Seçim açık oturumu

09 Mayıs 2018 Çarşamba

İngiltere’de gelenektir. Seçimler öncesinde ülkenin belli başlı ulusal televizyon kanallarında liderlerin katıldığı açık oturumlar yapılır. İktidar mı muhalefet mi bakılmaksızın, herkese eşit süre tanınarak ve liderlerin yer yer birbirlerine yanıt vermesine de imkân tanınarak iç siyasetten dış politikaya, sağlık sorunlarından güvenlik meselelerine gündemde olan konular tartışılır. Bu bir kamu hizmeti olarak görülür. Sandık başına gidilmeden önce, hangi aday neyi savunuyor -ve en az onun kadar önemli olarak- neyi nasıl savunuyor, yorum katmaksızın seçmenin beğenisine sunulur. Bu izlenme rekorları kıran tartışmalarda liderlerin performansı önemlidir. Seçim kaybettiren tartışma da vardır, seçim kazandıran da.

8 Haziran 2017 seçimlerine günler kala BBC’de yapılması planlanan bir liderler açık oturumu bu bağlamda tarihi bir yerde durur. Tarihidir, çünkü ilk kez tüm muhalefet liderleri tartışmaya katılmış, ancak Başbakan Theresa May, “Biz milletin sorularını yanıtlıyoruz zaten, liderlerle tartışmaya zamanımız yok” diyerek programa çıkmayı reddetmiştir. Burada belli bir hesap vardır tabii. Kendini aynı yerde konumlandırmamak, zaten açık ara önde giderken gereksiz bir risk almamak, hazır cevap bir muhalefet liderinin karşısında aynı performansı gösteremeyip ‘Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak’. Tartışmaya katılmamak tüm bu olası yol kazalarını önlemek olacaktır. May’in hesabı kuşkusuz budur.

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Evet, Mayıs sonunda BBC’de yapılan canlı tartışma programına Başbakan May katılmadı. Ancak ana muhalefet lideri Jeremy Corbyn, ben yine de katılacağım, diğer liderlerle tartışacağım diyerek May’i ters köşeye yatırdı. Tartışmada yine her tür mesele konuşuldu. Ama başlıca konu May’in eksikliğiydi. Kendisi tartışmaya partiyi temsilen İçişleri Bakanı Amber Rudd’ı göndermişti. May neden burada değil, sorusuna Rudd cevap vermekte zorlanıyordu. Başbakan kendine güvenmemekle suçlanıyor, tartışmadan korktu, kaçtı deniliyordu. Halbuki Theresa May’in seçim sloganı ‘güçlü ve istikrarlı’ idi. Televizyon ekranlarındaki yokluğu maalesef bir güce değil güçsüzlüğe işaret ediyordu.

Şimdi burada da yine aynı mevzu. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı televizyonda tartışmaya davet ediyor. Ancak olumlu yanıt alamıyor. Cumhurbaşkanı, “Televizyondaki tartışma olaylarına kesinlikle girmek istemiyorum, çünkü üzerimizden kimsenin prim yapmasını istemiyoruz” diyor.

Halbuki 80’lerde ve 90’larda, yani Türkiye’de demokrasinin çok da dikensiz gül bahçesi olmadığı o yıllarda dahi siyasiler televizyonlarda yapılan açık oturumlara katılırlardı. Yaşı yetenlerin hafızasındadır: Demirel müstehzi gülümser; Ecevit dolmakalemi elinde, ciddiyetle konuşan diğer lideri dinlemektedir; Yılmaz önünde yığılı onlarca nota göz atmaktadır; Erbakan o bilindik tarzıyla ağır ağır konuşur. Her mesele masaya yatırılır, her şey tartışılır. Şimdi bugün açıp da o görüntüler izlendiğinde en çok liderlerin beyefendiliği dikkat çeker. Birbirlerini en hararetli anlarda dahi nasıl nezaketle dinledikleri.

Bu ülkede siyasilerin katıldığı son televizyon tartışması 2002 genel seçimleri öncesinde yaşandı. Uğur Dündar yönetiminde, Recep Tayyip Erdoğan ve o zamanki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal karşı karşıya geldi. Sonrası tarih. Erdoğan iktidara gelmesinden sonra bir daha asla televizyon ekranlarında siyasi rakipleriyle karşı karşıya gelmedi. Gazetecilerin karşısına çıktı belki evet, ama o gazetecilerin ne kadar soru sorabildikleri başka bir yazının konusu.

İngiltere’de May tartışmadan kaçtı. Maliyeti ağır oldu. Genel seçimlerde Avam Kamarası’ndaki çoğunluğunu kaybetti. Azınlık iktidarı kurmak zorunda kaldı. Şimdi burada da tüm muhalefet liderleri aralarında anlaşsa ve hep birlikte bir televizyon tartışma programına çıkmayı öne sürse... Zor tabii ya, bu tartışmayı yayımlamayı kabul edecek ulusal yayın yapan bir televizyon kanalı olsa... Cumhurbaşkanı’na da o davet gönderilse... Kim bilir neler olur?


Yazarın Son Yazıları

Seçim açık oturumu 9 Mayıs 2018
May kısa yolu seçti 14 Nisan 2018
Soruları kim soracak? 29 Kasım 2015
İstifadan kaçmak 21 Kasım 2015