Hızlanan bir çağda tiyatro
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Hızlanan bir çağda tiyatro

25.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tiyatro oyunlarının süreleri epey zamandır tartışılan, iletişim araçlarındaki inanılmaz dönüşümle birlikte iyice gündemi işgal eden bir konu: “Oyun keşke bu kadar uzun olmasaydı”, “Tek perdelik oyun idealdir” ya da “Hızlanan çağımızda seyircinin ilgisi ancak belirli bir süre canlı kalıyor, sonra siliniyor” gibi cümlelerle çok sık karşılaşılıyor.

Bu hızlanan çağ meselesi benim de kafamı kurcalıyor epeydir. Tabii ki seyirciyi dikkate almakta, süreyi gereğinden fazla uzatmamakta her zaman yarar vardır ama diğer yandan da önemli olan seyirciyle bir hakikati paylaşmak değil mi? Hızdan ve kısalıktan daha geçerli bir etken değil mi bu?

HAKİKATİN DEĞERSİZLEŞMESİ 

Sonra Tanol Türkoğlu’nun 10 Nisan tarihli “Herkese Bilim Teknoloji” dergisinde kaleme aldığı yazı geçti elime ve hız meselesinin aslında çok daha genel bazı kavramlarla da eklemlendiğini düşündüm. Şöyle diyor Türkoğlu: “Dijital, hakikati ortadan kaldırmıyor; onu değersizleştiriyor. Doğru bilgi ile yanlış bilgi arasındaki fark, ahlaki ya da epistemolojik bir mesele olmaktan çıkıyor, araçsal (teknik) bir önemsizliğe dönüşüyor. Önemli olan bilginin doğru olup olmadığı değil ne kadar hızlı yayıldığı, dikkat çektiği, dolaşımda kaldığıdır. Hakikatin bu yarışta geri kalması tutarlı. Yanlış değil yavaş olduğu (olması gerektiği) için!”

Demek ki çağın hızlanması hakikat ile bağımızın gevşemesinde, daha doğrusu önemsizleşmesinde pay sahibi. Peki bu hızlanmada tek etken dijitalleşme mi? Sanmıyorum. Aslında zaman algısının değişmeye başlamasını modern çağa, Sanayi Devrimi’ne kadar geri götürmek mümkün. Toplumsal yaşamın neredeyse fabrika ritmine uydurularak saatin tik-taklarına göre yapılandırılması doğrudan kapitalist üretim tarzıyla ilişkili. Ama modern dönem bilginin doğruluğunun çok önemli görüldüğü, hatta bilgiyi kontrol etmenin gücü elinde bulundurmakla eşdeğer sayıldığı bir dönem. İçinde bulunduğumuz dönemin ayırt edici niteliği ise hızdan da çok, inanılmaz bir (doğru veya yanlış) bilgi patlaması içinde hakikatin önemsizleştirilmesi olsa gerek. Türkoğlu bunu çok güzel ifade etmiş: “Bilinen tarihin hiçbir evresinde bilgi hiç bu kadar bol olmamış, hakikat hiç bu kadar etkisiz eleman konumuna düşmemiş olsa gerek. Çünkü içinde yaşadığımız düzen, bilginin doğruluğunu değil dolaşımını esas alıyor; bunun yan etkisi olarak hakikat (tedavülden kalkmasa da) işlevsiz hale geliyor.”

MANİPÜLASYON 

Bu bilgi bolluğunun bir nedeni, söz konusu bilgilere ulaşmanın “demokratikleşmesi”ni (kolaylaşmasını) sağlayan teknolojik zeminin (dijitalleşme) aynı zamanda herkesi doğru veya yanlış bilgi yayabilir duruma getirmesi. Bu durum hem Türkoğlu’nun bahsettiği dolaşımı sağlıyor hem de iktidar ve güç odaklarının kamuoyunu manipüle etme olanaklarını çoğaltıyor. İşin aslı, bilginin doğruluğunun önemsizleştirilmesi, hakikatle bağımızın gevşemesi sadece dijitalleşmenin kendiliğinden etkisiyle açıklanamayacak kadar siyasi bir sorun. Bilgi yaymanın bu denli kolaylaştığı bir çağda, bunu hakikatin önemsizleştirilmesi, aydın ve entelektüel nefretinin yaygınlaştırılması, doğru bilginin değersizleştirilmesi için kullanan bir tür “pedagojik rejim” söz konusu. Aslında hem siyasi hem kültürel düzeyde toplumu şekillendirme savaşı yürütülüyor. Dijital çağın hız ve dolaşım kalıpları, şekillendirilmeye çalışılan toplum üzerinde mutlaka kendiliğinden bir etki yapıyor ama bunun yanında bilinçli ve kasıtlı bir müdahalenin de söz konusu olduğunu düşünüyorum.

Bende bütün bu düşünceleri tetikleyen ilk konuya, tiyatro oyunlarının uzunluğu, kısalığı meselesine dönecek olursak; derim ki bırakalım her oyun kendi hakikatini yaratsın. O hakikati hıza kurban etmeyelim.

Yazarın Son Yazıları

Gülsen Tuncer’in ardından...

Son zamanlarda hep “ardından...” yazıları yazmaya başladığımı fark ettim.

Devamını Oku
28.09.2026
Şükran Soner’in ardından...

1 Eylül’de sevgili Şükran Soner’i yitirdik. Hem Cumhuriyet gazetesi hem Türkiye işçi sınıfı, emek mücadelesi, hem de 68 kuşağı için büyük bir kayıp bu.

Devamını Oku
14.09.2026
Bu halk onu unutmuyor

Değerli araştırmacı ve yazar Sabahattin Selek’in yerleştirdiği kavramla, “Anadolu İhtilali”nin en önemli ve belirleyici aşamalarından biri, 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz’la başlayıp 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde zaferle noktalanan harekâttır.

Devamını Oku
31.08.2026
Bir şarkının peşinden

“İnsan nice yollardan geçecek insan oluncaya dek./ Kuşlar nice denizler aşacak bir kumsal buluncaya dek./ Nice insanlar daha ölecek top tüfek susuncaya dek./ Esen yeller bilir bunu dost, bunu esen yellere sor.”

Devamını Oku
17.08.2026
Bir şampiyonluğun ardından

Futbola hiç yakınlık duymadım.

Devamını Oku
03.08.2026
Ferhangi Şeyler

31 Ağustos 2021 tarihinde, bence çok erken yitirdiğimiz Ferhan Şensoy, Türk tiyatrosunun yetiştirdiği en özgün sanatçılardan biriydi.

Devamını Oku
20.07.2026
Denize varmaktır amacı nehrin

Yine bir 2 Temmuz geldi ve geçti.

Devamını Oku
06.07.2026
Yine gündönümü

Yine bir gündönümü geldi. 21 Haziran...

Devamını Oku
22.06.2026
Antroposen çağı

2000 yılında katıldığı bir konferansta, meslektaşlarının içinde bulunulan dönemi hâlâ Holosen diye adlandırmakta ısrar etmelerine tepki gösteren Nobel ödüllü atmosfer kimyacısı Paul Crutzen, artık o dönemin geride kaldığını vurgulayarak “Antroposen çağındayız!” dedi.

Devamını Oku
08.06.2026
Hızlanan bir çağda tiyatro

Tiyatro oyunlarının süreleri epey zamandır tartışılan, iletişim araçlarındaki inanılmaz dönüşümle birlikte iyice gündemi işgal eden bir konu...

Devamını Oku
25.05.2026
Feyha Çelenk’in ardından

Benim tiyatro yaşamımda Bursa’nın özel bir yeri vardır.

Devamını Oku
11.05.2026
İşte insan

Toplumsal çürüme giderek toplumsal dağılmaya dönüşmeye başladı.

Devamını Oku
20.04.2026
Kuşaklar buluşması

29 Mart 2026’da farklı yollardan, farklı kişisel tarihlerden geçmiş farklı kuşaklar Üsküdar Belediyesi’ne bağlı Altunizade Kültür Merkezi’nde buluştuk.

Devamını Oku
06.04.2026
İlber Hoca'nın ardından

İlber Hoca'nın ardından

Devamını Oku
23.03.2026
Dünya Kadınlar Günü

Salı günü çıkacak bu yazıyı 8 Mart’ta, Dünya Kadınlar Günü’nde kaleme alıyorum.

Devamını Oku
10.03.2026
Bir ustaya selam: Metin Deniz

Metin Deniz bu isimlerden biridir benim için. Yaratıcılıkta sınır tanımayan bir sahne tasarımcısı ve yönetmen olmasının yanı sıra, her şeyiyle güzel insandır.

Devamını Oku
23.02.2026
Mefistofeles’in dünyası

Epstein dosyaları ile bu gezegeni yöneten ve neyin nasıl olması gerektiğini herkese dayatma yetkisini kendinde bulan küçücük bir azınlığın tüyler ürpertici skandal manzaraları ortalığa döküldü.

Devamını Oku
09.02.2026
Haldun Dormen’in ardından

Haldun Dormen’in ardından Tiyatromuzda 1950’lerden beri derin iz bırakmış, sayısız öğrenci yetiştirmiş çok önemli bir sanatçıyı, Haldun Dormen’i 21 Ocak’ta, 97 yaşında yitirdik.

Devamını Oku
26.01.2026
Artık her şey insana bağlı

Aradan tam 53 yıl geçti; 3 Ocak 2026’da, Amerikan özel kuvvetleri Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu, eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırıp ABD’ye götürdü.

Devamını Oku
12.01.2026
Sanat uzun, ömür kısa

Ne yazık ki prova sürecinde yaşanan sayısız talihsizliğe bir yenisi eklendi ve Mefisto’yu oynayan Sükûn Işıtan sakatlanınca, oyun ancak 18 Aralık’ta prömiyer yapabildi. Ama çok başarılı bir şekilde yaptı.

Devamını Oku
29.12.2025
Uzun bir macera: ‘Faust’

Sevgili İlhan Selçuk 2004’te bir dergi kataloğu armağan etmişti. Değerli ressamımız Bilge Alkor’un kargalarıyla böyle tanıştım. Daha sonra tanışıklık, “Meleklerin ve Şeytanların Aynası” (2011) ile derinleşti. Uzunca bir süredir başucumda duran, dönüp dönüp baktığım, sonra “Belki bir gün” diyerek tekrar kenara koyduğum “Faust”, Alkor’un imge dünyasıyla farklı bir boyuta taşınmıştı.

Devamını Oku
08.12.2025
İnsan idrak ettiği ruha benzer

Aleksandr Puşkin, “dramatik büyünün titreştirdiği düş gücümüzün üç telinden” söz eder. Bunlar; gülme, acıma ve dehşettir. Vsevolod Meyerhold ise Charlie Chaplin ve Sergey Ayzenştayn’ı karşılaştırırken, her iki sinemacıda bu “üç tel”in ne denli ustalıkla kullanıldığına değindikten sonra, bir ayrım yapar: “Chaplin’de gülmece ve acımanın ön planda olduğunu, dehşetin gölgede kaldığını söyleyebiliriz oysa Ayzenştayn’da gülmece geri plana kayarken acıma ve dehşet öne çıkar.”

Devamını Oku
24.11.2025
Goethe: İkilem ve Deha

Büyük yazarın kendi yaşam sürecinin de derinlemesine nüfuz ettiği “Faust”un ilk bölümü ise, kendisinden önce Christopher Marlowe’un 16. yüzyıl sonunda oyunlaştırdığı (“Dr. Faustus”) ruhunu şeytana satan Faust efsanesinden yola çıkmakta ama bu bölümde Faust’un Mefistofeles ile macerası kadar, “ayarttığı” Gretchen’in trajedisi de göze çarpmaktadır. Goethe dahi sanatçı duyarlılığıyla içinde yaşadığı toplumun “mahalle baskısı”nı, ikiyüzlü ahlak kurallarını kendi siyasi ve toplumsal kimliğinin çok ilerisinde bir noktadan eleştirir. Viktor Glass’ın “Goethe’nin İnfazı” romanında (çev. Regaip Minareci, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) anlattığı olayda, evlilik dışı hamile kaldığı çocuğu öldürmekle suçlanan genç kadın hakkındaki idam cezasını siyasi kimliğiyle onaylayan Goethe, “Faust”ta konuya bambaşka bir duyarlılıkla yaklaşır. Büyük sanatçı ve düşünürün, “Almanların en büyüğü”nün tüm hayatına yayılan ve “Faust”a da yansıyan bu ikilemi aslında çağının, yükselen modernitenin etkisi günümüz

Devamını Oku
10.11.2025
Mucize 102 yaşında

Böyle zamanlarda geçmişe dönüp bugünkünden çok daha ağır koşullar içinden düze çıkmayı bilmiş, hem memleketin ufkunu kaplayan sisi hem ileriye doğru koşmak isteyenleri engelleyen karanlığı yarıp geçmiş kurucu kuşağın mücadelesini, Kocatepe’den Afyon Ovası’na doğru bakarken sadece biraz sonra cereyan edecek o büyük muharebeyi değil, oradan geleceğe açılan yolu da gören çelik iradeli bir çift mavi gözü, o mucizeyi hatırlamak iyi geliyor insana.

Devamını Oku
27.10.2025
Bir ödül töreninin ardından

Cumhuriyetin kurucu felsefesinin kültür alanındaki en önemli adımlarından biri tiyatro, opera, bale ve müzik alanlarında modern, kalıcı sanat kurumları yaratarak sanat sevgisini tüm yurt sathına yaymaktı.

Devamını Oku
13.10.2025
Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025
Vahşi bir dünya

Vazgeçilmez dört elementten biri olan havayı yine paramparça ediyor bombalar, füzeler... Doğal yerinden koparılıp insanın elinde oyuncak olmuş ateş, gecenin karanlığını kızıla boyuyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Beyaz gecelerde Medea-Material

23-27 Mayıs tarihleri arasında, Dostoyevski’nin unutulmaz novellasının fonunu oluşturan St. Petersburg “beyaz geceler”indeydik.

Devamını Oku
02.06.2025
İyimserlik önyargısı

İyimserlik önyargısı

Devamını Oku
12.05.2025
Bir kez daha Kerbela

Bir kez daha Kerbela

Devamını Oku
28.04.2025
Bursa ve tiyatro Bursa...

Bursa ve tiyatro Bursa...

Devamını Oku
14.04.2025
Dünyayı sevgi kurtaracak

Dünyayı sevgi kurtaracak

Devamını Oku
31.03.2025
Sonrası gündüz

Sonrası gündüz

Devamını Oku
17.03.2025
Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Devamını Oku
03.03.2025
Tiyatroda eğitimin önemi

Tiyatroda eğitimin önemi

Devamını Oku
10.02.2025