Tonguç’a bugünden bakabilmek...
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Tonguç’a bugünden bakabilmek...

26.06.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyetimizin en önemli eğitim, aydınlanma ve kırsal kalkınma projesi olan Köy Enstitüleri eğitim sisteminin kuramcısı, kurucusu ve uygulayıcısı büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç’un, “ülkemiz eğitim sisteminin dünü, bugünü ve geleceğini kavramamıza neden olan özgün eğitim yaklaşımının düşünsel temelleri”, ölümünün 59. yılında hâlâ güncelliğini korumaktadır.
1935-46 yılları arasında görev yaptığı İlköğretim Genel Müdürlüğü döneminde; eğitim sistemimizin ilkleri olan Eğitmen Kursları, Köy Öğretmen Okulları, Köy Enstitüleri ve Yüksek Köy Enstitüsünün hazırlık, kuruluş ve gelişme süreçlerine damgasını vuran Tonguç’un, “eğitim bilimlerine özgün katkı ve yaklaşımları” doğal olarak öne çıkarılmakta, genellikle birbirinin tekrarı tarihsel yaklaşımlarla anılmaktadır.
1922-54 yılları arasında Maarif Vekâletinde,11 yılı genel müdür olmak üzere görevler alan Tonguç’un, eğitim bilimleriyle ilgili kitapları dahil imzası bulunan makale, inceleme, mektup, telgraf, fotoğraf vb. belgeler ile hazırlanmasına fiilen katkı verdiği resmi metinlerin (yasa, yönetmelik vb.) incelenmesinde; “eğitim bilimleri” yaklaşımını dönemin eğilimlerini aşan bir anlayışla diğer branş/disiplinlerle birlikte bir bütün olarak kuramlaştırdığı/ uyguladığı görülmektedir. Tonguç’u konu alan yayınların incelenmesinde de “bütünsel yaklaşımını’ teyit eden anlatımlar ağırlıktadır. Tonguç’un günümüzde hayatın her alanında öne çıkan; Yönetim Sis./Teknikleri, Halkla İliş./İletişim Tek., Sosyal-Ekonomik Gir./Etkiler,Toplum Sağlığı/Sosyal Güvenlik Sis. disiplinlerini de içine alan yaklaşım, uygulama ve etkilerinin ‘akademik disiplinle” incelenmediği, yeni kuşaklara aktarılmadığı düşüncesindeyiz.
Cumhuriyetimizin kuruluş ve inşa döneminde maarif camiasına katılan, savaş ve yokluk içindeki zor yıllarında genel müdürlük görevi yapan Tonguç’un, ülkemizde “tanımı ve sözü” dahi edilmeyen kavramları bütünsel-kapsayıcı bir yaklaşımla (bir kısmı uzmanlık alanı olmamasına rağmen) uygulamaya çalıştığı görülmektedir. Projelerini planlayarak “yasal bir zemine” oturtmayı ilke edinen Tonguç’un teknokrat yaklaşımı nedense dikkat çekmemektedir. Projelerinin kuram ve uygulamasında “eğitim bileşenleri taraflarını” yatay ve dikey olarak bir bütünün eşit ve birbirini tamamlayan parçaları/ organları olarak dikkate aldığı görülen Tonguç’un bütünsel yaklaşımı ve sorumluluk anlayışı öne çıkmaktadır.

Etkileşimli eğitim
Projelerinin uygulama aşamasında; taraflara açıklama ve yönlendirmeleri yönetmelik, genelge vb. resmi yazıların yanında, kamu/ özel yayınlarda yaptığı açıklama, makale vb. mesajlarla kalmayarak yazdığı, genel- özel mektup/telgraflarla, müdüründen, öğretmenine ve öğrencisine kadar tüm bileşenlerle “iletişimde” olduğu görülür. Günümüzün deyimini değiştirerek “365 gün 24 saat 11 yıl” boynunda fotoğraf makinesi ve çantasında daktilosu ile sahada olan Tonguç’un, ekibi ve eğitim bileşenleri-çevre ilişkileri örnekleri, günümüzde kurumların yüklü bütçelerle hedefledikleri yönetim-iletişim- kurumsal kültür çalışmalarıyla örtüştüğü görülmektedir.
“Mektuplarla Köy Enstitüsü Yılları”(1) kitabı dahil Tonguç’la karşılıklı mektuplaşan kişilerin anı ve diğer yayınlarda belirtildiği üzere “mektuplaşma” dönemin aktif iletişim aracı olarak kullanılmıştır. Tonguç’un Eğitmen Kurslarından başlayarak yakın çevresi ve yöneticilere resmi yazışmaların yanında, mektup seçeneğini sık kullandığı görülmektedir. Köy Enstitülerini adeta “mektuplarla” yöneten Tonguç’un metinlerinin incelenmesinde görüleceği üzere; “samimi, yalın ve kararlı” ifadelerle açık ve çözüm odaklı, arkadaşça yaklaşımları dikkat çekicidir. Köy Enstitülerinde; demokratik katılım, planlı ve örgütlü bir yapı, yardımlaşma-dayanışma ve değerlendirme-denetleme ilkelerini, yönetsel yapıda öne çıkarmıştır. Bu bağlamda cumartesi değerlendirme toplantıları, okul ziyaretleri-görüşmeleri ile birlikte mektuplarla; “sistemin işleyişi, oturması ve olgunlaşması” amacıyla muhatabı bilgilendirdiği, yönlendirdiğini görüyoruz. Gazi Eğitim ve Eğitmen Kursları döneminde sistemi benimsemiş unsurları işbaşında tanıyarak kadro oluşturmaya, devamında da yönlendirmeye çalıştığı görülür. Güncel deyimi ile “ekip çalışmasını” ilke edinen Tonguç, kaynakların kıt olduğu bir dönemde ekibiyle zoru başarabilmiştir. Görevlendirdiği müdürlere, mektuplarında “takdir, uyarı, eleştiri, yönlendirme..” mesajlarıyla, “motivasyon, aidiyet, kurumsallaşma..” girişimlerinin ekip ruhuna yansıması görülür.

‘Biz kültürü’
Genel müdür olarak öğrencileri seyahatlere Ankara Garı’ndan gönderen ve karşılayan Tonguç ve ekibinin insana dokunan sıcaklığı ile rozet, marş, dergi, kültür-sanatspor etkinlikleri, öğrencilerin yönetime katılımı, cumartesi değerlendirme toplantıları vd. kurumsal yaklaşımları “öznesi insan” olan sistemi güçlendirmiştir. Yapılanın günümüzün bireyci yaklaşımında bile hedeflenen “biz kültürünü” yaratmak olduğunu söyleyebiliriz.
Sıtma mücadelesi ve sağlık sorunlarının yakıcı olduğu dönemde 7 enstitüde “sağlık memurluğu” kolu açarak, aynı yılda ‘Köy Ebeleri ve Köy Sağlık Memurları Teşkilatı’ kanunu ile halk sağlığına çözüm yolları aranır. Kırsalda toplum sağlığına gerekli her türlü elemanı yetiştirme kanun hükmünden faydalanarak yapılan girişimlerde etkinlik sağlanamamış ancak, 2 bine yakın sağlık memuru yetiştirilmiştir. 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu’nda, Köy Öğretmenleri Tekaüt Sandığı ve Köy Öğretmenleri Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı, 4357 sayılı yasa ile de İlkokul Öğretmenleri Yapı Sandığı kurulur. Eğitimcilerin üye olacağı ve yönetimini seçeceği sandıklar; “yokluk yıllarında” zamanın uygulamalarını aşan sağlık-konut/sosyal güvenlik sistemlerinin kurulumu amaçlanmıştır. Enstitülerinin kapatılma sürecinde kuruluş amaçlarından uzaklaşmış, yapı sandığı da tasfiye edilmiştir. İlksan unvanı ile devam eden sandığın uygulama sürecinin konunun uzmanlarınca araştırılmaya değer bir süreç olduğu düşüncesindeyiz. Hepsinden öte yokluk ve savaş yıllarında eğitimcilerin- öğrencilerin özlük, sağlık, sosyal güvenlik, konut vb. sorunlarına çözüm öngören, girişimler yapan, uygulayan Tonguç’un geleceği gören “sosyal haklara” bakış açısının varlığıdır. Bu bakış açısı niçin incelenmez, anlamak mümkün değildir.
Yücel ve Tonguç’un Gölköy Köy Enstitüleri gezisinde arılıkta tanıdıkları, kitaplardan arıcılık öğrenen öğrenci İlyas Pınarbaşı eğitilmek üzere Kepirtepe Köy Enstitüleri Arıcılık Öğretmeni Salih Arı’ya gönderilmiştir. Öğrenciliği ve öğretmenliği döneminde arıcılık kursları açan, arıcılık yapan Pınarbaşı(2) ve kursiyerlerin teknik ve gezginci arıcılığın gelişmesine ciddi katkıları olmuştur.(3) Pamukpınar Köy Enstitüleri Tarım Öğretmeni Ömer Yurdagül’den fidancılığı öğrenen Mehmet Baklacı’nın, görev yaptığı köyde, “dağlarda yaban elmalarından elde ettiği çekirdekleri yetiştirip aşılayarak” fidan yetiştirdiği, köylülere öğrettiği fidancılığın çevre köylerde de halen yapıldığı(4) binlerce kırsal kalkınma örneğinden biridir.
“Özgüveni yüksek, analitik düşünce eğilimini benimseyen” nesiller yetiştirmeyi amaçlayan sistemin, öğrencileri enstitüye kabul aşamasından mezuniyete, mezuniyetten öğretmenliğe geçiş ve devam süreçlerini planladığını görüyoruz. Enstitü Yönetimi/öğrenci, Köy Öğretmeni, ililçe- Köy İd. ve Maarif Vekâleti ilişkisi pozitif bir yaklaşımla kurgulanmış, okul-mezun- idare/kamu-çevre ilişkisi toplumsal tabana yayılmaya çalışılmıştır. Tonguç Baba’larının yapılandırdığı sistemden mezun olanların; ülkemizin bilim, kültür, sanat, edebiyat, siyaset, spor, ekonomi, örgütlenme, stk vd. alanlardaki pozitif etkileri, başarıları günümüzde tartışılmaz bir gerçektir. Çok partili siyasi yaşama geçtiğimiz dönemde tasfiye süreci başlayan Köy Enstitüsü sisteminin kurucu kadrosu ve özgüvenli mezunlarının yaşam boyu bedel ödemeleri ülkemizin acı bir gerçeğidir. Bu gerçeğin içerisinde ise özellikle 1960 sonrası siyasi yaşamımızda milletvekili, senatör, bakan, belediye başkanı seçilen; önseçim-seçimleri geçerek gelen enstitülü vekillerin halkın sorunlarına sahip çıkmaları vardır. Enstitülere yalınayak girerek kaderleri değişen Tonguç’un “biz kültürü” ile yoğrulmuş enstitü mezunu parlamenterlerin, 1960-80 arasındaki yüksek temsil oranının diğer dönemlerde eğitimcilerde görülmemesi dikkat çekici değil midir?
“Bu can insan, Kurtuluş Savaşı ihtilalinin ilerici temposu ile yoğrulmuş kuşakların kafileleşmesi için '73avaşan, bitmez, tükenmez bir sevgi ve iş yapma kaynağı idi’”5) ifadesiyle yakın dostu Ferit Oğuz Bayır’ın anlattığı Tonguç’u, bugünden bakarak ölümünün 69. yılında saygıyla anıyoruz.

Kaynaklar:
1- Mektuplarla Köy Enstitüleri Yılları/ İ.H. Tonguç
2- Gençlik Dergisi/1962- Fakir Baykurt
3- Dünden Bugüne Arıcılık / Balparmak Yay.
4- Köy Enstitülülerle Söyleşiler-3 / Keçav Yay.
5- Köyün Gücü / F. Oğuz Bayır  

SERCAN ÜNSAL

Yazarın Son Yazıları

Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026