Türkiye ve yeni dünya
Ahmet Süha Umar
Son Köşe Yazıları

Türkiye ve yeni dünya

15.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünya yeni bir düzene doğru yol alıyor. ABD ve Avrupa’nın stratejik yanlışları, eski düzeni yıkıyor.

AMERİKAN RÜYASI 

Varşova Paktı ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, ekonomisi çökme noktasına gelmiş Rusya’nın düzenle bütünleştirilmesi fırsatı, ABD’nin “dünya hâkimiyeti” rüyasıyla kaçırıldı. Petrol fiyatlarındaki artış, Putin yönetimindeki Rusya’nın toparlanmasını sağladı. ABDAB’nin, kendilerinin yol açtığı bu duruma karşı NATO’yu, Rusya’yı çevreleyecek biçimde genişletmesi ikinci büyük yanlış oldu. Rusya’nın Kırım’ı işgalini sineye çekmesi ise NATO’yu tartışmalı hale getirdi.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP) 

Irak işgali, Ortadoğu’daki duyarlı dengeyi bozdu. Bölgeyi, ABD ve İsrail’e ek olarak Rusya ve Çin’in de hareket alanı haline getirdi. BOP’un Libya ve Suriye ayakları, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’yu terk etmiş olan Rusya’nın geri dönmesini sağladı. ABD’nin, düşmanlaştırarak Batı’dan uzaklaştırıp Rusya-Çin hatta Kuzey Kore’nin kucağına ittiği İran, Suriye ve Lübnan’da Hizbullah; Yemen’de Husiler üzerinden (Direniş Ekseni) bölgede etkisini artırdı. ABDİsrail’in, son saldırıda İran’ın direnci ve iyi düşünülmüş stratejisi karşısındaki başarısızlığı, Mısır’la başlayan, Libya, Irak ve Suriye ile devam eden; Ortadoğu’da yaratılmak istenen Büyük Kürdistan nedeniyle Türkiye’yi yakından ilgilendiren BOP’a büyük bir darbe vurdu.

ZELENSKİ’YE DİKKAT! 

ABD ve Avrupa, Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kışkırtarak başlattıkları savaşı bahane ederek İsveç ile Finlandiya’yı NATO’ya aldı. Rus tehdidi büyüdü. Ukrayna’nın değerli madenlerine el koyup Suriye’ye dönen ABD’nin, İran’da istediği desteği vermeyen Avrupa’yı, NATO’dan çıkıp Rusya ile baş başa bırakmakla tehdit etmesi, Grönland’a göz koyması Avrupa’yı telaşlandırdı.

Avrupa şimdi Rusya’ya karşı durabilmek için gözünü Türk askerine dikmiş görünüyor. Ukrayna’yı ve halkını perişan eden Zelenski, Türkiye’ye, nasıl enerji merkezi olabileceğini, Avrupa’nın Türkiye’ye muhtaç olduğunu (!) anlatma görevini üstlenmiş. AKP iktidarı da buna dünden razı görünüyor. Zelenski Türkiye’yi Rusya’ya karşı kışkırtıyor. “Oyun kurucu devlet!” Türkiye, İstanbul Boğazı önünde Türk tankerini vuran Zelenski’nin ağzının içine bakıyor. Uçak verip yanına Bakan Fidan’ı da katarak terör örgütü elebaşı Şara’ya gönderiyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI

İran’dan dersini alan ABD, kapanmasına yol açtığı Hürmüz Boğazı’nı açmak, boğaz üzerinde yetki sahibi olmak istiyor. Hürmüz Boğazı’nın büyük bölümünün İran’ın karasularından oluştuğunu; karasularının bir devletin ülkesinin parçası olduğunu; karasularında o ülkenin yasalarının geçerli olduğunu, diğer ülkelerin sadece “zararsız geçiş hakkı bulunduğunu”, İran’ın, karasularından kötü niyetle geçmeye kalkan gemilere karşı önlem almaya, geçişi engellemeye hakkı olduğunu unutuyor. Boğazı ablukaya alarak deniz haydutluğuna yelteniyor.

TÜRKİYE’Yİ NE BEKLİYOR?

Dünya yine bir kaynak paylaşımı ve ticaret kavgasına gidiyor. İttifaklar bile önemini ve ağırlığını yitiriyor. ABD’nin güç kaybı Trump’la hızlanıyor. İsrail, ABD’nin son gücünden yararlanarak Ortadoğu’daki hayallerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Avrupa, birlik olmak, kendi güvenliğini sağlamak, savaşları önlemek yeteneğine sahip olmadığını tarih boyunca gösterdiği için şimdi feda edilebilecek ülkeler, devletler arıyor. ABD ve Avrupa, Türkiye’ye bu gözle bakıyor. Türkiye’nin güvenebileceği bir Batı yok.

TÜRKİYE ASLINA DÖNMELİDİR 

Türkiye, gücünü tarihteki deneyiminden ve emperyalizmi yenen, en zayıf olduğu düşünülen bir dönemde kendi ayakları üzerinde durabildiğini, hayatta kalabildiğini, müttefikleri ona karşı tutum aldığında bile, çıkarlarını koruyabildiğini (Kıbrıs Barış Harekâtı), kendisine yapılan açık ve kapalı saldırıları (Ermeni, PKK terörü) durdurabildiğini kanıtlamış güçlü bir ülkedir. Kurduğu ilişkilerle etrafında barış çemberleri (Balkan Paktı, Sadabad Paktı) yaratabilmiş, Montrö Sözleşmesi gibi, eşi görülmemiş bir diplomasi başarısına imza atmış bir devlettir.

Değişen dünyada aynı başarıyı gösterebilmesi, içeride dirlik ve beraberliği sağlayan, laik, demokratik sosyal hukuk devleti ve ülke kaynaklarına sahip çıkan ulusal ekonomi olarak belirlenmiş olan kuruluş ilkelerine dönmesine bağlıdır.

Atatürk’ün, saygı duyulan, dostluğu, müttefikliği aranan, düşmanlığından çekinilen güçlü Türkiye’sinin NATO’dan çıkması, NATO’nun alacağı şekilden endişe duyması veya NATO müttefiklerinin hasmane hareketlerinden çekinmesi için bir neden yoktur. Aksine böyle bir Türkiye, içinde bulunduğu NATO ve benzeri kurumların; dünyada öne çıkmaya başlayan yeni güçlerin (Çin) veya oluşmakta olan başka birlikteliklerin (BRICS vb.) politikalarını da yönlendirecektir.