Ebedi Kemalizm
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Ebedi Kemalizm

20.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi? Sanki ülkeyi her renge boyamışsın da geriye bir tek “fıstıki yeşil” kalmış. Bir 20-25 yıldır ortalık genç Karl Marx’tan, genç Lenin ve Stalin’den, kadınlar cenahında da genç Krupskaya’lardan, genç Rosa Luxembug’lardan, Clara Zetkin’lerden geçilmemekteydi. Televiyonda odama gelirler, bir koltuğa otururlar, bacak çelerler, bir sigara ateşleyip dumanını burunlarından fışkırtırlar ve parmak sallayarak “Buraya bak Özdemir İnce” derler. Tam o sırada sekreter Şükran abla (öykü yazarı Şükran Özkutlu) imdada yetişir ve bunları odadan kışkışlardı. Dertleri neydi benimle? “Müdür”üm ya, iktidarı temsil etmekteyim zaar. Beni madara ederlerse iktidarı ele geçireceklerdi.

İşte bu genç ökeye, yıllar süren boşluğun üzerinden atlayarak ve yarenlik amacıyla “Kemalizmle kavgan ne durumda?” diye bir e-posta yolladım dün. Anlaşılan, ironi duyarlığı zayıf olmalı ki “Seninle her konuda tartışmaya hazırım” demez mi? Bu “yetmez ama evetçi”yle tartışmak nafileydi ama şimdi bu yazıda ebedi Kemalizmi anlamaya ve anlatmaya hazırım. Bir şeyi biriyle tartışmak başka (bu dalaşmaya varır) onu kendi üzerinde odaklanarak tartışmak başka.

Bir şeyi tartışmak: O şeyi, o nesneyi irdelemek, üzerinde düşünmek, irdeleyerek nesnel ölçümle değerlendirmek anlamına gelir.Genç öke Kemalizmi tartışmanın altı oku tartışmak, dolayısıyla Cumhuriyeti tartışmak anlamına geldiğini bilmiyordu. Bu cümle beni konunun şahdamarına götürdü beklenmedik bir anda: En çok megaloman otodidaktlar arasında çıkar. Ve otodidaktlar tartışılan konu ile tartışılan kişiyi özdeşleştirip birbirine karıştırırlar.

Son 40 yılım “ana rahimine ‘haklı’ düşenler”le, yetmez ama evetçiler’le, “ham hum şaralopçular”la boğuşmakla geçti. Ayrı ayrı ve topluca boğuşmakla. Adam “Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi?” diye harlıyor ama bunun “Cumhuriyet”i tartışma konusu yapmak anlamına geldiğini bilmiyor. Bilmiyor ama “Biz entellektüeller...” diye konuşup yazmaya başlıyor. Çünkü zavallı, entelektüel (düşünür) ile aydını (“Eclairé”, “bilgili”, “açık fikirli”, “ziyalı”) birbirine karıştırır. Düşünür de eylem adamı olabilir ama aydın sadece eylem adamıdır, düşünür olması gerekmez. (Alçakgönüllü olmak gerekmez, bu tanım, bildiğim kadarıyla Türkiye’de ilk kez yapılıyor.)

Önündekini ısıran, arkasındakini tepen Özdemir’i “Kemalizm tartışması”nda madara edebilirsin ama Kemalizmden bir kıymık bile kopartamazsın. Çünkü Kemalizm altı ok, altı ok da Türkiye’nin düzeni, rejimi anlamına gelir:

1- Cumhuriyetçilik: Cumhuriyet vatandaşı Türk varlığı, tek dil, bütünleşmiş varlık; etnik varlık değil vatandaşlık ideal ve bilinci...

2- Milliyetçilik: Devletin yönetim şeklinin cumhuriyet olmasını savunan, egemenliğin kaynağını millete dayandıran ve halkın kendi kendini yönettiği demokratik bir siyasi ideolojidir. Türk inkılabının temelini oluşturan bu ilke; seçme/ seçilme hakkı, eşitlik, milli egemenlik ve devlet başkanının halk tarafından seçilmesi esaslarına dayanır

3- Halkçılık: Türk toplumunda birey veya sınıf ayrımcılığını reddederek yasalar önünde tam eşitliği, milli egemenliği ve halkın kendi kendini yönetmesini esas alan Atatürk ilkesidir. Sınıf mücadelesi yerine dayanışmayı, sosyal adaleti ve devletin halkın refahı için çalışmasını hedefler.

Halkçılık ilkesinin temel özellikleri ve amaçları:

Kanun önünde eşitlik: Hiçbir kişi, aile veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.

Sınıfsız ve imtiyazsız toplum: Toplumsal barışı sağlamak amacıyla sınıf çatışmasını reddeder, dayanışmayı savunur. (Bence sınıf çatışması olmayan toplum ölü toplumdur.)

Milli egemenlik: Yönetimde halkın iradesinin üstünlüğünü ve devletin halk için çalışmasını esas alır.

Demokrasiye temel oluşturur; cumhuriyetçilik ilkesinin doğal bir sonucu olarak halkın yönetime katılımını sağlar.

Halkçılık ilkesi doğrultusunda yapılan devrimler:

Medeni Kanun’un kabul edilmesi (1926): Kadın-erkek eşitliği sağlandı.

Aşar vergisinin kaldırılması (1925), Soyadı Yasası (1934).

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması (1930- 1934): Siyasi eşitlik sağlandı.

Tevhidi Tedrisat Kanunu (1924): Eğitimde birlik ve fırsat eşitliği sağlandı.

Millet Mekteplerinin açılması: Okuma-yazma oranını artırarak halkın eğitimi hedeflendi. Halkçılık, Türk toplumunu çağdaş, demokratik ve dayanışma içinde bir yapıya kavuşturmayı amaçlayan bütünleştirici bir ilkedir.

4- Devletçilik: Devletçilik, özellikle genç Türkiye Cumhuriyeti’nde özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle devletin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı sağlamak amacıyla yatırımları doğrudan üstlenmesi, planlaması ve işletmesi ilkesidir. Atatürk’ün ılımlı devletçilik anlayışında özel girişim esas tutulurken büyük sanayi ve altyapı işleri devlet eliyle yapılarak hızlı kalkınma hedeflenmiştir.

5- Laiklik: Laiklik (laisizm), devlet yönetiminde dinin referans alınmaması, hukuk kurallarının akıl ve bilime dayanması ve devletin farklı inançlar karşısında tarafsız kalarak bireylerin vicdan özgürlüğünü güvence altına alması ilkesidir. Din ve devlet işlerinin ayrılmasını, ibadet serbestliğini ve herkesin inancında eşit olmasını sağlar.

6- Devrimcilik: (Atatürkçülükte Devrimcilik) Reformdan (yenileme) farklıdır; reformlar eski ile yeniyi bir arada barındırabilirken devrimcilik eski ve zararlıyı tamamen ortadan kaldırıp sadece iyiyi ve faydalıyı yerleştirmeyi amaçlar. Örneğin, Tanzimat dönemindeki reformlar eski ve yeninin yan yana yürüdüğü bir ikilik yaratırken Atatürk’ün devrimleri bu ikiliği ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.

Özetle devrimcilik, toplumsal, siyasal ve kültürel alanlarda gerilemeye neden olan her şeyi yıkarak halkın refahını ve çağın ilerlemesini sağlayacak köklü ve radikal değişimleri savunan bir ideolojidir.

Cumhuriyetin çekici gücü olan altı ok gelişmenin, çağdaşlaşmanın, eylem bilincinin simgesidir.

İlgili Konular: #Karl Marx #Kemalizm

Yazarın Son Yazıları

Ebedi Kemalizm

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi?

Devamını Oku
20.03.2026
Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025