Zafer Arapkirli

Bugs Bunny’nin ölümü

12 Kasım 2021 Cuma

Bu memleketin başına, son 20 - 30 yıldır gelen ne kadar bela varsa, bunları sadece ve sadece siyasetçilere ve bugünün siyasi iktidarına fatura etmenin haksızlık olduğuna inanıyorum. Elbette ki bu ülkede yaşayan (kendilerine oy vermiş insanlar da dahil) herkesin yaşamlarını kâbusa çeviren politikalarını, A’dan Z’ye her şeyi neredeyse 100 yıl geriye götürmelerini, ağır bir yıkıma imza attıklarını inkâr etmek değil amacım. 

Ama iktidarla ve günahları ile çok büyük bir suç ortaklığı içine girmiş olan medyaya da burada ayrı bir dosya açmak gerekiyor. 

Bu devasa “günah yükü”nü sırtlanması ve tabii ki “hesabını vermesi” gereken bir kesim var ki o da sözünü ettiğim bu dönemin medya patronlarıdır. Daha bu iktidar, bu ülkenin başına çöreklenmediği yıllardan başlayarak sistemli olarak medya sahipliğinin, “gazeteciliği öldürmeye adeta yeminli” insanların eline geçmesi, hem sektörün kalitesinin hem de sektörde çalışanların kalitesinin yerlerde sürünmesine giden bir yolun açılması bunların yüzündendir. 

Bu “kapkara sicil” ile anılacak dönemin simge isimlerinden biri de Hürriyet gazetesinin yani bir dönemin “Amiral Gemisi” olarak anılan efsane gazetenin (yani geminin) batırılması operasyonuna imza atmış olan Ertuğrul Özkök’tür. Yaklaşık 20 yılı genel yayın yönetmeni olmak üzere 35 yıl Hürriyet’in başına çöken, daha doğrusu çöktürülen, adeta planlı şekilde bela edilen ve gazetecilik dışında, “TÜSİAD üyeliği, şovmenlik, iş - reklam takipçiliği vb.” her türlü faaliyetin içinde yer almış Özkök, “Cumhuriyeti yıkım projesinin bir ayağı da sayılabilecek özgür medyayı yıkım projesinin, önemli kalfalarından biri” olarak tarihe geçecektir. 

Önce Simavi ailesi, ardından Doğan ailesi, şimdi de Demirören ailesinin destekleri ile olağanüstü konforlu koşullarda Hürriyet’in başında “gazeteciliğin katledilmesi anlamına gelecek” bir yığın işe imza atmış bulunan bu kişi, sadece Hürriyet’in “güvenilir, haber veren özgürce yorum yapılabilen” kimliğini mezara gömmekle kalmamış, “işe aldıkları, liyakatsiz biçimde köşe teslim ettikleri ve haksız yere işten kovdukları” ile adeta bir yıkım - kıyım makinesi olarak da tarihe geçmiştir. 

Hafta başında “kullanım/raf ömrünü” tamamlayarak gönderilen “Bugs Bunny” lakaplı bu şahıs, kendisinin ve patronlarının “rahat ve huzurlu yaşam sürmesi uğruna” çok can yakmış ve çok ah almış, haliyle çok da düşman kazanmıştır. 

Bu niteliğine vurgu yaparak, 2001 yılında bir köşe yazısında kendi kullandığı ünlü bir sözü ile bağlayalım:

“Uzun süre bir derenin başında oturursanız, düşmanlarınızın cesetlerinin önünüzden geçtiğini görürsünüz.”

Önlerinden geçerken, seyredenlerin zerre kadar yüreklerinin sızlamayacağı - titremeyeceği bir cesetten, bir “zavallı mevtadan”, arkasından kimsenin ağlamayacağı bir yaşayan ölüden söz ediyoruz.Hürriyet’ler, işbirlikçi medya patronları, Ertuğrul’lar ve bunların yolundan giden, bunlara heveslenen, bunları kopyalamak, taklit etmek veya klonlamak hevesi içinde olan, geçmiş ve gelecekteki benzerleri. Hepinize ders olsun.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Mektep... 29 Aralık 2021
Yandaşlık zor zenaat 24 Aralık 2021
Sefil bir tiyatro 17 Aralık 2021
Kezzap 15 Aralık 2021