RTE ‘İkinci Atatürk’!?
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

RTE ‘İkinci Atatürk’!?

01.09.2014 02:36
Güncellenme:
Takip Et:

Dün, “Recep Tayyip Erdoğan Atatürk’e ve Atatürk dönemine yeni bir bakışla mı yaklaşıyor” sorusunun peşinde, son konuşmalarından parçalar vermiş ve Atatürk dönemine bakışlarında bir “restorasyon” mu görülüyor, merak etmiştim... Bunun doruk noktası da Anıtkabir’de yazdığı nota “Aziz Atatürk” diye başlamasıydı.
Nedir RTE’nin sorunu?!

***

Dikkatli okurlar anımsar, en az beş yıldır yazılarımda arada sırada, RTE’nin kendini Atatürk’ün yerine geçirmeye çalıştığına işaret ederim. Çırpınır durur hazret... Şimdi onları bulup çıkartacak zamanım yok! Ama, o yazılarıma sinen düşünce şuydu: RTE ve adamları kendilerine kadar olan Cumhuriyet dönemini, Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra kesip atıyor ve yerine kendi dönemlerini yapıştırıyor. Davutoğlu’nda bu net görülür: Ulusculuk ve ulusal devletle hesaplaşma, bir tarihi yanılgı vb...
Bu Cumhuriyete reddiye, açıkça inkârcılığın dünyada eşi benzeri görülmemiş bir örneğiydi... Reddetsen ne olur! O bütünüyle orada ve bugün de yaşayan bir olgu! AKP tabanının büyük kısmı dahil, milletin yüzde 75’i! Tarihi yok saymanın, belki de çok sık görülen bir İslamcı versiyonu daha, der geçersiniz... Ama bu düşünce sahipleri iktidarda olunca, bir sürü kaba beyinde, doğruymuş gibi bir algı oluşuyor...

Milletle irtibatı kuran büyük adam pozu!
RTE’cilerin düşüncelerini incelediğinizde yukarıdaki saptamamın, genellikle doğruluğunu koruduğunu görürsünüz, ama bir küçük revizyon var.
Baktılar ki, ayyaş-mayyaş, faşist, diktatör gibi bin bir kötüleme malzemesinin, Mustafa Kemal’in tarihteki ve yarattığı Ulus’un yüreğindeki yerini milim kıpırdatacak hali yok, üstelik tam tersine Atatürk’ü daha da fena canlandırıp güncelleştirdiler milletin içinde, şimdi Ata’ya ve dönemine fazla laf etmeden, Ata’nın 1938 sonrası gerçekleştirilemeyen büyük Türkiye ruhunu, özünü, hayal ve ideallerini dirilttiklerini söylemeye giriştiler. RTE, Anıtkabir’de bu diriltmeyi, özellikle Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle başladığını yazdı. “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanıyken 10 Kasım 1938’de vefatınızın ardından cumhurbaşkanlığı makamı ile cumhur arasındaki irtibat maalesef zayıfladı” diyordu notunda.
Atatürk’ün, Anadolu’da bir ulus oluşturma girişimini ise hâlâ “tek tipçi anlayış” olarak nitelemeyi sürdürüyorlar, ama RTE’ye bir mazeret sunmuşlar:
Cumhuriyet bu büyük tarihin ayrılmaz bir parçasıdır, Cumhuriyetimizin içe kapanmanın, hiyerarşi ve homojenleşme arayışlarının egemen olduğu bir dünyada kurulduğunu biliyoruz... Günümüzde ise siyasi dinamikler tamamen değişmiştirHepimiz Osmanlı’nın yan yana yaşayan farklılıklara sahip topluluklarından geliyoruz. 20. yüzyılın tüm farklılıkları bir potada eritmeye çalışan tekçi anlayışları ve bunların önümüze de konduğu sorunlar artık geride kalıyor...” (Adaylığını açıklama konuşmasından)

***

İçe kapanma, sınırları çizerek, neredeyse sıfırdan bir devlet ve millet oluşturmayı ve büyük var olma mücadelesini mi kastediyor? Çok ayıp bir düşünce! Osmanlı’nın tamamen çöktüğü, işgal edildiği ve onlarca ulus-devletin doğduğu biri zaman...
Hiyerarşi ne demek? Herhalde, milletten kopukluk olsa gerek, RTE ve Davutoğlu sözlüğünde. Milletten kopuk bir devlet ve hükümet/ yönetim... Belki de diktatörlük... RTE şimdi “doğrudan demokrasi”nin lideri mi? Evet. Halk seçti çünkü! Bu nedenle de artık halka sorma ihtiyacı yok her şeyi yapma gücüne sahip!
Ya homojenleşme? Bu millet/ulus oluşturma süreci… Bunu tek tipleşme olarak açıklıyorlar... Osmanlı dağılmış ve elde kala kala Türkler kalmış ve Kürtler... Tabii daha küçük bir sürü dini ve etnik azınlıklar…
Bir devlet/ulus olma ve bu yolla ayakta kalabilme mücadelesinde, şüphesiz hatalar yapıldı, hemen her ülke böyle süreçlerden geçti... Tarihe bir bütün olarak da bakmak zorundayız... Bugün hepsi varlığını sürdürüyor ülkemizde... Sık sık dile gelen bu “tek tipleşme”nin aşılıyor olması meselesi, şüphesiz iktidarın Kürt Açılımıyla yakından ilgili...
Ama bugün ülkemizde bir ulus, bir devletten bahsedebiliyorsak, “beni millet seçti” diyebiliyorsanız, ulus ve devlet oluşturma çabalarının bir sonucunu kullanıyorsunuz...

Saygı evet, ama Ata’nın pabucu da çöpe
Sonuca gelelim: RTE diyor ki “91 yıllık Cumhuriyet tarihimizde hatta diyebilirim ki 2000 yıllık Türk tarihinde ilk kez devletin başındaki isim milletimizin... doğrudan doğruya kendi tercihiyle bir Cumhurbaşkanı belirlenmiştir... halkın oylarıyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olmanın da iftiharını yaşadığımı özellikle ifade etmek istiyorum… Bugün kapanan dönem eski Türkiye dönemidir. Kapıları ardına kadar açılan yeni dönem ise Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki öz ve ruhu taşıyan yeni Türkiye, büyük Türkiye dönemidir…”
RTE, bırakın Cumhuriyeti, 2000 yıllık Türk tarihinde, padişahları bir kenara bırakıyorum konumuz değil, Atatürk’e üstünlüğünü de, milletin seçtiği ilk başkan, bir ilk insan olarak kendini ilan ediyor
Ve aslında, seçildiği güne kadar olan Cumhuriyeti, eski Türkiye olarak silip atıyor ve tarihi kendisiyle yeniden başlatıyor...
Yeni Türkiye ve büyük Türkiye dönemini başlatan adam... İkinci Atatürk?
Atatürk’e saygı evet, ama pabucu da çöpe...  

Yazarın Son Yazıları

Barış masası Trump için kurtuluştur, yıkılmakta olan imparatorluk

Her şey ABD’nin İran’a saldırısından sonra dünya hegemonyasından aşağı doğru hızlı bir inişe geçtiğine işaret ediyor.

Devamını Oku
12.04.2026
Yenilikçilik-bilim ve CHP: Yalçın Karatepe’den yanıt var!

Üç yazı boyunca CHP’ye Ekonomide Yenilikçilik ve Bilim konusunda yöneltilen eleştiri ve düşüncelere, CHP Sanayi ve Teknoloji Politikaları Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe politikalarını açıklayan uzun ama doyurucu ve bir yanıt gönderdi.

Devamını Oku
09.04.2026
Arçelik devlet-özel sektör ortaklığı ile kuruldu (CHP ve Yenilikçilik)

Bugünkü Türkiye ve dünyadaki gerilimli siyasi ortamda bu yazılar dam üstünde saksağan gibi duruyor olabilir ama ülkemizin temel sorunlarını bilen insanlar arasında ilgi yoğun.

Devamını Oku
07.04.2026
‘CHP’de bilim ve yenilik’ yazısına ciddi bir yanıt

Bu kez okurun dikkatine, ülkemiz için hayati önemdeki, Bilim ve Yenilik yazıma bir okurdan gelen ilginç yanıtı getireceğim.

Devamını Oku
06.04.2026
Kötücül yanıtlar size ait, beni bu işe bulaştırmayın!

Bursa Büyükşehir’e el koyma operasyonu yaşadık.

Devamını Oku
05.04.2026
Godot, yoksa büyük kaosun ta kendisi mi?

Hemen arkamdan biri seslendi, hey Orhan Bursalı, diye.

Devamını Oku
02.04.2026
Tek değişmeyecek savaşlardır Ortadoğu’da... Barış mı, 150 yıl önce uçtu

Petrol ve para: Ortadoğu’da yangınların ana nedeni olduğunu herkes bilir.

Devamını Oku
31.03.2026
CHP’de bilim ve yenilik yok mu?

Herkese Bilim Teknoloji dergisinde, bilim ve teknoloji politikaları köşesinde yıllarca yurtsever yazılar yazan, şüphesiz bilim ve yenilikçilik (inovasyon) olmadan Türkiye ekonomisinin bağımlılıktan, borç almaktan, faiz ödemekten, cari açık vermekten kurtulma şansının olmadığı konusunda fikir birliği içinde olduğumuz teknoloji danışmanı Müfit Akyos bir not gönderdi, geçen ay açıklanan CHP’nin çalışma kurulları üzerine.

Devamını Oku
30.03.2026
‘Yargı silahı’nı kullanmada uluslararası başarı

Özgür Özel bir konuşmasında Brezilya’da Lula’nın rakiplerince siyaseten mahkûm edildiğini ve sonraki seçimlerde yeniden başkan seçildiğini anımsattı, ayrıntıya girmedi.

Devamını Oku
29.03.2026
Hürmüz’ü İran kapatmadı! Petrol krizi dünyayı dağıttı...

Petrolün dünya ekonomisi ve ülkeler için ne kadar önemli olduğu, Hürmüz Boğazı’nı İran’ın güvenlik alanı olarak ilan etmesiyle yeniden ortaya çıktı.

Devamını Oku
26.03.2026
Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Devamını Oku
22.03.2026
Tapu meselesi ve adalet bakanı

HP başkanının 11 tapu artı kanıtlanmamış bir duyum, 2 mülk satımı ve toplamda 452 milyon liralık bir varlıkla ilgili açıklamalarını dinleyince tabii ki insanın bu kadar mal mülk iddiaları karşısında dudakları uçuklar dedim. Büyüklüğü tartışılır ama bir siyasi kıyamet kopartacak bir durumla karşı karşıya olduğumuz açık seçik.

Devamını Oku
19.03.2026
Yargıyı silah olarak kullanmanın büyük ekonomik kayıpları

Biz bunu resmen derinlemesine yaşıyoruz ama yargıyı siyasi rakiplerine karşı yok edici bir silah olarak kullanan örneğin Brezilya’da bu sonuçları görünce (*) gözlerimiz yine İBB operasyonlarının, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ve CHP’ye açılan kapatma davalarının Türkiye ekonomisini nasıl vurduğunu ve halkı yoksullaştırdığını biliyoruz.

Devamını Oku
17.03.2026
‘Yargı Silahı’: Mehmet Pehlivan hücresinden yazıyor...

Dünkü yazımı tamamlayıcı olarak masumiyeti çiğnenmiş, görev alanı yüksek güvenlikli bir hücre içine hapsedilmiş İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın kitabı, Tunç Soyer ile birlikte geldi.

Devamını Oku
16.03.2026
‘Gelecek Olsun’: Tunç Soyer cezaevi penceresinden dünyaya ve ülkeye bakıyor

İntikamcı veya bertaraf edici ruh, şüphesiz ne hukuk ve yasa tanır ne ahlaki siyaset ne gelenek ne ülke geleceği ve demokratik toplum arzusu ne de yargının hukukun doğal işleyişine saygı...

Devamını Oku
15.03.2026
Savaşın sürmesi İran’ı molla rejimine mahkûm eder

İran’ı yöneten demir eldivenli molla rejiminin, Humeyni devrimini garanti altına almak ve artık geri döndürülemez bir karaktere büründürmek için kurdukları askeri, ekonomik, siyasi ve toplumsal karakterli İslam Devrim Muhafızları’nın, İran’da mahallelere kadar inen çok köklü bir örgütlenmeye sahip olduğunu okuyoruz.

Devamını Oku
12.03.2026
Kumpaslarla geçen 23 yıllık AKP dönemi

Türkiye’nin resmen açıklanmış 1 no’lu cumhurbaşkanı adayını “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” yaptıkları davanın tam bir sıkıyönetim koşullarında başlatılması bu davanın normal koşullarda geçmeyeceğinin başlı başına işaretidir.

Devamını Oku
10.03.2026
MHP’nin içi boş söylemleri ve İBB duruşmaları

MHP sözcüleri, başta Devlet Bahçeli ve Feti Yıldız arada sırada AKP’den farklı veya daha ileri iddialarla öne çıkıyor.

Devamını Oku
09.03.2026
‘İran, onu yöneten herhangi bir rejimden daha eskidir’

İran, dünyanın neredeyse kesintisiz en eski uygarlıklarından biri.

Devamını Oku
08.03.2026
Trump’ın ‘altın tokmaklı’ barış kurulu

Trump Gazze’yi yeniden “imar etmek” bahanesiyle azgelişmiş ülkelerin veya ondan korkmaktansa onunla karşılıklı menfaat ilişkileri içinde olmayı tercih eden azgelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin temsilcileri ile birlikte bir “barış kurulu” kurdu...

Devamını Oku
23.02.2026
Dezenformasyon

Savcılık kaç gündür aranan ama bulunamayan gazeteci Alican Uludağ’ın son çare olarak derhal yakalanarak mevcutlu olarak İstanbul’a getirilmesini istedi.

Devamını Oku
22.02.2026
Gürlek ve sadık gazetecileri

Biraz gecikmiş olsa da yazmalı ve aklımdan çıkarmalıyım, yoksa dönüp dolaşıyor.

Devamını Oku
19.02.2026
Yapay zekâ düşünüyor, öğreniyor

Önce üretken yapay zekâ programlarının yaratacağı işsizlik üzerine biraz daha bilgi...

Devamını Oku
17.02.2026
Geleceği, insanları, savaşları, gezegeni ‘teknoloji oligarkları’ mı biçimleyecek?

Oligark siyasette oldukça yerleşmiş bir kavramdır. Bu dizinin ilki olan dünkü yazımda, teknoloji multi milyarderlerin “demokratik bir katılım veya denetim olmaksızın insanlığın geleceğini şekillendirdiği”ne işaret etmiştik.

Devamını Oku
16.02.2026
Dehşet çanları ve yapay zekâ ve insanlığın kontrolü

Herkes küçük işleriyle yapay zekâ uygulamalarının tadını çıkarıyor.

Devamını Oku
15.02.2026
Daha zor aylar ve yıllar ülkeyi bekliyor

Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’in atanması, ülkenin en önemli konusu haline geldi.

Devamını Oku
12.02.2026
Belediye başkanı ve milletvekili istifalarına bir çözüm arayışı

Şüphesiz bir siyasetçi koşullara göre fikir değiştirebilir ve partisinden ayrılabilir.

Devamını Oku
10.02.2026
İki 7.3 ne yapar? İstanbul ve Marmara bölgesi tamamen korunmasız...

Siz okumaktan bıkmış olabilirsiniz ama biz yazmaktan bıkmadık.

Devamını Oku
09.02.2026
Deprem: ‘Ruhuna el fatiha! Acımız sonsuz

İktidar siyasetçilerinin deprem sonrası en iyi bildiği şeydir.

Devamını Oku
08.02.2026
Yeni keşfi üzerine Aziz Sancar ile röportaj

Burada duyurmuştum Sancar’ın öldürücü beyin tümörü Glioblastoma’yı fare deneylerinde başarıyla yok ettiğini...

Devamını Oku
05.02.2026
Güç gösterisinin tırmandığı doruk, en zayıf olunan noktadır

Bu konuda benzer içerikte bir yazı yazmıştım, Trump’ın askeri, ekonomik ve siyasi gücünü bütün dünyaya karşı açıkça kullanmaya başlayınca bütün dünyayı karşısına almış, bu imkânsız denemesinin aşağı düşüşe yol açacağını yazmıştım, bazı okurlar ve sosyal medyadaki izleyiciler “Hayal görüyorsun” mesajı atmışlardı.

Devamını Oku
03.02.2026
Güvenlik için atom silahı arayışları

ABD’yi İran’a saldırı kararlılığından vazgeçirmek için İslam ülkeleri diplomatik çalışmalarını sürdürürken...

Devamını Oku
02.02.2026
Emperyalizmin apaçık yüzü; savrulan ve yeniden birleşen dünya

Evet sömürgecilik, hegemonya, askeri darbeler, eşitsizlikler, sürekli yoksullar aleyhine çalışan dünya ticareti vb.

Devamını Oku
01.02.2026
Saray bu kadar yoksulluğa rağmen hangi cesaretle milleti süründürüyor?

Bu sorunun yanıtını düşünmeli herkes.

Devamını Oku
29.01.2026
İran’a saldırı, bölgede deprem niteliğinde değişime yol açar

ABD Suriye’yi alelacele düzenledikten sonra, silahlı güçlerini (uçak gemileri başta) İran üzerinde yoğunlaştırıyor.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu ve Karanlıklar Çağı-2

Şüphesiz Uğur Mumcu ve daha bir dizi kahramanın öldürüldüğü ve katliamların gerçekleştirildiği 1990- 2000 yıllarının öncesi var.

Devamını Oku
26.01.2026
Uğur Mumcu ve karanlıklar çağı

Uğur Mumcu’yu 33 yıl sonra bile kitlelerin gönlünden, meslektaşlarının yüreğinden silemeyen nedir?

Devamını Oku
25.01.2026
Pax Americana: Türkiye, Suriye, İsrail’e doğru

Şüphesiz beklenmiyordu veya ABD’nin ipiyle kuyuya inilmez seni yarı yolda bırakır diyenler de vardı.

Devamını Oku
22.01.2026
Bir intikam histerisinin sahne şovu mu?

“Bak ne yaparız biz sizi, sürüm sürüm süründürürüz!...”

Devamını Oku
20.01.2026
NATO: Bir ittifakın ölümü mü?

Dün Kopenhag adeta öfke patlaması yaşadı; on binlerce kişi Danimarka ve Grönland bayraklarını sallayarak “Grönland’a dokunmayın, Grönland satılık değil” pankartları sallıyordu.

Devamını Oku
19.01.2026