Başkanlık rejimi: RTEHDP ittifakı olabilir mi?

11 Ocak 2016 Pazartesi

Meclis’te bir anayasa komisyonu kurulması sürecine girildi. Oradan ne çıkar sorusundan çok, bu komisyon ne kadar süre çalışır sorusu önemli.
AKP’liler 6 ay kadar bir süreyi dillendirdi. Hımmm, demek ki Meclis yaz tatiline girmeden, temmuz ayına kadar komisyon süreci tüketilecek. Yoksa, açıldıktan hemen sonra devam... Komisyondan tabii ki uzlaşmazlık çıkma olasılığı çok çok yüksek.
Bu durumda RTE, önemli ölçüde hazır olduğunu varsaydığım başkanlık rejimini Meclis’e indirir. Bunun tartışması ekim ayından sonra birkaç ayı alabilir. Epey kavga gürültülü, gece uzatmalı bir Meclis olacağı kesin. AKP kış aylarında milleti anayasa referandumuna götürmeyi planlıyor.
Meclis’te başkanlık rejimini referanduma götürecek sayıyı (330) yakalayabilirler mi, esas bilinmez budur. Ve iktidar tamamen bunun üzerine siyasi oyun alanını kurdu.

HDP-AKP ittifakı olur mu?
İktidar için ilk aşama, 330 oyu bularak, referanduma gitmektir. RTE kendine güveniyor. Ayrıca Meclis’teki komisyon çalışmalarına paralel, Saray’ında kurduğu propaganda mekanizmasını da tam sürdürerek, başkanlık rejimini halka kabul ettirmenin zeminini yaratmaya soyundu.
RTE, halka ne düşünüyor ölçümleri yapacak, buna uygun politik ve halkla ilişkiler kampanyaları gündeme sokacak. Mesela geçen hafta yaşadığımız “başkanlık rejimine destek yüzde 55’e yükseldi” gibi palavra anketleri dahil.
Peki, Meclis’e gelecek başkanlık rejimli anayasa taslağına HDP destek verir mi? Verir. Her zaman ve her an verir.
Ama hangi şartla: Ver özerkliği, federatif yapıyı, al başkanlığı; ikili için “kazankazan” ve Türkiye açısından da “kaybet-kaybet” formülü ile. Bu AKP (RTE)-HDPKandil- İmralı arasındaki eski göz ağrısı veya ilan edilmemiş anlaşmadır. Kürtler için tek meseledir özerklik vb. 2013 Şubatı’nda açıklanan İmralı Tutanakları’nı okuduktan sonra, “anlaşma” daha da kesinleşmişti.
Türkiye’nin gerçekten demokratikleşmesi sorunu, Kürtlerin partilerini ve mücadelelerini ilgilendirmiyor. Onlar için demokratikleşme, Kürtlerin yapısal ve yasal özgürlüklerine kavuşması demek. 4-5 yıldır bu görüşümü çürüten bir olay olmadı.
HDP liderleri başladı: İlke olarak başkanlığa karşı değiliz. Gelin görüşelim! HDP’lilerin bu çırpınışlarına RTE tamam, gelin anlaşalım der mi? Temel soru budur.

RTE, HDP’ye hayır der
Yanıtım hayırdır. Ortadaki oyun planı buna evet demiyor. RTE’nin bu süreçte ve dönemde HDP/PKK ile bir “anayasal ortaklık” temelinde anlaşmaya yanaşmayacağı görülüyor.(*)
RTE’nin oyun planı, HDP’yi (ve MHP’yi) baraj altına itmek üzerine kurulu.
PKK’yi “kurtarılmış bölgelerden” sürüp atma savaşı, ve üstüne üstlük, HDP yöneticilerinin dokunulmazlıklarını kaldırarak yargılama girişimi de bu planın parçaları. RTE bir “yan etki” olarak bir kazanç daha sağlamayı umuyor bundan: MHP’li seçmeni partisine çekmek. MHP’li seçmenin önemli bir kesimi için PKK/HDP en önemli mesele ise, bir kısmı daha RTE’ye kayabilir.
Bu yürürlükteki senaryoya göre anayasa için 330’u bulamazsa (ki bu desteği sadece MHP’liler verebilir), tez elden, en kısa zamanda üçüncü seçim gündemdedir. En kısa zaman, kıştır. İlkbahara doğru ancak yasal nedenlerden dolayı sarkabilir.

Neden HDP desteğini istemez?
RTE neden HDP’nin anayasa ortaklığını istemez? Evet, HDP destek verirse, anayasa planını referanduma götürürler ama...
...bu kez başka bir yan etki devreye girer: AKP’den de büyük bir seçmen kitlesi kopar ve MHP’ye kayar. Referandum’da hayır çıkma olasılığı büyük ölçüde artar.
Tabii, federatif yapı-özerk bölge falan, ülkenin bölünmesi olarak algılanacağı için, AKP’li seçmen bile hayır der...
Zaten önemli bir kitlesi hayır diyor...
(*) Aralarında böyle resmi bir anlaşma olmadan HDP’nin Meclis’te anayasaya desteği olursa, arka planda bir “gizli anlaşma” devreye girmiş demektir. Ama böyle bir şey olmaz.