İlerici kadınlara yakışır bir konferans
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

İlerici kadınlara yakışır bir konferans

28.09.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta sonu İstanbul Maltepe’de İlerici Kadınlar Derneği’nin (İKD) 2. Türkiye Konferansı’ndaydık.

Bütün kadınların eşitlik, özgürlük, laiklik ve bağımsızlık temelinde yeni bir toplumsal düzenin inşası için sosyalist kadın hareketine güç vermeye çağrıldığı konferansta kapsamlı konuşmalar yapıldı. 

İKD GYK üyesi Dr. Semiha Özalp Günal’ın sunduğu Eğitimde Gericileşme Raporu, AKP’nin yarattığı tahribatı ortaya sererken İKD Genel Başkanı Umut Kuruç’un konuşması, emperyalizmin kadın hakları aldatmacasını çarpıcı şekilde yansıttı. 

Sosyalizmin bıraktığı önemli mirası GYK üyesi Nimet Çakılkaya’dan, kadın mücadelesinin neden sınıfsal olduğunu GYK üyesi Hanife Şahan’dan, laikliğin kadın için yaşamsal önemini GYK üyesi Hande Heper’den dinledik.

66 gündür direnen ETF işçilerinin de katıldığı konferansta, sanatçı ve oyuncu Gülsen Tuncer ise akıl, doğru bilgi ve bilime vurgu yaptı. Sunumları dinlerken Türkan Saylan Kültür Merkezi’ndeki bu etkinliğin onun adına ne kadar çok yakıştığını düşündüm.

KADIN EŞİTLİĞİ ANCAK SINIFSIZ BİR TOPLUMDA MÜMKÜNDÜR

Konferansta son dönemde şahsıma yönelik gerici saldırılar da kınanarak dayanışma kararı alındı. Bu nedenle müteşekkirim. Bu köşenin sınırları elverdiğince sonuç deklarasyonunu özetlemek istiyorum.

1- Kadınların mücadelesi toplumsal kurtuluş mücadelesidir, kadınların eşitliği ancak sınıfsız bir toplumda mümkündür.

İKD, yıllardır “Hepimiz kadınız aynı saftayız” ve “evrensel kız kardeşlik” aldatmacasının karşısında kadın mücadelesinin, sınıf mücadelesinin bir parçası olduğunu ısrarla ortaya koyar.

2- Kadınların mücadelesi sermayeye ve sömürüye karşı emeğin mücadelesidir. 

İKD, sermayeye, patronların kâr hırsı üzerine kurulmuş olan kapitalizme karşı eşitlikçi bir düzeni piyasacılığa karşı kamucu bir ekonomiyi savunur.

3- Gericiliğe karşı aydınlık bir gelecek için laiklikten vazgeçmiyoruz!

İKD amasız fakatsız laikliğin yeniden tesisi için mücadele eder.

Ülkemizde tarikat ve cemaatlerin tahakkümüne, AKP’nin ideolojik işler bakanlığına dönüşen ve adeta şeyhülislamlık gibi işlev gören Diyanet’in fetvalarına, sosyal yaşamın harem selamlık olarak organize edilmesine, eğitimde gericileşmeye, medrese ve sıbyan mekteplerine, kadın “üniversitelerine” karşı mücadele, sosyalist kadın hareketinin öncelikli görevidir.

KADIN KURTULUŞU İÇİN LİBERALİZM İLE HESAPLAŞMAK 

4- Kadına yönelik şiddet ve cinsiyet ayrımcılığına karşı kadınların örgütlü mücadelesi esastır. 

İKD, kadına yönelik her türlü şiddete ve cinsiyet ayrımcılığını körükleyen gerici politikalara karşı eşitliğin, özgürlüğün her alanda tesisi için mücadele eder.

5- Kadınların kurtuluşu gericiliğe alan açan liberalizm ile hesaplaşmaktan geçer.

İKD, fırsat eşitliği, girişimcilik gibi kavramlarla kadın emekçilerin sömürüye ikna edilmesinin ve üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti kutsayan, gericiliği özgürlük kılıfı ile pazarlayan her türden liberal ideolojinin karşısındadır.

6- Emperyalizm dünya halklarının düşmanıdır, kadınların mücadelesi emperyalist barbarlığa karşıdır.

Sosyalist kadın hareketi milyonlarca kadın ve çocuğun mülteci/göçmen ya da sığınmacı konumuna sürüklenmesinin sorumlusu ve suçlusu olan emperyalist saldırganlığa karşı mücadeleyi büyütürken emperyalist hegemonyanın ideolojik aracı haline gelen kimlik siyasetinin kuşatması ve onun araçları olan sivil toplumculuk mekanizmalarının da karşısındadır.

7- Kapitalizmin krizi derinleşirken sosyalist kadın hareketi için olanaklar artmaktadır.

Kapitalizmin krizinin en ağır sonuçlarını kadınlar yaşamaktadır. Dolayısıyla ilk cevabın kadınlardan gelmesi tesadüf değildir.

İKD, karşı karşıya olduğumuz karanlık tablodan tek gerçekçi çıkış yolunun sosyalizm olduğunu ilan eder. Sosyalizm mücadelesi, emekçi sınıfların ve kadınların ertelenemez ve gerçekçi tek seçeneğidir.

Yazarın Son Yazıları

Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri-2: Komünist partinin yönettiği Çin sosyalist bir ülke mi ?

Başlıktaki soru, heyecanlı bir tartışmaya yol açabilecek kadar ilginç.

Devamını Oku
12.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri-1: Bozkır yangınını başlatan kıvılcım!

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kurucusu Mao Zedong, başlangıçta ufak da olsa, doğru bir toplumsal hareketin ya da ideolojik kıvılcımın, uygun şartlar altında sistemi temelinden sarsacak kitlesel bir ayaklanmaya (yangına) dönüşebileceğini anlatan “Tek bir kıvılcım bozkır yangınını başlatabilir” sözünü, 5 Ocak 1930’da asker ve stratejist Lin Biao’ya yazdığı ünlü mektubunun başlığına koymuştu. Günümüzde Çin’in dünyada artan etkisini düşününce izlenimlerime bu başlığı koymayı uygun buldum.

Devamını Oku
11.06.2026
Türkiye için çıkış yolu bellidir!

Aynı parti.

Devamını Oku
10.06.2026