkin bir rol oynar.
S-400 alımı, 96 yıllık Cumhuriyet tarihinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hem “İstikbal göklerdedir” hem de “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” doktrinlerine yönelik atılmış en büyük ve en cesur adımdır. Bu hamleye, dar bir bakış açısıyla yaklaşılmaması ve büyük fotoğrafın iyi okunması gerekli.

R. Onur Erim & WalId Mohammed / Dragoman Strateji

 

Yazarın Son Yazıları

MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025