Enerji, finansal belirsizlik ve jeoekonomik denge
Veysel Ulusoy
Son Köşe Yazıları

Enerji, finansal belirsizlik ve jeoekonomik denge

08.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ortadoğu’da İran etrafında yükselen gerilim çoğu zaman askeri ya da diplomatik bir mesele olarak ele alınır. Oysa modern dünya ekonomisinde bu tür gelişmelerin etkileri çoğu zaman ekonomik alanda daha derin ve kalıcıdır. Enerji hatları, ticaret yolları ve finansal akımlar üzerinden birbirine bağlanan küresel sistemde bölgesel bir kriz kısa sürede küresel ekonomik dengeleri etkileyen bir şoka dönüşebilir.

Bu tür dönemlerin ilk yansıması genellikle finansal piyasalarda görülür. Jeopolitik gerilimlerin arttığı ortamlarda yatırımcıların risk algısı hızla değişir ve piyasalarda belirsizlik belirgin biçimde yükselir. Bu durum finansal varlık fiyatlarında dalgalanmaların artmasına, sermaye akımlarının yön değiştirmesine ve yatırım kararlarının daha temkinli bir çerçevede alınmasına yol açar.

Enerji piyasalarında ise farklı bir dinamik ortaya çıkar. Petrol fiyatları literatürde “roket ve tüy” olarak bilinen bir davranış sergiler. Jeopolitik bir gerilim veya arz şoku ortaya çıktığında fiyatlar roket gibi hızla yükselir ancak risk ortadan kalktığında düşüş çok daha yavaş gerçekleşir. Bu durum özellikle enerji ithalatçısı ülkelerde maliyet baskısının kalıcı hale gelmesine neden olur.

Enerji piyasalarındaki belirsizlik aynı zamanda daha geniş bir stratejik eğilimi de güçlendirir. Gelişmiş ülkeler için enerji güvenliği giderek daha merkezi bir politika alanı haline gelmektedir. Petrol ve doğalgaz kaynaklarına erişim, enerji koridorlarının kontrolü ve alternatif enerji teknolojilerine yapılan yatırımlar yalnızca ekonomik tercihler değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik kararlar olarak görülmektedir.

Bu tür jeopolitik gerilimler küresel ekonomi üzerinde birbirini besleyen bir dizi sonuç doğurur. Başlıca etkiler şu şekilde özetlenebilir:

1. Enflasyon beklentilerinin yükselmesi: Enerji ve emtia maliyetlerindeki artış küresel fiyat baskılarını güçlendirir.

2. Faiz artışı beklentilerinin güçlenmesi: Merkez bankaları fiyat baskılarını sınırlamak için daha sıkı para politikalarına yönelir.

3. Hisse senedi risk priminin artması: Yatırımcılar riskli varlıklara yatırım yapabilmek için daha yüksek getiri talep eder.

4. Finansal piyasalarda oynaklığın artması: Risk göstergeleri yükselir ve piyasalardaki dalgalanmalar güçlenir.

5. Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları: Küresel risk algısının yükseldiği dönemlerde sermaye daha güvenli piyasalara yönelir.

6. Döviz finansman maliyetlerinin yükselmesi: Dış finansmana bağımlı ekonomilerde kur baskısı ve borçlanma maliyetleri artar.

7. Güvenli varlıklara yönelim: ABD tahvilleri, altın ve rezerv para birimleri gibi varlıklara talep artar.

8. Tedarik zincirlerinde kırılma: Enerji ve lojistik maliyetlerindeki artış küresel üretim ağlarını daha kırılgan hale getirir.

9. Sanayi politikalarına dönüş: Yatırım denetimleri, ihracat kontrolleri ve teknoloji kısıtlamaları yeniden gündeme gelir.

Bu küresel tablo içinde Türkiye’nin ekonomik kırılganlıkları daha belirgin hale gelmektedir. Türkiye ekonomisi aslında 2008’den bu yana farklı evrelerden geçen uzun bir ekonomik bunalımın içinde yol almaktadır. Bu süreçte büyüme giderek dış finansman akımlarına ve iç talep genişlemesine dayanan bir modele yönelmiş ancak bu model üretim yapısında kalıcı bir dönüşüm yaratamamıştır.

Zayıf bir işgücü piyasası, imalat sanayisinin ekonomide gerileyen payı ve teknoloji yoğun üretimin sınırlı kalması üretim kapasitesini zayıflatmıştır. Enerji ithalatına ve dış finansmana yüksek bağımlılık ise ekonomiyi dış şoklara karşı daha kırılgan hale getirmiştir.

Bu nedenle Türkiye’nin karşı karşıya olduğu mesele yalnızca bölgesel krizleri yönetmek değildir. Asıl sorun ekonomik bağımlılıkların yarattığı hareket alanının daralmasıdır. Böyle bir ortamda krizlerin ekonomik yükü en çok toplumun geniş kesimlerine ve özellikle geleceğini kurmaya çalışan genç kuşaklara yansımaktadır. Ekonomik bağımlılık bu nedenle yalnızca bir kalkınma sorunu olarak değil, toplumun geleceğini belirleyen yapısal bir mesele olarak karşımızda durmaktadır.

Yazarın Son Yazıları

Enerji, finansal belirsizlik ve jeoekonomik denge

Ortadoğu’da İran etrafında yükselen gerilim çoğu zaman askeri ya da diplomatik bir mesele olarak ele alınır.

Devamını Oku
08.03.2026
Enflasyon, sessiz fakirleşme ve sözleşme

Enflasyon ile hayat pahalılığı çoğu zaman analitik ayrım yapılmaksızın aynı düzlemde ele alınmaktadır.

Devamını Oku
22.02.2026
Kalıcı fakirlik, mekânsal kilitlenme ve yeni sanayi politikaları

Kalıcı fakirlik çoğu zaman gelir azlığından değil, düşük verimlilik-düşük ücret döngüsünden, zayıf öğrenme ve teknoloji yayılımından, kırılgan istihdamdan ve dışa bağımlı üretim yapısından doğar.

Devamını Oku
08.02.2026
İşsizlik: Hayatları askıda kalan insanlar

Ekonomik büyüme, enflasyon, dış ticaret verileri gibi birçok göstergenin bir görünen bir de görünmeyen yanı vardır.

Devamını Oku
25.01.2026
Emekli

Çalışma hayatları boyunca ödedikleri prim ve vergiler karşılığında, üretim sürecinden çekildikten sonra ekonomik anlamıyla ertelenmiş gelir elde eden kişilerdir emekliler.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni teknoloji, eski ekonomi politikaları

Yeni bir döşümün eşiğindeyiz.

Devamını Oku
28.12.2025
Hangi devlet?

Devlet, insanın doğal gelişiminin son ve en olgun aşamasıdır.

Devamını Oku
14.12.2025
Vasat siyaset tuzağı

Bir ülkede orta gelir seviyesine ulaştıktan sonra, teknolojik gelişme için yapılan harcamaların birim maliyetleri düşürmemesi ve diğer girdi maliyetlerdeki artışın getirdiği ekonomik yavaşlamaya paralel olarak büyüme modellerinin uygulanmasında aksaklıklar ortaya çıkar.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukukun üstünlüğü, ekonomik büyüme... Osimhen ve Mario Lemina örneği

Bir ülke adının veya devletin önüne sıfat koyup onu tanımlarken çok dikkatli olmak gerekir.

Devamını Oku
16.11.2025
Yapısal değişim ve ithal ikamesi: Açık ama korumacı bir model

Türkiye’de kendini sadece öğretici değil, aynı zamanda topluma karşı sorumlu hisseden ekonomistler uzun zamandan beri yapısal değişimin gerekliliğini vurguluyor.

Devamını Oku
02.11.2025
Enflasyon normalleşmedi, tabelası değişti

Son aylarda Türkiye’de enflasyonun düşme trendine girmesine dair anlatı daha çok ölçüm ve etiketlemedeki değişimle ilgilidir.

Devamını Oku
19.10.2025
Türkiye ekonomisinde fiyat düzeyi-gelir uyumsuzluğu: Pahalı ama fakir paradoksu

Enflasyon ülkemiz dışında çoğu ülkede artık bir sorun olmaktan çok uzaktadır.

Devamını Oku
05.10.2025
Bir ekonomi politikası hikâyesi...

Ekonomi politikaları toplumun sosyal refahını daha yukarılara çıkarmak ya da sıkıntılı zamanlarda piyasa dengelerini yeniden ayarlamak için kullanılır.

Devamını Oku
21.09.2025
Yapısal çürüme

Devletteki çürüme kurumsal çöküş ile son noktaya evrilir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bir temiz vurgun: döviz kuru korumalı mevduat

Ekonomimizde tarif edilemez bir yalancı mutluluk yaşanıyor bugünlerde. Yanlış anlamayın...

Devamını Oku
24.08.2025
Sahte profesör, sahte ekonomi

Ahlaki çöküntü toplumsal bir olgu haline geldiğinde onun elinden kurtulmak yıllar alır.

Devamını Oku
10.08.2025
Sözde büyüme, gerçekte fakirleşme: Bir derecelendirme hikâyesi

Sizi yönetenlerin ülke notumuz yükseldi kelimesi kapsamında sevindiklerine bakmayın.

Devamını Oku
27.07.2025
KTV-karbon tüketim vergisi, terörsüz Türkiye ve eğitim kalitesinin ortak noktası

Ekonomik ve siyasal sürecin sanki önümüzdeki pazar günü seçim olacak fikri üzerine kurulu olduğu ülkemizde yeni proje diye yapılan tanıtımların sayısında ivme artışı gözlemliyoruz son günlerde.

Devamını Oku
13.07.2025
Asgari ücret ve enflasyon… ya döviz kuru!

Asgari ücretteki artış enflasyon oranını yukarılara taşır mı? Bu soru çoğu ekonomist tarafından ampirik olarak incelenmiş ve sorunun sade bir yanıtının olmadığı, etkileşimin çeşitli nedenlere ve olgulara bağlı olarak değiştiği gözlemlenmiş ve veri analizleri ile ortaya konmuştur.

Devamını Oku
29.06.2025
İstanbul Üniversitesi: Bir diploma iptali oyunu ve yarattığı maliyet

Sahnenin en çarpıcı bölümü ise sanki tüm yanlışlıkları ve usulsüzlükleri sadece bir siyasi partinin kamu yöneticileri yapıyormuş algısının vurgulandığı kısımdır.

Devamını Oku
15.06.2025
Hastalıklı büyüme

Ulusal gelirimiz 2025 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2 arttı. Bunu TÜİK söylüyor.

Devamını Oku
01.06.2025
Jeoekonomik ticaret politikası

ABD-Çin arasında tarife yani uluslararası ticarette ithalatta alınan vergilerin artırılması ile yeniden başlayan ekonomik savaşlar tedarik zincirindeki kırılmaları tetiklemeye devam ediyor.

Devamını Oku
18.05.2025
Buğday ve döviz kuru

Buğday ve döviz kuru

Devamını Oku
04.05.2025
Orta gelir-siyasi tuzak

Orta gelir-siyasi tuzak

Devamını Oku
20.04.2025
Boykot

Boykot

Devamını Oku
06.04.2025
Özel çıkar grubu

Özel çıkar grubu

Devamını Oku
23.03.2025
Gıda enflasyonu

Gıda enflasyonu

Devamını Oku
09.03.2025
İnsan sermayesi, yolsuzluk...

İnsan sermayesi, yolsuzluk...

Devamını Oku
23.02.2025
Merkez Bankası ve ekonomik durum

Merkez Bankası ve ekonomik durum

Devamını Oku
09.02.2025
Yapay zekâ ve bizdeki zekâ

Yapay zekâ ve bizdeki zekâ

Devamını Oku
26.01.2025
Tehlikenin farkına varmak

Tehlikenin farkına varmak

Devamını Oku
12.01.2025
Ekonomik büyüme ve refah

Ekonomik büyüme ve refah

Devamını Oku
29.12.2024
Silkeleme

Silkeleme

Devamını Oku
15.12.2024
Fakirsiniz çünkü...

Fakirsiniz çünkü...

Devamını Oku
01.12.2024
Çaput

Çaput

Devamını Oku
17.11.2024
Neden sürekli kriz içindeyiz?

Neden sürekli kriz içindeyiz?

Devamını Oku
03.11.2024
Bir çöküşün hikâyesi

Bir çöküşün hikâyesi

Devamını Oku
20.10.2024
Kurnaz ekonomik politikaları ve döviz kuru

Kurnaz ekonomik politikaları ve döviz kuru

Devamını Oku
06.10.2024
Eğitim, eğitim kurumlarında hijyen ve gelişmişlik

Eğitim, eğitim kurumlarında hijyen ve gelişmişlik

Devamını Oku
22.09.2024
Ekonomi programının anatomisi

Ekonomi programının anatomisi

Devamını Oku
08.09.2024