Siyaset ve yargı çemberi - Neval Oğan Balkız
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Siyaset ve yargı çemberi - Neval Oğan Balkız

30.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Pierre Bourdieu’nün de iddia ettiği gibi “Hukuk, daima güç ilişkilerinin kanunlaştırılmasından oluşmuştur.”

Ülke ve halkın gündemi yakıcı. Bölge, emperyalist savaş ve saldırganlıkla ateş altında... Bu sırada cumhurbaşkanı adayı olan bir belediye başkanının temel olarak seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı kapsamında yasal olan faaliyetlerinin suç sayıldığı, “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” olmakla suçlandığı ve bir yılı aşan süredir tutuklu yargılandığı “İBB davası” sürüyor.

Bu davada aralarında Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık gibi yaşam tehlikesi oluşturan hastalıkla mücadele edenlerin de olduğu, ana muhalefet partisinin belediye başkanları ve çoğu belediye yetkilileri olmak üzere 107’si tutuklu 407 kişi, hukuk dogmatiği, hukuksal norm analizi ve hukuk politikası bakımından “maddi/fiili imkânsızlık” taşıyan, çoğu gizli tanık ifadelerine dayalı olduğu belirtilen 2 bin 900 sayfalık bir iddianame kapsamında yargılanıyor!

İKTİDARIN YARGI ELİ

Hukuk güvenliği, hukukun üstünlüğü, bağımsız, tarafsız yargı, doğal yargıç ilkesi, savunmanın bağımsızlığı ilkeleri ile masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi, tutuklamanın istisnai bir önlem olması ilkesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, seçme ve seçilme, siyasi faaliyette bulunma hakkının yok sayıldığı ve ihlal edildiği uygulamalarla yürütülen yargılamalar, toplumun hukuk, adalet, hakkaniyet, tarafsız/ bağımsız yargı anlayışını ve hukuk güvenliği inancını zedeliyor.

Bir yıldır tutuklu olan şüphelilere, onların aile bireylerine yapılan muameleler, keyfi yaptırımlar, “suçun şahsiliği ilkesi” ile “masumiyet karinesi”nin yok sayılması, hukuki sorunların yanında vicdani sorunlar da yaratıyor; siyasal yapıya, muhalefete yargı yoluyla bir yön verilmeye çalışıldığı düşüncesini derinleştiriyor.

HUKUK DEVLETİ!

Anayasal ilkelere sıklıkla uyulmadığı, anayasal parlamenter demokrasi unsurlarının yok sayıldığı bir yönetim sisteminin oluşturulduğu; kuvvetler ayrılığı ilkesi ile insan hak ve özgürlüklerini oluşturan ilkelerden, bunların güvencesini oluşturan kural ve mekanizmalardan arındırılmaya çalışıldığı, tarafsızlığın, bağımsızlığın, adaleti gerçekleştirme işlevinin sorunlu hale getirildiği bir yargı mekanizmasının yaratıldığı koşullarda halk, gündemin bu yargılamalar ile örtülmesini haklı bir kuşkuyla izliyor.

Bu koşullarda; kararlılıkla “hukuk devletini” savunmak, yalnızca bir siyasi parti (CHP) ve üyelerinin değil, tüm bir toplumun sorumluluğudur!

Çünkü kanunlaştırmadan doğsa dahi hukuk idesi “eşitlik”, “amaca uygunluk” ve “hukuk güvenliği” öğelerini barındırır. Bu öğeler “insanının birey ve kişi olarak özgürlük, güvenlik ve eşitlik gereksinimlerinden” doğar. Bu gereksinimlerin gerçekleştirilmesini nihai amacı olarak belirleyen ve temel değerler olarak yüklenen devlet de “hukuk devleti” diye tanımlanır.

Bir hukuk devletinde devlet gücü, anayasa ile yasal hale getirilmiştir. Bu gücün hukuki sınırlarını temel insan hak ve özgürlükleri çizer. Kuvvetler ayrımı (yasama, yürütme, yargı erklerinin birbirinden bağımsız ve eşit konumlarda, kanunlar çerçevesinde işlev görmesi) ilkesi uygulanır. Vatandaşlara eşit muamele yapılır.

DENETLEME: İKTİDARIN DEĞİL, İKTİDARA

Tüm idari makamlar yasalara bağlıdır. Tüm bireylere devlete karşı yargı himayesi sağlanır. Devlet gücünün anayasaya ve yasalara karşı kullanılması durumunda, bundan zarar görenlere tazminat hakkı verilir. Devletin alacağı her türlü önlem, “ölçülülük” ilkesine uygun olmak zorundadır. En genel anlamıyla yönetilenlere “hukuk güvenliği” sağlanmıştır.

İktidar hukukla, hukuka başvurarak örgütlenir. İktidar hukuku/yasaları ve hukuk uygulamasından doğan yargı işlevini belirle(ye)mez ve denetle(ye)mez. Tam tersine, iktidarın işlevleri hukuk tarafından belirlenir ve denetlenir.

Ünlü Alman sosyal bilimci ve filozof Friedrich Pollock, hukukun bu özelliğini “Vücut için kemikler neyse, siyasal kurumlar için de hukukun önemi odur” şeklinde tanımlar. Bu kurum ve ilkeler, toplumsal düzenin sürdürülmesinin, her bir yurttaşın (günlük yaşamını idame ettirme dışında bir amacı olmayan sıradan yurttaşın da dahi), varlığını, yaşamını sürdürmesinin, hak ve özgürlüklerinin keyfi müdahalelere karşı korunmasının, tek güvencesidir!

Bizler “hukuksuz bir devlet” istemiyoruz!

NEVAL OĞAN BALKIZ

Hukukçu, Akademisyen