Trump görüşmesi öncesinde
Aslı Aydıntaşbaş
Son Köşe Yazıları

Trump görüşmesi öncesinde

27.04.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin referandumdan hemen sonra Irak ve Suriye’deki Kürt hedeflerine yönelik hava harekâtı, bölgeyi takip edenler için büyük sürpriz olmadı.
Ankara zaten uzunca bir süredir Irak sınırları içindeki Sincar bölgesinin Kandil’den sonra ikinci bir PKK üssü haline geldiğini, buraya bir harekât düzenleyeceğini söylüyordu.
Asıl sürpriz, Sincar’a yönelik hava saldırısına eşzamanlı olarak Suriye’deki YPG hedeflerine yönelik bir hava harekâtı ve bunun zamanlaması. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, mayıs ayında Donald Trump’la görüşecek. Neden şimdi? O randevu öncesinde Türkiye’nin, Washington açısından IŞİD’le mücadelede bir numaralı “müttefik” sayılan YPG hedeflerine yönelik bir taarruzda bulunması, Amerikalıları pek mutlu etmiş olamaz. Zira ABD, Suriyeli Kürtleri IŞİD’le mücadele “sahadaki en etkin müttefik” olarak tanımlıyor. 500’ün üzerinde Amerikan özel kuvvet görevlisi, YPG/SDG bölgesinde görev yapıyor ve ABD’nin Kürt bölgesinde 4 yeni üs kurma girişimi var. Ankara, Trump görüşmesi öncesinde ABD’yle bir gerilimi göze mi aldı?
Bu soruya Washington’ın yekvücut bir yapı olmadığını hatırlatarak başlamam gerekir. Tek bir Amerika yok. Washington, her dönemde olduğu gibi, Trump döneminde de farklı ses ve çıkar gruplarının bir araya geldiği bir yer.
Amerikalıların Türk-Kürt geriliminin Suriye’ye yayılmasından hoşnut olmadıkları kesin. Ama yüksek sesli bir karşı çıkış da yok. ABD Dışişleri Bakanlığı, yarım ağızlı bir “hoş değil” mesajı yayımladı. Olaya asıl tepki, Washington’daki askeri kanattan. Pentagon ve IŞİD’le mücadeleyi üstlenen CENTCOM’un, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin taarruzundan hoşnut olmadığını biliyoruz. Suriye’de görev yapan Amerikan özel kuvvet birliğinden bazı komutanlar, anında TSK’nin hedefi olan Karakoç bölgesinde inceleme yapmaya gitti, YPG ile birlikte resim verdi. Onların mesajı net.
Ancak Beyaz Saray’dan ses yok.
Sadede geleyim. Trump yönetiminde tek bir görüş hâkim değil ve Ankara muhtemelen bu taarruzu planlarken bunu hesap etti. Amerikan kamuoyu ve Washington’daki askeri kanat, Türkiye’ye olan sempatisini yitirmiş olsa da, Beyaz Saray’da ve Trump’ın etrafında Tayyip Erdoğan’la arayı iyi tutmaya çalışan bir grup da var. Bu kesim, özelikle İran’a karşı Türkiye’yi ‘denge unsuru’ olarak görüyor. Bu bağlamda da Ankara’nın özellikle Sincar’daki PKK hedeflerine yönelik taarruzunu, görüştüğüm bir Batılı kaynağın ifadesiyle, “yönetilebilir” buluyor.
Suriye’deki YPG hedeflerine yönelik hava harekâtı ise daha karmaşık. Amerika açısından istenmeyen bir durum olduğu ortada. Ancak bu seviyede kaldığı sürece, yani Türkiye sınır bölgesinde kısıtlı hava harekâtı olarak kaldığı sürece, Washington çok ses çıkarmayabilir. En azından Washington’ın cılız tepkisi, ilk aşamada bu izlenimi doğuruyor. Ancak iş daha ciddi bir Türk-Kürt savaşına dönüşürse, hem Ankara hem Washington hem de Moskova’yla ilişkisinde gerilimler yaşayabilir.
Bu da bizi, içinde olduğumuz durumun ne kadar trajik olduğu gerçeğiyle yüzleşmeye sürüklüyor. Yıllar yılı Kürt meselesini sadece bir “ulusal güvenlik sorunu” olarak tanımlayıp 90’lı yıllarda sadece güvenlikçi politikalar izleyen Ankara, sonunda bu işin bu yaklaşımla çözülemeyeceğini görüp ‘çözüm süreci’ denilen inisiyatifi başlatmıştı. Şimdi nasılsa, başa dönüldü, yine “güvenlikçi” politikalar hâkim. Ancak bu sefer aynı hatalar sınır ötesi” bir boyutta tekrarlanıyor. Türkiye YPG ve PYD’yle meselesini (ki bazı noktalarda Ankara’nın haklı itirazları olduğunu teslim ediyorum), doğrudan konuşarak çözmek yerine, F-16’larla çözmeyi daha mantıklı buluyor. Bu uğurda uluslararası ittifaklarını bile zora sokuyor.
Korkarım Türkler ve Kürtler, aralarındaki meseleyi karşılıklı konuşarak ve rasyonel parametrelerle çözmek yerine karşılıklı şiddet yolunu benimsedikleri sürece, bölgedeki diğer güçlere gün doğacak. İki taraf için de söylüyorum. Bizleri birbirimize karşı kullanıp kendi nüfuz alanlarını her geçen gün genişleyecekler.
Ve bunun kılıfı da, milliyetçilik olacak...  

Yazarın Son Yazıları

Yaklaşan facia

Yaklaşan facia

Devamını Oku
06.09.2018
Yalancı bahar mı ikinci bahar mı?

Yalancı bahar mı ikinci bahar mı?

Devamını Oku
30.08.2018
Bu mu devlet aklı?

Bu mu devlet aklı?

Devamını Oku
26.08.2018
Lale Devri bitti!

Lale Devri bitti!

Devamını Oku
23.08.2018
Mutsuzluk beter umutsuzluk daha beter

Mutsuzluk beter umutsuzluk daha beter

Devamını Oku
19.08.2018
Avrupa ile yakınlaşmak için

Avrupa ile yakınlaşmak için

Devamını Oku
17.08.2018
Trump, Brunson’la ilgili ne demiş?

Trump, Brunson’la ilgili ne demiş?

Devamını Oku
12.08.2018
Alis harikalar diyarında

Alis harikalar diyarında

Devamını Oku
09.08.2018
Takas formülü: Önce Rahip Brunson sonra Hakan Atilla

Türkiye ile ABD arasında tarihin en büyük krizinde gerilim düşüyor. Henüz bir “el sıkışma” olmasa da, Brunson krizinin nasıl aşılacağı konusunda bir formül yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Formül, iki ülkenin de aylardır konuştuğu “Andrew Brunson-Hakan Atilla” takası. Brunson’ın ABD’ye gönderilmesi karşılığında Atilla bir süre sonra Türkiye’ye gelecek.

Devamını Oku
05.08.2018
Brunson yaptırımları ve devam eden pazarlıklar

Brunson yaptırımları ve devam eden pazarlıklar

Devamını Oku
02.08.2018
Brunson’la takas fikri kimden çıktı

Brunson’la takas fikri kimden çıktı

Devamını Oku
29.07.2018
Al Papaz’ı ver Halkbank’ı

Al Papaz’ı ver Halkbank’ı

Devamını Oku
26.07.2018
Sessizlik

Sessizlik

Devamını Oku
22.07.2018
Bir demokrasi kendini nasıl savunur?

Bir demokrasi kendini nasıl savunur?

Devamını Oku
19.07.2018
Batı’yla pazarlık

Batı’yla pazarlık

Devamını Oku
15.07.2018
Osmanlı bu değildi

Osmanlı bu değildi

Devamını Oku
12.07.2018
Yeni dönem ne olur?

Yeni dönem ne olur?

Devamını Oku
08.07.2018
Dünya karıştıkça biz geriliyoruz

Dünya karıştıkça biz geriliyoruz

Devamını Oku
05.07.2018
Hüzün

Hüzün

Devamını Oku
01.07.2018
Sonuçlara bir de böyle bakın

Sonuçlara bir de böyle bakın

Devamını Oku
28.06.2018
Kazanacağız

Kazanacağız

Devamını Oku
24.06.2018
25 Haziran Türkiye’si

25 Haziran Türkiye’si

Devamını Oku
21.06.2018
Emanetim sende saklı

Emanetim sende saklı

Devamını Oku
17.06.2018
İki seçim arası

İki seçim arası

Devamını Oku
14.06.2018
MERKEL: Kendine gel! TRUMP: Dükkân benim

MERKEL: Kendine gel! TRUMP: Dükkân benim

Devamını Oku
11.06.2018
"Akşener'in İnce'yi desteklemesinin önünü kesmeye çalışacaklar"

Oyun büyük

Devamını Oku
10.06.2018
Ver Papaz’ı, Al Münbiç’i

Ver Papaz’ı, Al Münbiç’i

Devamını Oku
07.06.2018
Ben sana iktidar olamazsın demedim...

Ben sana iktidar olamazsın demedim...

Devamını Oku
03.06.2018
Sessiz çoğunluk

Sessiz çoğunluk

Devamını Oku
31.05.2018
Burası Rusya değil kardeşim

Burası Rusya değil kardeşim

Devamını Oku
27.05.2018
Ne yapmalı? (24.05.2018)

Ne yapmalı?

Devamını Oku
24.05.2018
Dip dalga ne gösteriyor?

Dip dalga ne gösteriyor?

Devamını Oku
20.05.2018
Baskıda kaosa geçiş süreci

Baskıda kaosa geçiş süreci

Devamını Oku
17.05.2018
Dışarıda olan seçimi nasıl etkiler?

Dışarıda olan seçimi nasıl etkiler?

Devamını Oku
13.05.2018
Attım bunu cebe

Attım bunu cebe

Devamını Oku
11.05.2018
Bilinenler, bilinmeyenler

Bilinenler, bilinmeyenler

Devamını Oku
06.05.2018
Piyesin son sahnesi

Piyesin son sahnesi

Devamını Oku
03.05.2018
Diktatörlüğün sıradanlaşması

Diktatörlüğün sıradanlaşması

Devamını Oku
29.04.2018
CHP’nin zor kararı

CHP’nin zor kararı

Devamını Oku
26.04.2018
İki çift lafım var...

İki çift lafım var...

Devamını Oku
22.04.2018