Sorun nerede?
Tolga Aydoğan
Son Köşe Yazıları

Sorun nerede?

17.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta Ankara Kitap Fuarı’ndaydık. Yayınevimiz hafta içi bir gün de gelmemi istedi çünkü okullar fuara öğrencileri getireceklermiş. Malum benim de Atatürk dönemini ele alan çocuk ve gençlik kitaplarım var. Gittim. 14.00’e kadar fuardaydım. Üzülerek söylüyorum öğrenciler kitaplara ilgisizdi. Kimi zaman standın önünden geçen çocukları durdurup konuştum. Kitap okuma alışkanlıkları yoktu. Aile, bu alışkanlığı kazandırmamış fakat çocukların ilgisi yan standaydı. Yayınevi görevlisine “Ne var orada?” diye sordum. Futbolcu kitapları satılıyormuş ve futbolcu maskeleri… Sonra Uzak Doğu’da popüler olan “manga” adı verilen çizgi romanlar. Bulunduğum stantta Turgut Özakman, Muzaffer İzgi, Sait Faik gibi önemli isimlerin eserleri vardı, çocukların okuyabileceği güzel kitaplar. Bu kitapları çocuklara nasıl sevdireceğiz diye düşünürken 13 – 14 yaşlarında üç çocuk yaklaştı ve bana bir mafya liderinin adını söyleyerek “Sizde onun kitabı var mı?” dedi. Kim sordu? Çocuk! Elbette yadırgadım.

Birkaç gündür yaşananlar ortada. Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş… Yetmezmiş gibi Ankara’da 14 yaşındaki bir çocuk akranını bıçaklıyor. Bakanların açıklamalarının yanı sıra Özgür Özel de “Atanamayan 65 bin uzman çavuş okullara alınsın” çağrısında bulundu. Bu elbette caydırıcı bir çözüm ama asıl sorun çocukları suça yönlendiren yapıda. Şiddet sadece okul içinde değil, şiddet sokak dışında da...

BİR UZMAN YORUMU

Dün Ankara’da bir okulda görev alan Erdal Öğretmen ile görüştüm. Aktardıklarından öne çıkanları sizinle paylaşmak isterim.

“Silahlı, mafyatik dizilerin çocuklar üzerindeki etkisi büyük. Bu nedenle güce, silaha hayranlığı gelişiyor. Benim çalıştığım okulda arada bir kavga yaşanıyor. Bir keresinde 9. sınıf öğrencisinin üzerinde kesici bir alet bulduk. Disiplin cezası uygulandı. Onu okula getirmesinin nedeni arkadaşlarına ‘ben güçlüyüm’ mesajı verip zorbalık yapmak. Öte yandan öğretmen kurul kararı ile arama yapıyoruz ve etkili de oluyor. Ayrıca rehber öğretmen yani psikolojik danışmanlar şiddetin önüne geçmede fayda sağlayabilir. Asıl sorun silah ve şiddet içerikli bilgisayar oyunları. Çocuklar bu oyunlara düşkün. Görüyoruz, bazıları sabaha kadar oyun oynamış, sınıfta öğlene kadar uyukluyor. Bu oyunları engellemek lazım. Bireysel silahlanmanın da artışı bu olayların yükselmesinde etkili oluyor. Kısa vadede okullarda güvenlik personeli koymak caydırıcılık sağlar. Sonuç olarak okulun çocuklar için cezbedici hale gelmesi lazım, çocuğun ilgisini çekecek bilimsel, eğlendirici esaslara dayanan modeller uygulanmalı, bir kurul oluşturularak kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapılmalı, çözüm yolları muhakkak öğretmenlerin görüşleri alınarak belirlenmeli”

Öğrencilerin içinde olan bir eğitimci de bunları aktarıyor.

OYUNLARIN ETKİSİ

Erdal Öğretmenin uyarıları arasında yer alan o önemli ayrıntı da sabah saatlerinde basına yansıdı. Hem Şanlıurfa hem de Kahramanmaraş’taki olayda adı geçen öğrencilerin saatlerce “PUBG” adı verilen oyunu oynadığı ortaya çıktı. İnternette oyunun içeriğini sorguladığımda aldığım yanıt şu oldu: “Oyuncuların temel amacı çeşitli yerlerden buldukları çeşitli silahlarla diğer oyuncuları öldürüp, ölmeden hayatta kalan oyuncu olmaktır.”

Bir Japon filminden hareketle geliştirilen bu oyun Mart 2017’de kullanıma sunulmuş, bilgisayarın dışında cep telefonlarına da yüklenerek oynanabilir hale getirilmiş. Dünya genelinde 1,75 milyar kez indirildiği ve yaygın bir şekilde oynandığı belirtilmiş. Mobil uygulamalarda ise günlük ortalama 30 milyon kişi bu oyunu aktif olarak oynamakta. Saldırıları düzenleyen iki çocuğun da aynı oyunu saatlerce oynaması ve saldırıları düzenlemesi tesadüf olmamalı. Oyunun şiddete yönlendirdiği kesin ve bunun gibi çok sayıda oyun var.

Ayrıca Kahramanmaraş saldırısını gerçekleştiren 8. sınıf öğrencisinin 2014 senesinde benzer şekilde 6 kişiyi öldürüp intihar eden Elliot Roger’ın fotoğrafını kendi WhatsApp fotoğrafı olarak koyması oldukça düşündürücü. Aile fark etmiş olsa belki bunlar yaşanmayacaktı.

Uzman görüşü, istatistikler ışığında ortaya çıkan şey şu; çocuklar teknolojinin olumsuz etkisi altında, silaha kolay ulaşabilmekte, TV dizilerinin olumsuz etkisi söz konusu. Bu çocuklar bizim, bu çocuklar ülkenin geleceği. Onları olumsuz etkilerden kurtarmalı ve siyaset üstü bir pencereden bakarak çözüm yolları bulunmalı. Ebeveynlere de büyük sorumluluk düşmekte çünkü çocuklara en yakın olanlar aileleridir. Şunu da unutmayalım, Atatürk’ün geçmişte söylediği söz günümüze bir nasihat gibi:

 

“Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir."