Ne zaafı, gülüyorsun işte!

12 Ekim 2015 Pazartesi

Yurttaşlarımızın katledildiği hain ve alçak saldırının ardından düşündüm: Bu karanlığa ne yazabilirim? Gözümün önüne kapkara bir Türkiye haritası geldi...

***

Her şeyden önce şu saptamayı yapmalı:
Ülkede yaratılan karanlığın sorumlusu tümüyle AKP iktidarıdır.
Tepeden tırnağa neredeyse tüm kadroları iç politikada ülkeyi ayrıştırmış, ötekileştirmiş, toplumu parçalamış, dış ilişkilerde Türkiye’nin başına beklenmedik belaları sarmıştır.
Terör ortamının yaratılmasının sorumlusu, açık seçik bu iktidardır...
Başbakan Davutoğlu, katliamın ardından konuşuyor. Bombayı patlatan olası örgütleri sıralıyor.
PKK, IŞİD, DHKPC, MLKP...
Kimdir, arkasındaki güçler, egemenler kimdir, şu anda bilmiyoruz.
Türkiye’nin geçmiş tarihine bakılırsa 1 Mayıs, Maraş, Sivas katliamları ve faili meçhul cinayetler düşünülürse, devlet terörü diye bir kavram da var.
Yabancı istihbarat örgütlerinin eylemleri, gladyonun yaptıkları var.

***

Peki, Ankara katliamının sorumlusu kim?
Aydınlatılmadıkça kuşkusuz devlet mekanizması, iktidar sorumlu olacaktır.
Tıpkı aydınlatılmayan Suruç, Diyarbakır ve benzeri katliamlar gibi...
Dikkat çekerim... İktidarın İçişleri, Adalet ve Sağlık bakanlarının önceki gün yaptığı basın toplantısı ibretliktir.
İstifa etmesi gereken İçişleri Bakanı, “Güvenlik zaafı var mı” sorusunu “yok” diye yanıtlarken Adalet Bakanı’nın o alaycı gülümsemesi neyi anlatıyor?
Evet zaaf yok, artık AKP politikaları sayesinde ülkede ciddi bir güvenlik açığı ve sorunu var. Can güvenliği sorunu var.
İlkokul çocuklarının voleybol karşılaşmalarında bile güvenlik gerekçesiyle velilerin bozuk paralarını toplayan bir anlayış, Ankara’nın göbeğinde canlı bombalardan nasıl habersiz olur?
Yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği, yaralandığı katliam münferit bir olay sayılabilir mi?
Asla...

***

Arap Baharı’ndan başlayalım...
Sözüm ona baskıcı, despotik yönetimleri kaldırmak, demokrasiyi yerleştirmek adına İslam ülkelerinde yaratılan kalkışmanın sonuçları ortada.
Ne demokrasi geldi, ne özgürlük ne de insan hakları...
Tersine parçalanmış ülkeler yaratıldı, etnik ve mezhepsel çatışmalar, kan ve gözyaşı, ölüm geldi coğrafyamıza.
Emperyalizmin sözde mücadele ettiği IŞİD, El Kaide benzeri radikal siyasal İslamcılara yol verildi.
Şimdi hedefte Türkiye var. Onun için terör oluyor, onun için insanlarımız katlediliyor.

***

Saldırının ardından gece sokağa çıktığımda karşılaştığım arkadaşlar, tanık olduğum değerlendirmeler, benim de ülkedeki karanlığa bakıp “daha yazacak ne kaldı” sonucuna vardığım, büyük bir karamsarlığı yansıtıyordu.
Ancak düşündüm...
Terör karanlık istiyor, insanları evlerine kapatmak, korkutmak, sindirmek istiyor.
Onlar amaçladıklarına ulaşmamalı.
Teröre karşı mücadele sürmeli.
Aydınlık, savaşsız, sömürüsüz bir ülke geleceğine yönelik umutlar korunmalı, güçlendirilmeli.
Bu açıdan kalıcı bir çözüm değil, ama 1 Kasım seçimleri, kısa erimde karanlığı yaratanlara büyük yanıt olacaktır.
Karanlık, sonsuza değin süremez. Gün doğar memleketimde, yeniden çiçekler açar, yaşam sevinci güçlenir.
Bugünkü koşulları yaratan iktidarın uzaklaştırılmasıyla, ülkenin önü açılabilir.
Ondan sonrası, bu düzenin sorumlularının hukuk önünde adil bir yargılamayla hesap vermesidir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015