Atatürk, halkçı bir devlet adamıdır!
Sevgi Özel
Son Köşe Yazıları

Atatürk, halkçı bir devlet adamıdır!

16.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Atatürk Anadolu’da, imparatorluğun uzak topraklarında yıllarca savaşmış... Kazanacağımıza inanarak Kurtuluş Savaşını örgütlemiş... İhanetleri, yanlışları yanılgıları aşarak cumhuriyeti kurmuş... Devrimlerle yolumuzu açmıştı.

Eğitim, ekonomi yaralı... Çevremiz ateş çemberiyken... Bu Atatürk düşmanlığı ne?

Atatürk, yoksulluk eğitimsizlikle eriyen imparatorlukta halkın dil ve tarih bilincinin örselendiğini gören bir Osmanlı aydınıydı. Bağımsızlığını Lozan’da dünyaya duyuran cumhuriyet, 1924’te laik eğitimi başlattı. 1928’de halkı dinselleşen Arap abecesinden kurtaracak Harf Devrimini yaptı.

Atatürk için dil ile tarih, özel iki alandı. 15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumu’nu; 12 Temmuz 1932’de de Türk Dil Kurumu’nu (TDK’yi) kurdu. Siyasanın güdümüne girmemeleri için bu iki kurumu dernek olarak örgütlemiş... Vasiyetnamesiyle İş Bankası’ndaki payından Türk Tarih ve Dil Kurumlarına gelir bırakmıştı.

TDK’nin, 26 Eylül 1932’deki ilk kurultayında Atatürk kurucu ve koruyucu başkan, Milli Eğitim Bakanı başkan kabul edilmişti. Dil, eğitimin temel taşıydı. TDK ile MEB arasındaki akılcı, bilimsel bağ güçlü olacaktı.

Harf-Dil Devrimlerinin doğumuna tanık olan aydınlar... 1950’de Demokrat Parti’den milletvekili olunca... Eğitim bakanının ilk işi TDK başkanlığını reddetmek, meclisin dilini Osmanlıcalaştırmak olmuş... Resmi kurumlarda devrimin sözcükleri yasaklanmaya başlamıştı.

1960’lardan 80’lere tutucu dinci iktidarlara göre “devrim, devrimci” demek suç... Devrimci TDK suçluydu. Harf Devrimiyle bir gecede cahilleştik... Dilde devrim “din”le bağımızı kopardı yaygarasıyla... Atatürk’le, cumhuriyetle hesaplaşılıyordu.

Divanü Lugat-it Türk’ten gelen “erdem/ ertem”i yasaklatan “Ertem” soyadlı eğitim bakanı TDK’nin kapatılacağını dile getirmişti. TDK düşmanlığı, 12 Eylül darbesiyle karşılık buldu. Atatürk’ün vasiyetnamesi çiğnenerek... Kurumları 1983’te yasayla devlet dairesi yapıldı. Resmi TDK’ye “Türk İslam sentezi”ni onaylayan, “devrim”i “ihtilal”le eşitlemek için “katlanma/çevrilme/bükülme” diye tanımlayan akademisyenler atandı.

Geçen 43 yılda dört kuşak yetişti.

Dil Devrimi üstünden Ata’ya sataşan, diliyle biçeminden, küflü savlarından yaşını, cinsiyetini, dünya görüşünü kestirebildiğim genç adam öğretmense, üzülürüm.

Dile, cumhuriyete saldırmak için beni seçmiş. “Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne... Kırk türkünle kendin çalıp kendin oynuyorsun...” diyor.

Resmi TDK’yi de “fonksiyonsuz” bulan... Atatürk TDK’sinin kapatılmasına tepki için 22 Nisan 1987’de kurulan Dil Derneği’ni küçümseyen... Bu genç adam mı suçlu?

1920’de kurulan, 2024’te okula tarikatları sokan...

Dün olduğu gibi bugün de Türkçenin öyküsünü öğretme bilinci ve isteği olmayan... Atatürk’le, laik eğitimle derdi olan bir MEB’miz var.

Selçuklulardan bu yana Türkçeyi göz ardı edenler... “Saray”larla “saraya mahkûm” aydınlar bugünkü gibi çıkar ilişkilerini... Dinle perdeleyerek, halkı cennette Arapça konuşulduğuna inandırarak... Türkçeyi, Arapça-Farsçanın boyunduruğuna sokmuş... Dinsel anlam yüklenen Osmanlıca halkın dili olamamıştı. Her dönemde sarayların istediği budur. Halk, saray(lar)ın özgürlüğü baskılamasını, adaletsizliğini, talanını yalanını anlamasın...

Biz, ayıya değil... Atatürk’le, cumhuriyetle kavgayı körükleyenlere kaval çalıyoruz.

Devrimcilerin evi Dil Derneği’ni yaşatmak namus borcumuzken...

Dil Derneği akıl almaz maddi sıkıntılar içinde...

Sevgili yurtseverler bu yazıyı “imece” çağrısı sayın... Ne olur, sayfasından hesabını öğrenip... Katkınızla derneğin 39’uncu yaşını siz kutlayın!