Perihan Ergun

IŞİD’in Göstergeleri

10 Temmuz 2014 Perşembe

Yurdumuzu sayısız sosyal-ekonomik bir yığın sorunun sarıp sarmalaması yetmezken bir de kendimizi, AKP iktidarının açılım tanımı içeriğinde Öcalan- PKK çizgilerindeki bölünmeyi getirebilecek siyasetin içinde bulduk. Bu yadsınacak duruma başta ana muhalefet partisi CHP’nin karşı çıkması beklenirken cumhurbaşkanlığı adayının belirlenmesinde çatı adayı anlaşmasında birleştikleri MHP’den de karşıtlık gelmedi.
Bir de güneydoğu sınırımızda IŞİD’in (Irak- Suriye İslam Devleti) kurulmasını amaçlayan mezhepselliği ilke edinen, kan dökücü örgütün Ortadoğu’yu saran dehşetini izleyerek yaşıyoruz. Öyle ki Sünni-Hanefi mezhebini öngörerek, ilke edinen IŞİD’in Şia-Alevi inancındakileri acımasızca katledişine hükümetimiz sadece seyirci kalmayıp bir de onlara ÖSO yetmezmiş gibi kucak açıyor. Oysa bu acımasız katiller Musul’daki soydaşlarımızı da yok etme amacıyla darmaduman ediyor. Önderimiz Atatürk’ün hasta yatağından kalkarak Hatay’ı sınırlarımız içine aldıktan sonra, “İyileşir iyileşmez Musul’daki yoldaşlarımızı da yurdumuza katacağım” dediğini, ölümü günlerindeki izlenimleri okurken öğrenmiştim. Ekranda Musullu yaşlı bir yetkilinin IŞİD’in acımasızlığını tanımlarken “Adın ne?” diye sorduklarında Sünni bile olsa “Ali” dediğinde hemen üzerine kurşun yağdırdıklarını sesi titreyerek açıklarken hükümetin bunca zulme karşı hâlâ IŞİD’i desteklemesine şaşıp kaldım.

***

Bu destekleme sadece fikirde kalmayıp onlara Suriye’ye, özellikle gereksiz yere Esad’a karşıtlıkla onu devirmeye kalkışan ÖSO’ya sağladığı mesken, yiyecek içecek ve hatta sağlık sorunlarında kendi yurttaşlarımızdan sakındığı tüm imtiyazları sağladığı gibi şimdi de genel görünüşüyle IŞİD’e de aynı olanakları sağlıyor. Ekrandan şaşkınlıkla izlediğimce Mardinli yaşlı bir kadınımız gözyaşlarıyla, “Bizler hastane kapılarında günlerce sıra beklerken bunlara hemen bakım gösteriliyor. Bizler de böylece yurdumuzda yabancıdan da yabancı oluyoruz” diye yakınıyordu.
Irak Başbakanı Maliki Mezopotamya’dan Basra körfezine kadar büyük nüfusa sahip olan Şia inançlı yurttaşlarını IŞİD örgütünün haince yok etmek için ülkeyi bölmeye soyunmasına karşı güçlenebilmek için İran’dan destek isteyince onlar da savaşıma dahil olmuşlar. Zaten İsrailin dışında ABD’de dahil olmak üzere Arap Yarımadası’ndaki devletlerin tamamı Irak’ın bölünmesine kendi bütünlüklerinin de korunması yönünden karşı çıkıyorlar.
Sonuç olarak; AKP iktidara gelene dek dış politikamızda sürdüregeldiğimiz “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle sınır komşularımızla dostça yaşamımızı AKP iktidarınca da öngörülmeli ve önkoşul olmalı. Çünkü; kavga ve savaş önü alınmaz büyük cinayettir.

***

Son günlerde bir de ağustosta yapılacak yeni cumhurbaşkanının seçimiyle ilgili haberlerle yatıp kalkıyoruz. Adaylıkların ilanında R. Tayip Erdoğan’ın adaylığı malumün ilanıydı. Adaylığıyla ilgili konuşma yaparak üzere kürsüye çıktığında da bir malumu da söze şükür duasıyla başlayıp Fatiha suresiyle bitirdi. BDP’in gerçekte PKK’nin adayı Selahattin Demirtaş, Erdoğan açısından rakip sayılmayıp açılımla onlara verdiği Öcalan’ın istemi doğrultusundaki kardeşlik ortamındalar. Şaşırtıcı, beklenmeyen CHP-MHP beraberliğinin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. MHP’liler genel başkanlarının çatı adayı tercihini kabullendiler. CHP yötemininden kendilerine bilgi verilmeden, sorulmadan Kılıçdaroğlu’nun aday tercihi olan İhsanoğlu’na karşı tavır alınarak; yazık ki ulusun gereksinmelerini karşılamaları kuralıyla ve oylarıyla Meclis’e gönderilmelerine karşın Prof. Süheyl Batum’un tercihi olan Emine Ülker Tarhan’ın da adaylığı için CHP’den 20 milletvekilinin imzalı onayına gerek duyulduğu için onlara başvuruldu. Ancak içlerinden başta iki kadınımızın bulunduğu, ancak 6 milletvekili çıkabildi. Her şeye karşın eğer seçmenler T. Erdoğan’a karşıysalar seçim sandığına giderek Ekmeleddin’e oy vermelidirler.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Torbadan Öcü Çıktı 18 Eylül 2014

Günün Köşe Yazıları