Ekonomik bunalım kök saldı. Yıllardır Erdoğan’ın enflasyonun düşeceği vaatlerine karşın dikkate alınan tüm tahminler yine kötü. Ekonomi yönetiminin Londra’da ocak-şubat ayı enflasyonunun yüksek geleceğini ilk yabancılara söylemesi manidardı. Ekonomi yönetimi 2026 enflasyonunun yüzde 20’nin altına düşmeyeceğini kabullenmiş durumda. Piyasa uzmanları en iyi olasılıkla enflasyonun yüzde 22 olacağı düşünüyor. En kötümseri yüzde 31. Ocak ayında özellikle yüzde 5’in altında tutulan enflasyon dahi, emekli, çalışan dar gelirliye verilen zammın büyük bir dilimini yuttu.
Yeni koşullar, yeni dramların ortaya çıkmasına neden oluyor. Zamanınız varsa bir markete mesai saatlerinde gidin emeklileri izleyin. Tenha saatlerde gidiyorlar çünkü. Emekli bir kadın gözlerinde yakın gözlüğü, market buzdolabında yer alan 4 ayrı kaşar peynirinin hepsinin birim fiyatını kontrol ediyor. Elindeki diğer marketlerin fiyat listeleriyle karşılaştırıyor. Başka bir emekli elinde yoğurt ile yanına yaklaşıyor, “Senin gözlüğün var bunun fiyatı kaç lira” diye soruyor. Sonra üç harfli marketlerdeki fiyatlarla normal marketteki fiyatları müzakere ediyorlar. Elinde liste olan, en ucuz markayı gösteriyor. “En ucuzu bu ama bunu da alamıyorum” diyor. Diğer emekli, “Ben taze kaşarı pazardan alıyorum. Kilosu 200 TL, Kırşehirli bir peynirci var. Tadı çok güzel, sen de ona uğra” diye yol gösteriyor.
Başka bir çift sebze-meyve bölümünde. Orta yaşlı bir bey, ayvanın kilosunun 195 TL olmasına, “Bu ne” diyerek tepki gösteriyor. Eşi, kolundan çekiştiriyor, “Gel gel, ayvayı çok yedik, bu yıl da yemeyelim” diyor.
Ülkemizde yaşanan her sorun toplumun her kesimini derinden sarsıyor. Örneğin İstanbul’da yaşayan Ermeni yurttaşlar. Agos gazetesinin tespitleri Türkiye gerçeğini azınlıklar boyutuyla da ortaya koyuyor. 2025 yılında 527 Ermeni yurttaş yaşamını yitirmiş. Yeni doğan ve vaftiz edilen bebek sayısı 183. 2024’ün rakamları da aynı.
Derin yoksulluk Ermeni yurttaşların da canını yakıyor. Ekonomik koşulları bozulduğu için sokağa düşmek üzere olan yaşlılar var. Gazete 10’un üzerinde kadınla konuşmuş. İlk görüşmede kimse ismini vermemiş ancak ikinci görüşmede bir yaşlı kadın fotoğrafının bile çekilmesine izin vermiş.
Yani, yoksulluk iniltileri sarmış dört bir yanı.
Ocak ayı enflasyon bilgilerinde dikkat çeken bir boyut var ki. sanırız ekonomistler bunu derinlemesine yorumlamalı. İşlenmemiş gıda ürünleri, işlenmiş gıda ürünlerine göre daha fazla zamlanmış. Yani elma, elma reçelinden daha pahalı. Yani ambalaj, işçilik, vergi, ulaşım, işletme kârı üzerine konmuş mamül madde, hamından daha ucuz.
Sorunu yıllardır çözemeyen AKP, artık yurttaşları suçlamaya başladı. Milletvekilleri, emekli ve asgari ücretliyi neredeyse azarlıyorlar: Burası Norveç mi kardeşim... Ben de geçinemiyorum bu maaşla... Gabar’da bulunan petrol artarsa emeklilere verilecek...
Yoksulluk eziyor, AKP yalnızca seyrediyor.