Veysel Ulusoy

Emekli

02 Ocak 2022 Pazar

Eşimle birlikte emekliyiz diye başladı sohbete...

Toplam 45 bin lira emekli aylığımız var ve bunun 3 bin 500 lirası ile haftalık mutfak giderlerimizi, sinema ve tiyatro harcamasını ve arabalar için akaryakıt ve benzeri masrafları ödüyoruz. Kalan kısmını da tasarruf olarak bir kenara ayırıyoruz diye anlatmaya devam etti bir dost...

***

Ne oluyoruz, neredeyiz, kim bunlar diye sormaya başladık şimdiden, değil mi?

Hangi ülkedir burası acaba diye merak ettik, değil mi?

Çünkü kanıksanmış olgularımız var. Böyle bir yaşam tarzının bizim emekliler için ulaşılamaz bir durum olduğunun farkındayız. 

Evet, bu rahatlık bu güzel yurdumuzun bir gerçeği değil, yurtdışında yaşayan bir emekli yaşam tarzını yansıtan bir olgu.

Öyle bir olgu ki, sadece emekliler değil, tüm çalışanlar için geçerli olanından.

***

Emekli dostların doğal olarak liraya çevrilmiş gelir ve harcama tablosudur yukarıda verilen. Doğal olmayanı ise neden böyle bir resmin Türkiye’de gerçekleşme olasılığının sıfır olduğudur.

İlginç olanı ise hâlâ bu sıfır olasılıkla dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi olacağız, hem de çok kısa bir sürede sloganının sık bir şekilde dile getirilmesidir... Hem de bilerek, kasıtlı olarak.

İlk on ekonomi arasına girme hayalinin bir hesabını yaparak bunu açıklayalım isterseniz. 600-650 milyar dolar seviyesindeki GSYH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) ile en büyük 20 ülke dışına çıkan ekonomimizin 1 trilyon 600 milyar doları aşan ve onunculuğu paylaşan Kanada ve Güney Kore’nin önüne geçebilmesi için gerçekleşen ekonomik büyüme ile kaç yıl alacağını hesaplamak zor değildir. 

Son 10 yılda olduğu gibi, ortalama yüzde 3 büyüme ile 25 yıl sonra ulusal gelirin 1 trilyon 300 milyar dolar olacağını tahmin etmek zor değildir. Kanada ve Güney Kore ekonomilerinin ekonomik büyüme oranının sıfır olması durumunda 25-30 yılı alacağını belirtmemiz gerekmektedir. 

Tüm bunlara rağmen karar vericilerin uyguladıkları ve ne olduğu belli olmayan ekonomi politikalarının bizi bu amaca ulaştırmayacağını bilmediklerini söylemek doğru olmaz. 

Daha yeni yıla girmeden ve onun buruk coşkusunu bile yaşamadan, başta elektrik, doğalgaz ve özellikle de döviz kurunun düşmesine rağmen akaryakıt başta olmak üzere iğneden ipliğe gelen inanılmaz oranlardaki zamlar, halkın gelecekteki umutlarını ortadan kaldırmıştır. 

Yaşamları boyunca sadece geçinme derdinde olan halk, bu düzensizliği, bu çarpıklığı hak etmemektedir... 

Son söz: Ülkelerin refah seviyesi sokağa yansıdığı oranda hissedilir. Emeklimizin ekmek kuyruğunda çile çekerken modern ekonomilerdekilerin refah içinde yaşamaları, bize ülke kaynaklarının nereye gittiğini sorgulatmaktadır. Hem de derinden.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları