Müsaadenizle
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Müsaadenizle

23.03.2025 19:35
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yazının başlığı aslında “Sevgili anne-babalar müsaadenizle” veya “Sevgili anne babalar izninizle” olacaktı, kısa olsun diye “Müsaadenizle” yazdım.

Anne babalar birçok konuda çocuklarına müsaade etmiyorlar, izin vermiyorlar. Bunu şüphesiz ki iyi niyetle, çocuklarını kazadan beladan korumak için yapıyorlar. Çocukların kısıtlanması bazen, bazı konularda işe yarayabilir ancak genelde zararlı oluyor. Çocuklara hangi konularda -duygusal- izin verilmesi gerektiğine bakalım.

Var olma izni: Çocukların varoluşlarını yaşamalarına izin verilmelidir. Bunun için çocuğa değerli, önemli olduğu, sevgiyi hak ettiği iletisinin verilmesi gerekir.

Kendin gibi olabilirsin izni: Her çocuk kendine özgüdür, eski deyimle nev-i şahsına münhasırdır. Kendine özgü yetenekleri, ilgileri, tercihleri vardır, anne babanın kopyası veya devamı değildir. Bu yüzden tercihlerine, meslek ve eş seçimlerine karışmadan onlara kendileri olma izninin verilmesi gerekir. Bazıları bana “Tıpta okuyamadım, tıp içimde yaradır, şimdiden çocuğumu tıbba yönlendiriyorum” diyorlar. Ben de onlara “Tıp içinizde yara olabilir ama çocuklarımız yara bandı değildir, bir tıp öğrencisinin okul kitaplarını alarak bu yarayı hafifletebilirsiniz” diyorum.

“Genç Sheldon” isimli bir televizyon dizisi var. Sheldon bütün gücüyle Einstein olmaya çabalamaktadır. Bir büyük ona, “İleride bu dünyadan ayrıldığında sana ‘Niçin Einstein olmadın’ diye sormazlar, ‘Niçin kendin olmadın’ derler” diye öğüt verir. Anne babalar çocuklarına kendi gibi olma izni vermelidirler ancak kişiler de kendilerine aynı izni vermelidirler.

Çocuk olma izni vermek: Çocuğun çocuksu duygularına, ilgilerine önem vermek, oyun oynamasını hafife almamak gerekir. Çocuğu ağır işlerde para karşılığında çalıştırmamak, kardeşlerine bakmak gibi ağır sorumluluklar vermemek gerekir. Erdal Atabek’in dediği gibi bizler genelde çocuklarımızı refahımıza ortak ediyoruz, hayatımıza ortak etmiyoruz. Bundan sakınmak için onlardan ev işlerine yardım etmelerini isteyebiliriz ancak bunda aşırıya kaçmamak gerekir.

Büyüme izni: Yemeğini kendisi yiyebilecek çocuğa yemek yedirmek, giyinebilecek çocuğu giydirmek onun büyümesine izin vermemek demektir. Bazıları çocuklarının büyümesine izin vermeyerek, onları bağımlı kılarak adeta bir bonzai yetiştirmek isterler. Bonzai özel tekniklerle gelişmesi engellenmiş minyatür ağaçlara denir. Ülkemizde bazı anneler uzak bir ilde çalışan oğulları için, “Aman okudu gitti, bana ne faydası var? Keşke çoban olaydı da yanımda olaydı” derler. Bu anneler oğullarının bir bonzai olmasını istemektedirler. (Böyle düşünen anneleri kınamaya hakkımız yoktur. Bir kadın ne kadar umarsız, çaresiz, sosyal güvenceden yoksun ise oğlunu o kadar bağımlı kılmaya çabalar.)

Deneyebilirsin, yapabilirsin, hata yapabilirsin izni: Çocuğu korumak için yapabileceği şeyleri yapmasını engellersek onu yaşamdan uzak tutmuş oluruz. Çocuklarımız bağımlı değil bağlı olmalıdırlar. Küçük yaşlardan itibaren tercihlerini kullanma konusunda izin verilmeyen çocuklar yetişkin olduklarında birçok konuda anne babalarından izin isterler. Örneğin 30 yaşında bir hanımefendi, evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşını annesiyle tanıştırır, arkadaşı evden ayrıldıktan sonra da annesine “Nasıl buldun, beğendin mi?” diye sorar. Bu hanımefendi annesine bağımlıdır, muhtemelen ondan izin almadan gönül rahatlığıyla evlenemeyecektir.

Soru sorma, merak etme izni: Çocuk, sorarak, sorgulayarak, çevresini merak ederek gelişir. Buna izin vermediğimiz zaman onu bir fanusa koymuş oluruz.

Yakınlık kurma, başkalarına ait olma izni: Çocuğun ailesi dışında arkadaşlarının olmasına izin vermek, zamanı gelince kendi tercihiyle evlenmesine karışmamak gerekir. Bazı anne babalar evlenmeleri konusunda çocuklarına resmen izin verirler, düğünler yaparlar ancak gayrı resmi bir şekilde onlara izin vermezler, adeta sözsüz iletilerle onlara “Bunca yıldır birlikteydik şimdi evlenip gidiyorsun, bizi yalnız bırakıyorsun, biz sensiz ne yapacağız?” derler. Bu tavır gencin eteğine yapışmak, onun özgürlüğünü ve mutluluğunu engellemek demektir.

Bazı oğlan çocukları annelerine “Anne seni çok seviyorum” derler, anneleri ise onlara “Büyüdüğünde evlenirsin, karını daha çok seversin” diye karşılık verirler. Bu tavır çocuğun kulağına kar suyu kaçırmak, bonzai yetiştirmek demektir.

AİLEDEN İZİN ALAMAMANIN SONUÇLARI

Kendi olmak, gelişmek ve bağımsız olmak konusunda ailelerinden -duygusal- izin alamayanlar yeterince bireyselleşemezler. Okula ve diğer sosyal ortamlara uyum sağlamakta zorlanırlar, yeterince sorumluluk bilinci alamazlar, pasif ve kırılgan olurlar, merakları, girişimcilikleri bastırılır, çevreden sıklıkla onay beklerler, evlilikte sıkıntılar yaşarlar.

Aileden izin alma konusu dahil çocuklarla ilgili pek çok konuda Süleyman Hecebil’in “Çocuk Psikolojisi” isimli kitabından yararlanabilirsiniz.

Kaynakça

* Hecebil, S. (2022). Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi, 3. Baskı.

Yazarın Son Yazıları

Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık

Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık yalnızca insana özgü davranışlar değil. Ancak insanı ayıran şey, bu eğilimleri ahlak ve bilinç süzgecinden geçirebilme sorumluluğu. Doğada sahte sinyal, yiyecek isteme ve çıkar için davranış değiştirme örnekleri var. İnsanda ise bu davranışlar dil, bilinç ve ahlakla birleşince çok daha karmaşık duruma geliyor.

Devamını Oku
31.05.2026
Dahili ve harici bedhahlar

Dahili ve harici bedhahlar

Devamını Oku
24.05.2026
Düşmana saygı insana saygıdır

Düşmana saygı insana saygıdır

Devamını Oku
17.05.2026
Kızılderili nikâhı

Bir süre önce eşimle birlikte Siyu (Sioux) Kabilesi’ne ait bir nikâh töreninde bulunmuştuk. Nikâhı bu kabileye mensup Şaya Hanım kıymıştı. Törenden sonra Şaya Hanım, “Size teşekkür ediyorum” dedi. Neden teşekkür ettiğini sorduk, “Genellikle Kızılderili olmayanlar bizim nikâhlarımızı izlerken bıyık altından gülüyorlar, siz gülmediniz, ciddiye aldınız” dedi.

Devamını Oku
10.05.2026
Pers ve İran kültürü

Birinden mi duydum, ben mi söyledim hatırlamıyorum fakat 2011 yılında aldığım “İran Tarihi” adlı kitabın kenarına “İran’ı işgal edebilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız” yazmışım. Çünkü İran’ın edebiyatı ve sineması güçlüdür. Edebiyatları, müzikleri, sinemaları güçlü olan ülkeler bir dönem içeriden veya dışarıdan sıkıntı yaşasalar bile sonuçta suyun üstünde, tarihin içinde hayatta kalmayı başarırlar.

Devamını Oku
03.05.2026
23 Nisan çocukları

23 Nisan çocukları

Devamını Oku
26.04.2026