Dünyada, kendi ülkesini kuran bir liderle bu kadar çok uğraşan başka bir iktidar ve millet yoktur. AKP iktidarını ve onun seçmen kitlesini esir alan bu şizofrenik durum, Türkiye’nin çöküş sürecini tetiklemekten başka bir işe yaramamaktadır.
AKP, Kurtuluş Savaşı’nın lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün adını her yerden silerek, büyük bir vicdansızlık ve vefasızlık örneği sergilediği gibi, kendi bindiği dalı da kesmektedir. Kendisini, ülkenin kurucusunu yok ederek var edebileceğini sanan AKP, iktidar sarhoşluğunun ve şımarıklığının da etkisiyle, bu konudaki yanılgısını göremeyecek kadar büyük bir akıl tutulması yaşamaktadır.
AKP’nin ana hedefi hiç kuşku yok ki, Atatürk’ün en çok değer verdiği ilkelerden birisi olan ve anayasada da yer alan laikliği yok etmektir. Amaç teokratik düzeni yeniden kurmaktır. Bu nedenle, siyaset, bürokrasi, hukuk, eğitim ve medya dini söylemlerin ve temellerin etkisi altına girmiştir. Anayasadaki laiklik ilkesi fiilen bertaraf edilmiştir.
Atatürk’ün adını her yerden silme çalışmaları da bunun yansımasıdır. Atatürk’ün adını taşıyan stadyumlardan Atatürk adının çıkartılması; İstanbul Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nin kapatılıp çürümeye terk edilmesi ve sonradan yıkılması, bu süreç devam ederken, onun tam karşısına bir caminin inşa edilmesi; İstanbul’a üçüncü bir havalimanının yapılması ve Atatürk Havalimanı’nın kapatılıp arazinin “Millet Bahçesi”ne çevrilmesi projesinin devreye girmesi; Atatürk’ün vasiyeti yok sayılarak Türkiye İş Bankası hisselerinin CHP’nin denetiminden çıkartılması ve Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu’nun elinden alınıp hazineye devredilmesi girişimi; 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini temsil eden ve Atatürk ile özdeşleşmiş olan bayramların kutlanmasına sınırlamaların konması ve bu bayramların bazı devlet kurumları tarafından yok sayılması; Atatürk’ün dava arkadaşı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar ve iftiralar, önceden planlanmış bir operasyonun ve toplum mühendisliğinin parçasıdır.
MHP de, emperyalizme hizmet eden bu operasyonun bir parçası haline gelerek, Atatürk’e ihanet etme kervanına katılan siyasi partilerden birisi olmuştur. Atatürk’ün aydınlanma devrimlerini yok etmek, laiklik ilkesini ortadan kaldırmak, Türkiye’yi çağdaş uygarlık hedefinden koparıp ortaçağ karanlığına sokmak, Türkiye Cumuriyeti vatandaşlarını laik eğitim sisteminden kopartarak cehalete mahkûm etmek, Atatürk’ün adını her yerden silmek, emperyalizme hizmet etmekten başka bir şey değildir. Çünkü emperyalizm, böyle bir ülkeyi parçalayıp yönetebilir, çağdaş uygarlık yarışı kulvarının dışına atabilir ve geri kalmış bir ülkeyi kolayca sömürebilir.
Emperyalizme karşı mücadele etmenin yolu, çağdaş uygarlıktan, laiklikten, demokrasiden, hukuk devletinden, yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığından, düşünce, ifade, yayın, örgütlenme özgürlüğünden, ekonomik ve sosyal adaletten, laik ve bilimsel eğitim sisteminden geçer. Emperyalizm, sosyal, siyasi ve ekonomik açıdan gelişmiş bir ülkeyle uğraşamaz, çünkü buna gücü yetmez. Kime gücü yeter? Geri kalmış ülkelere gücü yeter. AKP’nin de MHP’nin de anlamadığı veya anladığı halde görmezden geldiği şey budur.
AKP’nin ve MHP’nin anlamadığı bir şey de şudur ki, yöneticilerin, toplumdaki yerleşik farklı dengeleri ve dinamikleri dikkate almadan karar almaları ve kutuplaşmaya yol açmaları durumunda, o yönetimin sürdürülebilir bir yönü kalmaz. Tarih üzerinden tümevarımsal bir çıkarım yapacak olursak, bunun bir toplum yasası olduğunu bile söyleyebiliriz.
Bu yasayı değiştirmeye de, AKP’nin ve MHP’nin gücü yetmez. Ama bu sancılı süreçte, olan yine Türkiye’ye olur.
AKP, MHP ve emperyalizm
Yazarın Son Yazıları
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hukuka aykırı biçimde üniversite diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanmasından sonra, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de hukuka aykırı biçimde görevden alınmasıyla gerçekleşen darbe, CHP’nin bölünüp bölünmemesi sorununu da beraberinde getirdi.
Türkiye’deki sorunların temelinde ahlakın ne olduğunun bilinmemesi yatmaktadır
Hukuk ters yüz edilerek, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması da, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “mutlak butlan kararıyla” görevden alınıp yerine CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi de, emperyalizmin bir operasyonu ve projesidir.
AKP “hükümetinin” kurduğu diktatörlük rejimi, geçtiğimiz yıl, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasını iptal ederek ve kendisini tutuklayarak, vatandaşların seçme ve seçilme hakkını gasp etti.
ABD yönetimlerinin sergilediği emperyalizme karşı mücadele, Türkiye’deki bazı çevrelerde, bir antiemperyalizm mücadelesi olmaktan çıkıp, ABD karşıtlığına, anti Amerikancılığa, ABD’ye ait olan her şeye toptan karşı çıkmaya evrilmiş durumdadır.
Almanya’da Adolf Hitler’in öncülüğündeki Nazilerin serbest ve özgür seçimlerle nasıl iktidara geldiği, hem Almanya’nın hem de dünyanın yakın tarihinin anlaşılması ve her ülkede geleceğe yönelik önlem alınması açısından son derece önemlidir.