“Bir şey mi yapacaksın Kemal?”
Tolga Aydoğan
Son Köşe Yazıları

“Bir şey mi yapacaksın Kemal?”

14.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bundan 107 sene önce bugün… 14 Mayıs 1919 Çarşamba… Mustafa Kemal Paşa altı aydır bulunduğu İstanbul’dan ayrılmanın arifesinde. Hatıralarında bu süre zarfında hazırlık yaptığını ifade etmiş, özellikle Anadolu’ya silah kaçırmak için yer altı örgütlerinin organize edilmesini sağlamıştır. Ayrıca şubat ayında görüştüğü Ali Fuat (Cebesoy) Paşa’dan da emrindeki 20. Kolordu’yu Konya’dan Ankara’ya nakletmesini istemiştir. Paşa’nın kafasındaki plan nettir: Ankara, Millî Mücadelenin merkezi olacaktır. 

Gidiş hazırlıkları yapılırken Kemal Paşa 14 Mayıs akşamı Nişantaşı’nda bulunan Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın evindeki yemeğe davet edilmiştir. Yemekten sonra yalnız kaldıklarında Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat (Çobanlı) Paşa yaklaşmış ve sezgilerini dile dökmüştür: “Bir şey mi yapacaksın Kemal?”. 

Kemal Paşa “Evet paşam bir şey yapacağım” demiş, Cevat Paşa da “Allah muvaffak etsin” karşılığını vermiş ve Mustafa Kemal de “Mutlak muvaffak olacağız” diyerek kararlılığını ifade etmiştir. 

O akşam yaşananlar tarih kitaplarına geçmiştir. Bir de anı kitaplarında karşımıza çıkan ilginç bir ayrıntı bulunmaktadır. O da Sabahat (Filmer) Hanım’ın hatıralarında yer almaktadır. Peki kimdir Sabahat Hanım? Dönem İstanbul’unda işgale karşı çıkan, Asri Kadınlar Cemiyeti’nde görev yapan, bir süre Halide Edip’in sekreterliğini yürüten, Darülfünun edebiyat şubesinde okumuş, sinema ile ilgilenmiş ilerici bir Türk kadınıdır. Bize aktardığı o ilginç detay ise 16 Mayıs günü Bandırma Vapuru’nun hareketinden önce gerçekleşmiştir. Yaşlı babaannesinin doktorluğunu üstlenen Dr. Rasim Ferit (Talay) Bey muayene için Akaretler’deki evlerine gitmiş, yanında da Mustafa Kemal Paşa’yı götürmüştür. Sabahat Hanım o günü şöyle anlatmıştır: 

“…beraberce salona girdik. Paşa ‘Sizi şaşırttık galiba, kabahat Rasim’de. Babaannenizin çok kuvvetli bir hisse sahip olduğunu söyledi. Buraya geleceğini de anlatınca bu sürpriz baskını yaptık. Elini öpüp af dileriz’ dedi. (…) Odaya girdiler. Kapısı açıktı, onları görüyorduk. Paşa, babaannemin yanına oturdu. Elini öptü. ‘Planımda muvaffak olacak mıyım?’ diye sordu. Babaannem dikkatle yüzüne baktı, omzunu okşadı, ‘Git oğlum git, sen padişahlara hükmedecek, herkesten büyük olacaksın’ dedi. O zaman bu sözü manasız bulmuş, bir iltifat sanmıştım. Ama tarih bunun doğruluğunu vurguladı. Salona döndükleri zaman Mustafa Kemal Paşa’nın yüzü gülüyor, gözleri parlıyordu. (…) Tam çıkarken durdu, yüzümüze dikkatle baktı. ‘Şimdilik Allahaısmarladık. Mitinglere devam edin, çalışmalarınızı hızlandırın’ diyerek çıktı.” 

Sabahat Hanım o gün Mustafa Kemal Paşa’yı “derinliklerinde şimşeklerin ışıkları kaynaşan mavi gözleriyle bize bakıyor” diyerek anlatmıştır. Bu genç kız Paşa’nın isteğiyle protesto mitinglerine destek vermiş, 20 Mayıs günü düzenlenen Üsküdar mitinginde de kürsüde işgali protesto etmiştir. 

ANNEYE VEDA 

Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs günü Samsun’a ulaşmış, Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra da 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya varmıştır. 1921 senesi savaşlarla geçerken düşmana son darbeyi vurmak için yaklaşık bir sene beklenmiştir. Paşa, Büyük Taarruz için cepheye gitmeden evvel bir başka kişinin daha elini öpmüştür; annesi Zübeyde Hanım…

Paşa şöyle anlatmıştır o anı: 

“Büyük Taarruzdan önceydi. Hazırlıklarımızı Ankara'daki yabancılar anlamasınlar diye bir çay ziyafetinin tertiplendiği bilgisi yayılmıştı. Cepheye gideceğim gün anneme nasıl veda edeceğimi düşünüyordum. Döndüğümde annemi bulabileceğimi sanmıyordum. Çünkü doktorlar pek az ömrü kaldığını söylemişlerdi. Odasına girip izin isteyip elini öptüğümde yatağının içinden, ‘Nereye?’ diye sormuştu. ‘Çay ziyafetine’ demiştim. ‘Bu kıyafet, ziyafet kıyafeti değil’ deyince susmuştum. ‘Biliyorum. Sen cepheye gidiyorsun’ demişti. Elini öpüp hemen yola çıkmıştım.” 

Zübeyde Hanım sonra da cepheye gönderilmesi için bir mektup yazmıştı. Mustafa Kemal Paşa anılarında kendisine gönderilen mektubu da anlatmıştır: “Cephede annemin mektubunu aldım. Mektup şöyle idi ‘Oğlum, ziyafete gideceğini söyledin ama ben biliyorum, cephedesin. Sana dua ettiğimi unutma. Harbi kazanmadan dönme. Annen.’”

Paşa, annesinin dediğini yapmış, vatanı kurtararak 2 Ekim 1922 günü Ankara’ya dönmüştü.

VERİLEN BİR SÖZ 

Mustafa Kemal Paşa, aynı gece Büyük Taarruz için Ankara’dan ayrılırken de bir söz vermiştir. Cepheye gidilmeden önce İhsan (Eryavuz) Bey’in Keçiören’deki evinin bahçesinde yemek yenmiş, sabaha karşı cepheye hareket edilmiştir. 

İhsan Bey’in oğlu Bülent Bey o geceyi şöyle anlatmıştır: “(…) Paşa öteki konuklarla vedalaştı ve anneme dönerek yemek için teşekkür etti. ‘Allahaısmarladık’ dedi. O anda hayatımda ilk kez annemin ağladığını gördüm. Elinde Paşa’nın otomobilinin arkasından dökmek için büyükçe bir tas su vardı. ‘Sıhhat ve afiyet içinde git, muzafferan dön Paşam! Gazan mübarek olsun’ dedi. Paşa da ‘Merak buyurmayınız Nuriye Hanım! Allah’ın inayetiyle (yardımıyla) zaferi kazanacağız’ karşılığını verdi.”

O gece yaşananlar hem Süreyya (Ağaoğlu) Hanım’ın hem de Bülent (Eryavuz) Bey’in anılarında geçmiştir. 

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ve gizlice Büyük Taarruz için cepheye giderken büyüklerin ellerini öpmüş, İhsan Bey’in eşine de zaferi kazanacağına dair söz vermiştir. 

107 yıl önce, 14 Mayıs Çarşamba gecesi Cevat Paşa’nın “Bir şey mi yapacaksın?” sorusuna “Evet paşam bir şey yapacağım” yanıtını veren Mustafa Kemal Paşa bu ülke için “bir” değil “çok” şey yaptı. 

Tarih kitaplarında yazılanların yanı sıra anılar bu özel hatıralar o günleri daha iyi kavramamızı sağlıyor ve yaşananları daha da anlamlı kılıyor. Kim bilir daha ne kadar yazılmamış veya ortaya çıkmamış hatıra var. Belki gözden kaçan bu hatıralar günün birinde çıkmak için sırasını bekliyordur. Öte yandan yazılmamış anıları okumak elbette mümkün değil ama önümüzde yazılmış koca bir destan var; Yüce Atatürk’ün yazdığı o Kurtuluş Savaşı destanı… Minnet ve saygıyla…