Selçuk Erez

Kim ördü bu duvarları?

08 Eylül 2016 Perşembe

Kim ördü bu duvarları? Görüşemeyelim, konuşamayalım, yan yana, omuz omuza, el ele yaşayamayalım, çocuklarımız birbirlerini hiç bilmesin, tanımasın diye bakın yeniden ne duvarlar, ne “diware şerm” örülüyor...
Sonra da bize göremediğimiz, görüşemediğimiz insanların insan değil canavar olduklarını söylüyorlar.
Duvarın ardında kalan yurttaşlarımızı da bizim canavardan beter olduğumuza inandırmaya çalışanlar az değil. Her iki tarafta nefret körükleniyor.
Oturup seyir mi edeceğiz bu kepazeliği? Birbirimize, “Bak ne görkemli duvarlar yaptırıyorlar... Eskiler bu kadarını yapamazlardı(!)” mı diyeceğiz? “Yandaş müteahhide yaptırıldı, ilk depremde kendiliğinden yıkılır” deyip çıkmaz ayın son çarşambasını mı bekleyeceğiz?
O duvarların, sadece saf seyircilerin değil inşaatında boğaz tokluğuna çalışan, gün aşırı ölen işçilerin de gerçekleri görmemesi için dikildiğini bilmeyecek miyiz?
Hayır!
Japonya kökenli Kanadalı şair Joy Kogasava’nın dediği gibi “Bir yerde bir duvar varsa / Bir kapı da vardır ya da bir geçit / Bir merdiven, bazen de uyuyakalmış bir nöbetçi de bulunabilir. Belki gizli bir parola çalınıverebilir kulağınıza ...
Zeplinler, helikopterler, roketler, bombalar, koçbaşları ve trompet çalarak gelen ordular da vardır...”
Ekleyelim: Truva’nın bile duvarlarını aşabilecek tahtadan atlar vardır.
Bir yerde duvar varsa gevşemiş tuğlaların aralıklarından fısıldanabilecek kelimeler, yaşlı gözle okunacak dualar, ayaklarına tutturulmuş mesajları taşıyan güvercinler, mektuplar, hatta şiirler de vardır...
Anımsayın:
Barbarlar gelmesin diye dikilmiş Bizans surları.Ne oldu? Üzerlerinden tonlarca kızgın zeytinyağı döküldüğü, yüz binlerce ok savrulduğu halde aşılmadı mı?
Bu gün ayrıkotlarının, dikenlerin kapladığı kovukları hasta atların gizlice kesildiği mezbahalar, uyuşturucu satıcılarının ve tüketicilerinin mesken tuttukları yerler değil midir?
Anımsayın:
İnsanları, kardeşleri, can yoldaşları, akrabaları, sevenleri birbirinden ayıran Berlin duvarı günün birinde nasıl yerle bir edildi?
Öyleyse biz, Kürt’le Türk’ün, Aleviyle Sünninin arasında yani bu ülkede yaşayan güzel insanların aralarında bu duvarların dikilmesini görmezlikten mi geleceğiz?
Hayır!
Bu duvarları önce, Gezi’de başgösteren o barışçı, savaştan nefret eden gençlerin dehşetli zekâlarını yansıtan eşitlik, demokrasi isteyen dizeleriyle donatacağız.
Onlar bunları sildikçe sprey boyalarımızı alıp gelecek eskisinden daha ahenkli ve cinlik dolu cümleler yazacağız.
Sonra “bölünmez bütünlüğümüzü” aslında bu duvarların yok ettiğini anlayacak ve siz doğudan biz de batıdan vurup vurup vurup yerle bir edeceğiz bu utanç duvarlarını ve bu ülkenin tüm meydanlarında halay çekerek kutlayacağız bunu.