Bugün Murathan Mungan’ın doğum günü. 21 Nisan 2026’da 71 yaşını doldurmuş oluyor. Onu tanıdığımda henüz yirmili yaşlarındaydı. İkimiz de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’ndeki öğrenciliğimizi noktalamıştık. Ben doktora çalışmamı tamamlamıştım. Murathan önce lisans, sonra yüksek lisans diploması almıştı. Yüksek lisans tezinde aynı konuyu “radyo oyunu”, “senaryo” ve “uzun öykü” olarak işlemişti. (Böylece farklı türlere özgü kuramsal altyapıya da egemen olmuştu). İlk sahne oyunu “Mahmud ile Yezida”, İş Bankası’nın açtığı Oyun Yazma Yarışması’nda ikinci olmuş, 1980’de yayımlanmıştı. Murathan kırsal bir ritüelden yola çıkarak yazdığı bu oyunundan sonra, 1980’lerde gündeme gelecek olan Mezopotamya Üçlemesi’nin sancılarını çekmekteydi.
Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg olarak görev yapıyordu. Oğuz Atay’ın tek tiyatro yapıtı “Oyunlarla Yaşayanlar”ın 1979-80 dönemindeki dünya prömiyerinin ardından düzenlenen açık oturumu yönetmişti. Tartışmayı başlatmak adına yaptığı özenli Oğuz Atay çalışmasını sunmuş, henüz yayımlanmamış oyun metnini okumuş biri olarak olumlu düşüncesini oyun broşüründe yer alan yazısında dile getirmişti.
Coşkulu ama titiz -kılı kırk yarar- bir yazma uğraşı içindeydi. En çok da şiir yazıyordu. Zaman içinde yazma uğraşı çeşitlenecekti. Şiirlere öyküler, senaryolar, romanlar, denemeler, yeni oyunlar, dahası şarkı sözleri de eklenecekti. Kimi çalışmaları ise yarım bırakılacak, sonunda yırtılıp atılacaktı. Gün yüzüne çıkardığı ürünler bugün 200’e yaklaşmış olmalı.
OYUNLARA SİNEMA DİLİYLE YAKLAŞMAK
Sahnelenen ilk oyunu “Bir Garip Orhan Veli”ydi. Bir sinema senaryosu gibi biçimlendirilmiş bu tek kişilik sahne olayı, 30’u aşkın yıl boyunca Müşfik Kenter’le yaşadı ve aklımıza, yüreğimize işledi. Mungan’ın daha sonraki oyunlarında da sinema senaryosunu çağrıştıran teknikler yer alacaktı. Murathan Mungan, Güneydoğu Anadolu ritüellerinden ve ‘taziye’ geleneğinden getirdiği biçimsel denemelerle oluşturduğu “Mahmud ile Yezida” ve “Taziye” (1982, Dost Kitabevi Yay.) oyunlarından sonra “Geyikler Lanetler”i (1992, Metis Yay.) yazdı. Yazar, böylece oluşan Mezopotamya Üçlemesi ile Ortadoğu coğrafyasında yaşayan insanların gelenekle iç içe geçmiş yaşantılarını değerlendirirken oyunlara biçimsel açıdan destansı bir estetik, içerik açısından da trajik bir derinlik katmaktadır. Hepsi de özenli yapımlar isteyen, sahneye sığdırılması zor yapıtlardır.
Mungan’ın başka türdeki düzyazı çalışmalarını değerlendirirken Ortadoğu/ Doğu kültüründe yeşermiş mitologyanın ürettiği masalsı yaşantıların yanına Mezopotamya Üçlemesi’ni de yerleştirebilirsiniz. Yazarın çağdaş yaşantılara odaklandığı, kadın ve erkek duyarlıklarına ulaşma çabasını yansıtan öykü, senaryo ve roman çalışmaları ise 2013’te (Metis Yay.) yayımlanan “Mutfak” başlıklı oyunla koşutluk gösterir. Sahne açıklamalarıyla “senaryo” duygusu veren, İstanbul’daki -restorana dönüştürülmüş- bir evin “mutfak” ortamında geçen oyundaki kadınların öyküleriyle 1960’lar sonrası Türkiye’sinin toplumsal-politik-ekonomik ortamına bir bakış atılmaktadır. Mungan’ın kadın oyunculara armağan ettiği bir oyundur “Mutfak”.
DÜNYANIN GİZİNİ ÇÖZME YOLUNDA
Mungan’ın “Şairin Romanı” kitabında dünya haritasını dövme yaptırmış bir adamdan söz edilir. Dünyanın gizini bedeninde barındırdığı izlenimi yaratan bu dövmeli adam figürü, belki de yapıta, Mungan’ın “yazı” yoluyla arayışını somutlaştıran bir metafor olarak kodlanmıştır. Çünkü biliyoruz ki yazar, dünyanın gizini mitologyanın geniş zamanında ve belirsiz uzamında çözme çabasını, somut çağdaş ortamlarda geçen yapıtlarında da sürdürmektedir.
Murathan Mungan, 2007’de gündeme gelen (Metis Yay.) “Kâğıt-Taş-Kumaş” başlıklı yapıtıyla oyun yazarlığının “performans metni” ile bütünleştiğini gösteren, görsel-işitsel bir söylem (hem de görsel-işitsel bir “şölen”) sunuyor. Bu yapıt tiyatro sanatının “iki kalas bir heves” anlayışından kalma biçim ve biçemlerin yalınlığı ile mekanik/elektronik/ dijital teknolojiler doğrultusunda gelişmiş yeni görsel-işitsel buluşların çarpıcılığını buluşturuyor. Mungan bu şaşırtıcı anlatım dokusu içinde, kâğıt, taş, kumaş algısı üstünden bütün dünyayı kavramaktadır.
Murathan Mungan benzeri ve “tekrar”ı olmayan bir yazı ustasıdır. Ulaştığı başarıyı yarım yüzyılı geçen bir sürede ortaya koyduğu ağır emekle hak etmiştir. Yeni yaşı kutlu olsun!