Kurucu ayarlara dönmeyenler ancak göz boyar
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Kurucu ayarlara dönmeyenler ancak göz boyar

09.08.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in eylül ayındaki kurultay sürecinde partisinin tüzük ve programı ile birlikte ambleminin de değerlendirileceğini söylemesi, doğal olarak bir tartışmayı da fitilledi.

Amblemin değiştirilmesi düşüncesini “Değişim iyidir” diyerek karşılayanlar vardır mutlaka ama ben böyle bir girişimin bu dönemde gündeme gelmesinin farklı anlamları olduğunu düşünüyorum.

Yine hafızaları tazeleyeceğim ve bu tartışmanın yeni olmadığını hatırlatacağım. 2019’da CHP Grup Başkanvekili olan Engin Özkoç, Hürriyet gazetesine konuşmuş ve “Altı Ok’un kapsayıcılığına bir daha bakacağız. Milliyetçilik, devletçilik, halkçılık, bunların hepsini ülkenin koşullarına uygun olarak tanımlarken özünü ve varlık nedenini kaybetmeden 21. yüzyıl hedeflerini içeren şekilde yeniden ele alacağız” demişti.

Bundan tam beş yıl sonra, Özgür Özel’in ağzından şu cümleler döküldü: “CHP’nin oklarının en ortasındaki devletçilik okunu, o program kurultayına katacağımız çevreci, doğa dostu, sürdürülebilir kalkınmaya inanan projeler ve kadın erkek eşitliğine yönelik olan net tutumumuzla yarısını yeşile, yarısını mora boyayacağız.”

CHP YÖNETİMİNE SORULMASI GEREKEN SORULAR VAR

1- Cumhuriyetin kurucu partisi CHP’nin amblemi genel merkezde alınan kararlarla değiştirilebilecek basit bir simge midir?

2- Bu yönetim gidip başka bir yönetim geldiğinde onlar da diğer okları mı boyayacaktır?

3- Devletçilik okunun yarısını yeşile boyamak isteyenler, Cumhuriyet Devrimi’ni gerçekleştirenlerin bu coğrafyayı yeşertmek adına yaptıklarını unuttu mu? CHP’nin kurucu liderinin, bataklığı kurutup Atatürk Orman Çiftliği’ni açtığını, Yalova’da ağacı kesmemek için “Dal kesilmeyecek köşk kaydırılacak!” dediğini, Ankara’yı çağdaş bir kent olarak inşa etmek için çevrecilik gibi kavramların bilinmediği o yıllarda şehircilik uzmanlarını getirterek ağaçlar diktirdiğini, Gençlik Parkı’nı yaptırdığını unutmuş olmalılar ki şimdi oku yeşile boyayarak farklı bir politika yaratacaklarından söz ediyorlar.

4- Devletçilik okunun yarısını mora boyamak isteyenler, Cumhuriyet Devrimi’ni yapanların kadın hakları konusunda attığı devasa adımları unuttu mu? Kurucu kadronun kadına seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce verdiğini, Medeni Kanun’u çıkararak resmi nikâh zorunluluğu, tek eşle evlilik ilkesi, miras ve boşanma, mahkemede tanıklık yapma gibi en temel konularda erkeklerle eşit haklara sahip olmasını sağladığını unuttular mı?

TOZ PEMBEYE DÖNÜP SOLAN İLKELER...

5- CHP, 1937’de anayasaya da giren cumhuriyetçilik, laiklik, halkçılık, milliyetçilik, devletçilik ve devrimcilik (inkılapçılık) ilkelerini simgeleyen okların yansıttığı düşünceleri bugün tam olarak savunmakta mıdır?

Örneğin emperyalizme ve kapitalist baskıya karşı tam bağımsızlık ilkesini savunan bir devrimi gerçekleştiren Atatürk’ün çizgisinde midir CHP? Öyle olmadığı, emperyalizme direnişten NATO destekçiliğine hızla geçmesinden anlaşılmaktadır. Çünkü NATO’culuk Amerikancılıktır!

Siyasal İslamcı AKP, topluma “ümmet birliğini” dayatırken, yüzyıllarca “padişahın kulları” olarak kalan insanları laik cumhuriyetin özgür ve eşit yurttaşları haline getirerek, din ve ırk farkı olmaksızın bir ulus olarak birleştiren bir devrimi günümüzde savunamayanların renk değişimlerine odaklanması manidardır.

Laiklik ilkesine gelince... Anayasada devletin nitelikleri arasında sayılan bu ilke AKP döneminde tümüyle rafa kaldırılırken, olanları yıllarca izleyip susmakla yetinen ve hatta medrese sistemini hortlatan Diyanet Akademisi gibi konularda da destekleyen CHP’dir.

Daha çevreci politikaları savunabilir ve daha fazla kadının siyasette temsil edildiği bir parti olmak için listelerinizde kadın adayları öne çıkarabilirsiniz. Bunu herkes destekler. Ancak bunun yolu amblemi boyamak ve bu yolla ilkeleri her türlü değişikliğe açık hale getirmek değildir.

Gerçekte CHP’nin kırmızı Altı Ok’u çoktan solmuş, toz pembe rengini almıştır. Onları olması gerektiği gibi savunmayanlar, kurucu ayarlara dönmeyenler, okların rengini değiştirerek ancak göz boyar.

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizmin monarşi hayranlığı ve 23 Nisan!

Bir tür “müstemleke valisi” gibi ortalıkta dolaşan Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, zırvalamaya bu kez Antalya’da devam etti ve Ortadoğu’yu kastederek “Bunu söyleyerek yine eleştirileceğim çünkü antidemokratik ama bölgeyi incelerseniz, işe yarayan tek şeyin, güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edebilirsiniz. Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar... Bunun dışındaki her şey, demokrasi kisvesini giyen ülkeler başarısız olmuştur” dedi.

Devamını Oku
19.04.2026
Baş sorumlular, suçluları kutsayanlardır!

Kahramanmaraş’taki bir ortaokulda 14 yaşındaki bir öğrencinin silahlı saldırısında, bir öğretmen ve on öğrenci hayatını kaybetti, yirmi öğrenci yaralandı.

Devamını Oku
17.04.2026
Öcalan, Bahçeli’yi çok özel bir yere koymuş!

“Benim bildiğim tek şey var, silahlı mücadele devri kapandı, PKK bitti.”

Devamını Oku
15.04.2026
Önce Cumhuriyet!

Elimde değerli bir kitap var.

Devamını Oku
12.04.2026
İnsan-köpek dostluğuna dair en eski kanıtlar Türkiye’den...

Yazımın son kısmında yer verdiğim araştırma ve günümüzde yaşananlar trajik bir karşıtlık içeriyor.

Devamını Oku
10.04.2026
Müze (!)

Kavramlar o kadar altüst edildi ki bir terörist başından “barış elçisi” gibi söz ediliyor, gerçekte bir karşıdevrim tarikatı olan AKP’nin demokratik seçim yoluyla iktidarı bırakacağı umuluyor.

Devamını Oku
08.04.2026