Doktora tezlerinde hırsızlık, bilimsel düzeyimizin ölçütü
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Doktora tezlerinde hırsızlık, bilimsel düzeyimizin ölçütü

05.07.2016 04:21
Güncellenme:
Takip Et:

Bilim hem bizi hem insanlığı kurtarabilir.. Ama hırsızlıkta önde gidiyoruz...
Bilimsel düzeyimiz ne durumda? Bu konuda iç içe yaşayan iki dünyamız var. Biri, uluslararası göstergelere göre gerçekten başarılı araştırmalar yapan ciddi bilim dünyamız. Herkese Bilim Teknoloji haftalık dergisinin son sayısında bilim insanlarımızın başarımları üzerine bir araştırma yayımlandı.
Bir bilimsel başarım değerlendirmesi ölçütü olan h-faktörüne göre, h-20 ve h-40 başarısına ulaşan bilim insanlarımızın sayısı giderek artıyor. Dergide h faktörü nedir anlatılıyor ve 438 bilimcimizin isimlerine ve başarılı çalışmalarına yer veriliyor.

Başarılı 438 bilimci
Şu kadarını belirteyim, Aziz Sancar’ın h-faktörü 101. Çok üstün bir başarı. Arkasından yine yurtdışında araştırmalarını sürdüren 3-5 bilim insanımız Sancar’ı izliyor. Prof. Mehmet Doğan’ın yazısına göre, başarılı bilimci sayılmanın bir eşik değeri olan h-20 eşiğini aşan 438 bilimcimiz var. Yine h-40 sayısına ulaşan bilim insanı ise çok başarılı sayılıyor. Sayıları 96.
Başarılı bilimci” nitelemesini salt bu faktöre göre değerlendirmek tabii ki yanlış olur. Ama burada kıstasımız bu.
Türkiye’nin yıldan yıla, bilim dergilerindeki makale, bilimsel not, eleştiri vb. gibi yayınları artıyor. 2014’te bu tür yayın sayısı 37 bin 478 iken, 2015’te 38 bin 758’e ulaşmış.
Şüphesiz araştırmaların niteliği gibi ciddi bir sorunumuz var.

Müthiş bilimsel hırsızlıklar
Ama bundan daha ciddi bir sorun ise, özellikle akademi dünyasına yeni adım atanlar arasında, yaptıkları lisans üstü ve doktora tezlerindeki büyük özgünlük eksikliği ve buna paralel büyük bilimsel hırsızlık yüksekliği.
Kemal Göktaş’ın Cumhuriyet’te yayımlanan haberi, dehşet verici bir durumu fotoğraflıyordu. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma ve Uyguluma Merkezi (BEPAM), “Akademik yazı kalitesi”ni araştırma kapsamında yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıklıyor (Dr. Ziya Toprak) ve “2007- 2016 yılları arasında yazılmış 470’i yüksek lisans ve 130’u doktora tezi olmak üzere 600 tez”den (477 kamu, 123 vakıf üni.) üçte biri (yüzde 34) çalıntılarla dolu çıkmış.. Yani 207 tezde yüksek bilimsel hırsızlık saptanmış.
Devlet üniversitelerinde yüksek çalıntılı tez sayısı 150 iken (yüzde 31), vakıf okullarında bu sayı 57 (yüzde 46) olarak bulunmuş! Tabii yüksek lisans tezleri de bundan geri kalmıyor.
Bilimsel çalışmaların “orijinal”liğini de sorgulayan araştırmaya göre, tezlerde benzerlik oranı Türkiye’de yüzde 28.5 gibi çok yüksek çıkmış. Dünya ortalaması yüzde 15..

Şimdi bir sonuç çıkaralım
Bilimde başarı özlüyoruz. Sancar’ı göğsümüze bastık. Yeni Sancar’ların yollarını gözlüyoruz. Ama bilime adım atan genç akademisyenlerimizin yüksek lisans ve doktora tezlerinde, müthiş bir özgünlük eksikliği olduğu gibi, bilimsel intihal oranı da çok yüksek.
Bu sadece bu gençlerin suçu mu? Şüphesiz ki büyük ölçüde onlar okkanın altında, ama tez hocaları ve üniversitelerin tez yönetim sistemleri? Vakıf üniversitelerinde çalıntı tezlerin yüksekliği neden? Devlet üniversiteleri neden işleri daha sıkı tutmuyor? Hocaların tez yönetimlerinde neden bu kadar büyük kaçak ve açık var?

Çalıntıya hoşgörü yüksekliği
Bunun bir yanıtı, şüphesiz bilimsel hırsızlığın ülkemizde yeterince cezalandırılmaması, üniversiteler dahil YÖK sisteminin de epey vurdumduymaz halleri, bilimsel hırsızlıkta cezalandırma sisteminin, evrensel ölçülere göre çok geride kalması.
Önümde Prof. Kayhan Kantarlı’nın HBT’de yayımlanacak makalesi var. Meclis’teki yeni tasarı, bilimsel hırsızlıkları cezalandırmada yeni ve büyük açık kapılar bırakıyor. Hırsızlıkları affetmek için türlü çeşitli bahaneler ileri sürülecek bir metin taslağı..
Bilim hırsızlıkla değil, özgünlükle gelişir ilerler. Eğer özgün araştırmalar üretemezseniz, hırsızlık yapar ve düzinelerce benzer konularda sözde tezler yazar ve akademik unvanlar alırsınız.
Bunun sonucu: Bilimde yerinde saymaktır. Bakmayın siz “yayın sayımızın artmış” olmasına!
Okurlarıma iyi bayramlar diliyorum.  

Yazarın Son Yazıları

Netanyahu Trump’ı batırıyor... Orban’ın çöküşü

İran savaşından hemen önce Netanyahu Beyaz Saray’a gitti, özel bir toplantı salonunda Beyaz Saray’da az sayıda yöneticinin katılımıyla (Trump ve adamları tabii ki) özel bir toplantı yapıldı.

Devamını Oku
14.04.2026
Savaşa dönüş kolay olmayacak, yalnızlık çukurunda bir Trump

Vance’in “İran, Amerikan şartlarını kabul etmedi, görüşmeler bitti” sözleri bir emperyalistin burnu büyüklüğünün dile gelmesi olarak tarihe geçti.

Devamını Oku
13.04.2026
Barış masası Trump için kurtuluştur, yıkılmakta olan imparatorluk

Her şey ABD’nin İran’a saldırısından sonra dünya hegemonyasından aşağı doğru hızlı bir inişe geçtiğine işaret ediyor.

Devamını Oku
12.04.2026
Yenilikçilik-bilim ve CHP: Yalçın Karatepe’den yanıt var!

Üç yazı boyunca CHP’ye Ekonomide Yenilikçilik ve Bilim konusunda yöneltilen eleştiri ve düşüncelere, CHP Sanayi ve Teknoloji Politikaları Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe politikalarını açıklayan uzun ama doyurucu ve bir yanıt gönderdi.

Devamını Oku
09.04.2026
Arçelik devlet-özel sektör ortaklığı ile kuruldu (CHP ve Yenilikçilik)

Bugünkü Türkiye ve dünyadaki gerilimli siyasi ortamda bu yazılar dam üstünde saksağan gibi duruyor olabilir ama ülkemizin temel sorunlarını bilen insanlar arasında ilgi yoğun.

Devamını Oku
07.04.2026
‘CHP’de bilim ve yenilik’ yazısına ciddi bir yanıt

Bu kez okurun dikkatine, ülkemiz için hayati önemdeki, Bilim ve Yenilik yazıma bir okurdan gelen ilginç yanıtı getireceğim.

Devamını Oku
06.04.2026