AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kültür Sanat Büyük Ödülleri Töreni”nde yaptığı konuşmada, “Maalesef Türkiye, eğitim ve kültür sanat politikalarında arzu ettiğimiz mesafeyi katedememiştir. Biz uzunca bir süre ecdadın medeniyet mirasına sırtımızı dönüp, kendimizi her alanda gecekondulara, kaçak yapılara mahkûm ettik. Halbuki bizim tarihimizde ilim ve sanat insanlarının müstesna bir yeri vardır. Bir grup, kültür ve sanat dünyamızı esir almıştı. Bu esaret yavaş yavaş kalkıyor” ifadelerini kullandı; “Necip Fazıl Kısakürek Ödül Töreni”ndeki konuşmasında da “Kaymağını yedikleri bu ülkeye adeta asalak gibi yapışan elitler, Türkiye’nin kültür hayatının çoraklaşmasının da başlıca müsebbipleridir” dedi.
Türkiye’nin eğitim, kültür, sanat, bilim ve felsefe alanına hiçbir katkı sağlamayan, aksine bu alanları baskı altında tutan, Arabistan çöl kültürünü Türkiye’ye ithal ederek Anadolu kültürünü asimile eden, Anadolu’yu eğitim, kültür, sanat, bilim ve felsefe alanında bir Arap çölüne çeviren Erdoğan’ın bu sözlerine şaşırmamak gerekir.
Kendi zihnindeki kurguların esiri olan Erdoğan’ın, Türkiye’nin kültür yaşamının çoraklaşmasının nedeni olarak, “ecdadın medeniyet mirasına sırtını çevirenleri” ve “kaymağını yedikleri bu ülkeye adeta asalak gibi yapışan elitleri” göstermesi trajikomik bir olaydır. Eğitime, kültüre, sanata, bilime ve felsefeye Neo-Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi çürük ve çarpık bir bakış açısıyla yaklaşan Erdoğan’ın, olgulara dayalı bir neden ve sonuç ilişkisi kuramaması da olağandır.
AKP döneminde sayıları 4 bini aşan imam hatip okullarıyla, 15 bini aşan Kuran kurslarıyla ve 80’i aşan ilahiyat fakülteleriyle ve AKP’nin ürünü olan “4+4+4” adlı ucube eğitim sistemiyle, Türkiye’nin eğitim alanında bir ilerleme sağlayamayacağı ve demokratik ülkelerle rekabet edemeyeceği açıktır.
Necip Fazıl Kısakürek zihniyetiyle, kültür ve sanat alanına da ileri seviyede bir katkının sağlanamayacağı açıktır. Türkiye’de bu alana en büyük katkıyı sağlayan kişilere baktığımız zaman, büyük çoğunluğunun, Neo-Osmanlıcı ve İslamcı bakış açısına sahip olmadıkları görülecektir. Tevfik Fikret, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli, Sait Faik, Cevat Şakir, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal gibi edebiyatçılar; Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey gibi besteciler; Leyla Gencer, İdil Biret, Suna Kan, Fazıl Say gibi müzisyenler; Fikret Mualla, Orhan Peker, Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi ressamlar; Metin Erksan, Lütfi Akad, Yılmaz Güney, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenler buna dair örnekler olarak verilebilir.
Ayrıca Erdoğan’ın sözünü ettiği “ecdadın medeniyet mirası” nedir? Osmanlı İmparatorluğu döneminde, mimari, edebiyat ve müzik alanları dışında hangi alanda ileri uygarlık seviyesine bir katkı sağlanmıştır? Osmanlı’da bilim tarihinin akışını değiştirecek bir bilim insanı çıkmış mıdır? Osmanlı’da felsefe tarihinin akışını değiştirecek bir filozof çıkmış mıdır? Osmanlı’da resim ve heykel tarihinin akışını değiştirecek bir ressam ve heykeltıraş çıkmış mıdır? Osmanlı’da bilim, felsefe ve sanat alanında ileri seviyede eğitimin verildiği bir sistem kurulmuş mudur? “Ecdadın medeniyet mirası” eksik olduğu içindir ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğündeki aydınlanma devrimlerine gereksinim duyulmuştur, ancak bu devrimler de 1950 yılından itibaren kesintiye uğramıştır.
Neo-Osmanlıcı ve İslamcı uygarlık ve kültür projesinin çöktüğü olgularla kanıtlanmıştır. Bu çöküşü kabullenmek istemeyen Erdoğan, şimdi hayali nedenlere sığınmaktadır. İleri uygarlık ve ileri kültür, dogmatizmden değil, özgür ruhlardan çıkar. Erdoğan’ın hiçbir zaman anlamayacağı şey budur.
Uygarlığın ve kültürün çöküşü
Yazarın Son Yazıları
Siyasetçilerin ve sivillerin militarizme sığınmaları tarihte her zaman büyük felaketlerle sonuçlanmıştır.
Suriye’deki devlet krizi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ulusal ve uluslararası krizlerinden birisine neden oldu.
DEM’in “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu”, DEM’in gerçek siyasi çizgisini bir kere daha deşifre etmiştir.
Müzisyenlerin sahnedeki kıyafetlerinden ve danslarından dolayı gözaltına alındığı, tutuklandığı, hapis cezası aldığı ve müzik festivallerinin, konserlerin iptal edildiği, yasaklandığı ve insanların yaşam tarzlarına doğrudan baskıların uygulandığı bir ülkede, “uyuşturucuya karşı mücadele” adı altında yürütülen operasyonların gerçekten uyuşturucuya karşı mücadele amacıyla yürütülüp yürütülmediği tartışma konusudur.
Terör örgütü PKK’nin ve DEM’in talepleri, medyaya yansıyan açıklamalara göre, her ne kadar federasyon ve özerklik gibi unsurlardan söz etmese de Türkiye’nin üniter yapısına zarar verecek niteliktedir.
Demokrasi, halk egemenliğine dayalı yönetim biçimidir.
Kurtuluş Savaşı’nın lideri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Aydınlanma devrimlerinin öncüsü Mustafa Kemal Atatürk’ün solcu olduğu tezi birçok kesim tarafından kabul edilmez ve genellikle tepkiyle karşılanır.
CHP’nin 39. olağan kurultayı, partinin ilkelerini, ideolojisini, kurumsal kimliğini özümsemiş olan parti üyelerinde ve seçmenlerde hayal kırıklığı yarattı.
Antik Yunan filozofları Platon’a ve Aristoteles’e göre yaşamın amacı iyi bir insan olmaktır ve iyi bir insan olmak da erdemli olmak anlamına gelmektedir.
ABD Devlet Başkanı Donald Trump ile AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan arasında sık sık bir karşılaştırma yapılır ve ikisinin de popülist ve otoriter liderler olduğu söylenir.
CHP’nin geçtiğimiz hafta açıklanan yeni parti programı taslağında çok önemli ve doğru açılımlar olmakla birlikte, çok ciddi ve önemli eksikler de bulunmaktadır.
Kurtuluş Savaşı’nın lideri, Aydınlanma devrimlerinin öncüsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve ilk genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi...
Türkiye’nin Orta Asya’daki Türki devletlerle, yani Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile tarihsel, kültürel, dilsel bağları olduğu halde, AKP iktidarı döneminde bu ülkelerle de ilişkiler geriledi.
Adından da anlaşılacağı gibi, iddianame, belli başlı iddiaları içerir, bir mahkemenin ve hâkimin hüküm veya beraat kararını içermez.
Bugün, Kurtuluş Savaşı’nın lideri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Aydınlanma devrimlerinin öncüsü olan Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü.
New York ABD’nin en büyük kenti olduğu gibi, dünyanın da en büyük kentlerinden birisidir.
CHP’nin emperyalizm destekli AKP’nin baskılarına karşı direndiği bir ortamda, sosyal demokrasi ile “altı ok” arasında bir karşıtlık yaratarak, CHP’nin kurumsal kimliği ve CHP’nin kurultay tarafından belirlenen parti programındaki temel ilkeleri sorgulamak, CHP’de ideolojik bölünmeye ve emperyalizme yarar sağlar.
Britanya, Fransa, Yunanistan ve İtalya, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını işgal ettiklerinde, Mustafa Kemal Atatürk işgal güçlerine karşı Kurtuluş Savaşı’nı başlatırken, Osmanlı İmparatorluğu’nun padişahı Vahdettin, önce Türkleri Anadolu’da küçük bir toprak parçasına sıkıştıran Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını, sonra da Atatürk’ün idam fermanını onaylayarak, işgalci ülkelere boyun eğmişti.
29 Ekim’de Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen kuruluşunun 102. yılı kutlanacak.
Bir hükümetin, milletin desteğiyle değil, sözde “savcıları” ve sözde “hâkimleri” kullanarak, polisin, jandarmanın, gardiyanın, kolluk kuvvetinin, askerin ve emperyalizmin desteğiyle ayakta durması, o hükümetin tükenmişliğinin ve çaresizliğinin göstergesidir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde Aydın ilinde yer alan Miletos antik kenti, felsefe ve bilim tarihi açısından, dünyanın en önemli kentlerinden birisidir.
Ortadoğu (“Middle East”) ve Kuzey Afrika (“North Africa”) bölgesi kısaca MENA olarak da anılıyor.
Emperyalizm bir komplo teorisinin ürünü değildir, bir olgudur, bir gerçektir.
Antik Yunan filozofu Platon’un dediği gibi, görünüşlerle gerçeği ayırmak, algılara aldanmamak, retoriğin esiri olmamak gerekir.
Anayasanın 34. maddesinin tanıdığı hakkı kullanarak “Gezi” protesto eylemlerine milyonlarca vatandaş katıldığı ve destek verdiği halde, onların içinden işadamı Osman Kavala, milletvekili Can Atalay, akademisyen-bürokrat Tayfun Kahraman, belgeselci-sinemacı Mine Özerden, yapımcıgazeteci Çiğdem Mater Utku, yapımcı-menajer Ayşe Barım, ne olduğu belli olmayan ölçütlere göre ayıklandılar ve tutuklandılar.
ABD Devlet Başkanı Donald Trump bu hafta içerisinde 20 maddelik “Gazze Barış Planı”nı açıkladı.
ABD Devlet Başkanı Donald Trump ile AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan’ın karşılıklı “dostlukları” ve birbirlerine duydukları “saygı”, dillere destan olacak nitelikte gelişmeye devam ediyor.
Türkiye’de muhalefetteki siyasetçiler, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, bürokratlar, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar, yayıncılar, sanatçılar, öğrenciler hukuka aykırı biçimde tutuklanırken...
İsrail devletinin onlarca yıldır Filistin’i işgal altında tutması; Batı Şeria ve Doğu Kudüs bölgelerinin işgalinden sonra, Gazze’yi yeniden işgal etmesi ve bu bölgede 60 bini aşkın insanı katletmiş olması, yüz binlerce insanı da göçe zorlaması, ABD’nin desteğinde gerçekleşmiştir.
Türkiye’de insanların birçoğunda adalet, merhamet, vicdan, insaf, sevgi duygusu kalmadı.
Türkiye Cumhuriyeti gibi laik bir ülkede, o ülkeyi yönetenlerin Müslüman olup olmadığını tartışmanın bir anlamı yoktur.
AKP iktidarının Cumhuriyet Halk Partisi üzerinde uyguladığı hukuk dışı baskılar Türkiye için birçok olumsuz sonuç doğurmaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin milliyetçi bir parti olup olmadığı her zaman tartışma konusu olmuştur. Çünkü milliyetçi olmak tam bağımsız olmayı ve emperyalizme karşı mücadele etmeyi gerektirir.
Siyaset bir dava, ideoloji ve ilkeler bütünü doğrultusunda, toplumu ve ülkeyi iyiye doğru geliştirmek ve dönüştürmek için yapılır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu, ana muhalefet ve birinci partisi olan CHP tarihinin en zor dönemlerinden birisini yaşıyor.
Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı.
Sık sık laiklik karşıtı açıklamalar yapan Diyanet İşleri Başkanlığı yönetimi, son olarak, Kuran ayetine dayanarak, kadınların miras hakkında erkekle eşit olmadığına dair bir açıklama yaptı.
Cumhuriyetin, başka bir deyişle, halkın egemenliğine dayanan bir yönetim biçiminin yıkılması ve onun yerine teokratik ve monarşik bir yapının kurulması, normal değil, anormal bir durumdur.
CHP’li Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçmesi bir ahlaksızlık ve erdemsizlik örneğidir.
CHP’de 13 Ağustos’ta başlayıp 7 Eylül’e kadar sürecek olan mahalle/ muhtarlık bölgesi kongreleri, sadece CHP’nin değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyecektir.