Ayvalık Müzik Akademisi mucizesi

Ayvalık Müzik Akademisi mucizesi

15.08.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Onlardan ne zaman söz edecek olsam, aklıma ve yüreğime yerleşen ilk sözcük hep bu oluyor: “Mucize!” 

Onlar dediğim AIMA. Yani Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi. Bu sayfanın okurları anımsayacaktır. Ama yeni ya da genç okurlar için bir ön bilgi vermeliyim: Bu “mucize” önceleri Filiz Ali’nin hayaliydi.(1998’di). Sayısız insan el verdi. Usta müzisyenler, İdil Biret, Ayla Erduran, Suna Kan seferber oldu. Ayvalık’la gönül bağı olan; Filiz Ali’ye inanıp güvenenlerin katkısı, desteği, ilgisi, müziğin gücüne duyulan inançla bütünleşince ortaya bu mucize çıktı. AIMA kuruldu. Ustalık sınıflarını, ustaların ustaları üstlendi. O gün bugün 1000’i aşkın yetenekli genç sanatçıya, ufuklarını genişletmek olanağı sunuldu.

Ustalık sınıflarıyla yetinilmedi. AIMA’ya katılmış genç müzisyenlerden 20’si seçilerek AIMA Festival Orkestrası kuruldu (2013). Sadece Ayvalık’ta değil, Ayvalık dışında da konserler verdiler. Bununla da yetinmediler bir de festival kurdular iyi mi! Bu yıl Ayvalık Uluslararası Müzik Festivali tam 10. yaşını kutluyor.

AYVALIK-MİDİLLİ MÜZİK KÖPRÜSÜ

Şimdi bir de hedef büyüttüler. Şöyle ki: Ayvalık’ın karşı kıyısı Lesbos-Midilli Adası. İki yakanın balıkları birbirine karışır. Hani neredeyse zeytinleri bile karışacak. Şair Sapho’nun adası Lesbos’un da bir müzik festivali var: Molivos Müzik Festivali. O festival de 10 yaşında. Ve onların bu yılki festival teması “dostluk”. (Yunanca söylenişi “filia”) 

Anladınız elbet! Bundan iyi fırsat mı olur! Dünyanın kin, nefret, şiddetle çalkalandığı, savaş oyunlarının egemen olduğu sırada iki festival güçbirliği yaptı. AIMA Festivali’nin Selçuk Demirel elinden çıkma, saçlarında notaları taşıyan genç kız afişiyle, Molivos Festivali’nin S. Mitropoulos imzalı, notaları taşıyan emekçi karınca misali genç müzisyenleri içeren afişleri adanın dört bir yanını sarmıştı.

Muhteşem konserin dört kahramanı: Umut Sağlam, Danae ve Kiveli Dörken, Orkun Pala.

Geçen hafta içinde iki genç Türk müzisyen Umut Sağlam (viyolonsel) ve Orkun Pala (keman), iki Yunan genç piyanist Kiveli Dörken ve Danae Dörken kız kardeşlerle birlikte muhteşem bir konser verdi. (Piyanist kız kardeşler hem bu festivalin kurucuları hem de dünya sahnelerinde ünlenmiş sanatçılar.) Adanın Sigri bölgesinde Osmanlı kalesinin girişinde, tam da koskoca Osmanlı tuğrasının altına kurulmuştu sahne. Çağdaş Yunan besteci Xenakis ve Adnan Saygun’un eserleriyle başladı konser. İki bestecinin de ortak yanı, güçlerini geleneksel müzikten almalarıydı.

BÜYÜLÜ ANLAR

Umut Sağlam, Adnan Saygun’un viyolonsel için solo partita’sını yorumlarken dünyanın her yerinden gelmiş o kalabalık dinleyici kitlesi adeta soluğunu tuttu. Gökyüzü ve yıldızlar daha da alçaldı. Dalgalar ve çakıl taşları gitgellerini durdurdu. Büyülü bir andı. Sanatçının hem kendi başına hem de kurmuş olduğu uluslararası Viatores Kuartet ile 2024’te birbirinden ünlü uluslararası yarışmalarda birçok önemli ödül kazandığını belirtmeliyim. Halen Leipzig’de ustalık derecelerini tamamlayan Orkun Pala da Menuhin bursunu kazanmış. Ayrıca sahne karizması da çarpıcı.

Konser Beethoven’ın 1 no’lu piyano ve yaylı sazlar üçlüsüyle sona erdi. Alkışlar dinmek bitmedi. Sahnede dört gencin Umut (26), Orkun (25), Kiveli (29) Danae (33) yaydıkları sinerji elle tutulabilir yoğunluktaydı. Birbirleriyle kurdukları iletişim ve ilişki de öyle.

O konser anları boyunca içinde yaşadığımız hoyratlık, çirkinlik, şiddet, acımasızlık, ayrımcılık, yalan dolan yok oldu. Yerini daha güzel, daha eşitlikçi bir dünya mümkün düşüncesi ve umudu aldı. Sanki arındık. 

Bu önemli konserde Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergil de sanatçıları yalnız bırakmamıştı. Konser öncesi yaptığı konuşmada kültürlerarası etkileşim ve dostluğu vurgulayan bir konuşma yaptı.

Konser alanından insanlar dağılırken, dinleyicilerin sanatçılarımızın peşinden koşup onları tekrar tekrar kutlamaları görülecek bir şeydi! (Tanrı’m iyi ki yaşıyorum. İyi ki yaşıyorum!)

HEEEY EGELİLER

Şimdi dikkat: Uluslararası Molivos Müzik Festivali’nin ( 9- 12 Ağustos) bütçesi AIMA’nın bir yıllık bütçesinin tam 10 katı! 

Bu gerçeği AIMA Yönetim Kurulu Başkanı Eren Tapan Coşkun’dan öğrendiğimde kulaklarıma inanamadım. Onların üç günlük festival bütçesi, AIMA’nın bir yıllık tüm faaliyetleri, ustalık sınıfları, artı festival, artı orkestra vb.nin 10 katıydı. Çünkü onları devlet, kültür bakanlığı, valilikler, yerel yönetimlerce destekliyordu. 

AIMA’nın her yaptığı ise devlet bütçesiyle falan değil, sadece sponsorların katkılarıyla gerçekleşti, gerçekleşiyor. AIMA Müzik Festivali’nin ana sponsoru yıllardır Sabancı Vakfı. Master class ustalık sınıflarının geçen yıldan beri eğitim sponsoru ise İş Bankası, İş Yatırım. Her iki kuruluşa da sonsuz teşekkürler! İyi ki varlar!

Devletin bırakın yardımını, Ayvalık’ta Kültür Bakanlığı’na ait mekânların kullanımı için bile onlardan insafsız kiralar alınıyor. 

Bu yıl Balıkesir CHP’ye geçince ilk kez, evet ilk kez belediye başkanı Ahmet Akın ilk iş kültür kurumlarıyla iletişime geçti. “Sesimizi duyan bir muhatap bulmak bile çok sevindiriciydi” diyor Eren Tapan. 

Yıllardır hizmet görmüş piyanoları artık taşınamaz hale geldiğinde hemen Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergil, Balıkesir’e başvurmuş, ve Balıkesir’deki iki piyanonun biri derhal Ayvalık’a yollanmıştı. Bu basit işlem bile AIMA’ya gönül verenleri sevince boğmaya yetmişti. Umarım geri istemezler, bu bağış kalıcı olur!

Bu yaz ustalık sınıflarında 10 genç viyonsel, 34 genç flüt, 9 genç klarnet, 16 genç keman, 11 genç piyano, 15 genç viyola ustalık sınıflarına katılmaya hak kazandı. Üstelik hocalar, ücret almadan gönüllü ders vermek isteseler bile emeğe olan saygıdan AIMA bunu kabul etmiyor mutlak emeğin karşılığını ödüyordu! 

Festivalleri ise 14 Haziran’la 21 Eylül arasında sürüyor. AIMA Festival Orkestrası’nı pandemi sonrasında ekonomik güçlüklerden toplayamamışlardı! 

Eren’e sordum. Peki nasıl sürdürüyorsunuz, diye. Yanıt şöyle geldi: “Filiz Ali’nin iradesi, inadı, kişiliği ile. Sponsorlar ile. Gönül veren insanların desteği ile. İmeceyle.”

Öyleyse hep birlikte haykıralım: Eyyy Egeliler, Eyyy Türkiye’nin aydınlık insanları AIMA’ya sahip çıkın! Ona sahip çıkmak, umutsuzluğu, tek sesliliği, ayrımcılığı, şiddeti, karanlığı geriletmek demek!

Yazarın Son Yazıları

Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025