Olaylar Ve Görüşler

Türkiye Varlık Fonu’nun geleceği- Hasan Şükrü PEREK

07 Eylül 2022 Çarşamba

Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi (TVF), hisselerinin tamamı T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na ait olmak üzere 50 milyon TL sermaye ile 2016 yılında kuruldu. Ana sözleşmesinde ise faaliyet konuları olarak şunlar yer aldı: “Sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlanması, yurtiçinde kamuya ait varlıkların ekonomiye kazandırılması, dış kaynak temin edilmesi, stratejik ve büyük ölçekli yatırımlara iştirak edilmesi amacı ile Türkiye Varlık Fonu ve bu fona bağlı alt fonların kurulması ve yönetilmesi.”

Amaçlar ise şöyle:

- Yapılacak yatırımlarda üretim ve istihdama destek olunması,

- Yerli şirketlerin desteklenmesi, bölgesel ve küresel oyuncu olmalarının sağlanması

- Kamunun büyük altyapı projelerine finansman sağlanması ve destek olunması

- Sermaye piyasalarında derinleşmenin artırılmasına yönelik adımlar,                                                                                      

- Arz güvenliğini sağlamak üzere, Türkiye için hayati önem taşıyan doğalgaz ve petrol gibi stratejik sektörlere yatırım yapılması.

SANTİAGO PRENSİPLERİ

TVF’nin dünyadaki benzer kuruluşlarla uyum sağlaması için uluslararası literatürde “Santiago Prensipleri” olarak bilinen genel kabul görmüş prensiplere uyması ve ona göre hareket etmesi gerekir. Mesela “kamuoyunu bilgilendirme prensibi” kapsamında 2022 Ağustos ayına kadar 2021 yılına ait rapor henüz yayımlanamamış ve kamuoyu aydınlatılmamıştır. Veya finans dünyasının amentüsü sayılan “şeffaf olma prensibi” işlerlik kazanmamıştır. “Demokratik denetim prensibi” kapsamında kamu adına denetim kanunda yer almasına karşın denetlenen kişi ve kurum ile denetimi sorgulayacak kişi ve kurumun aynı olması TVF’nin tarafsızlığına ve objektifliğine gölge düşürmektedir. Burada kastedilen yönetici ve personel istihdamından tutun da alım ve satım ile piyasa aktörü olarak bir taraftan piyasa düzenleyicisi diğer taraftan kârlılığı da esas alan bir denetim işlevidir. Son olarak “fon kaynaklarının optimal kullanımının üst düzeyde sağlanması prensibi”nin sağlanması için öncelikle siyasi etkilerden arındırılmış, sağduyulu, ülke çıkarları bakımından en uygun seviyede bir borçlanma ve kredi ilişkilerinin düzenlenmesi gereklidir.

ÖNGÖRÜLEMEZ BORÇ

31.12.2020 tarihi itibarıyla Türkiye Varlık Fonu’nun 1 triyon 586 milyar TL kısa vadeli ve 296 milyar TL uzun vadeli olmak üzere toplam 1 trilyon 882 milyar TL borcu bulunmaktadır. TVF’nin kurulduğu 2016 yılından 2020 yılının sonuna kadar ortalama kur üzerinden bir hesap yapılacak olursa 350 milyar dolar bir borçlanmanın yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin genel tablosu ve gerçekleşen rakamlar göz ününde bulundurulduğunda bu borcun çevrilmesinin hayli güç olduğu ortadadır. Ayrıca, döviz karşılığı borcun, genel borç toplamı içindeki oranını bilemiyoruz. Ne yazık ki 2022 yılının ortalarındaki kurun seyri ve borç aleyhine bir tablo oluşturulmasıyla buradan kaynaklanan kur farkı yükünün de oldukça fazla olacağı kesin görülmektedir.

31.12.2020 tarihi itibarıyla Türkiye Varlık Fonu’nun 1 trilyon 586 milyar TL kısa vadeli ve 296 milyar TL uzun vadeli olmak üzere toplam 1 trilyon 882 milyar TL borcu bulunmakta.

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR BAŞDENETÇİ

HASAN ŞÜKRÜ PEREK



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları