FETÖ ile mücadele için...

13 Şubat 2020 Perşembe

Bundan beş bin yıl önce Anadolu’da büyük bir imparatorluk kuran Hititlerin iki önemli sorunu olmuş:

Bütünlük ve güvenlik!

Kavimler kapısı, Asya ile Avrupa’nın birleşme noktası Anadolu’nun bu özelliği, üzerinde devlet kuranların karşılaştığı sorunların özünü hiç değiştirmemiş. Bugün de Türkiye’nin yaşadığı sorunların temelinde bu iki konu geliyor.

İpleri zaman zaman el değiştiren terör örgütleri, Türkiye’nin bugününü ve geleceğini tehdit ediyor. Türkiye’nin toplam gücü bu tehlikeleri etkisiz hale getirmeye yeter. Ancak maddi ve manevi zarar hayli büyük.

FETÖ ise sadece terör örgütü olarak değerlendirilemeyecek kadar ciddi bir tehdit. Zira hedef sadece devlet değil, aynı zamana toplum. Devleti ve toplumu ele geçirip başkalaştırmak!

Kimin adına?

FETÖ şu anda neredeyse onun adına!

Bu anlamda FETÖ, memleketindedir!

***

FETÖ’nün tarihsel süreç içinde doğumu, gelişimi, büyümesi, ABD tarafından kullanılmaya başlanması bir süreç...

Türkiye’deki bütün iktidarların FETÖ’ye bakışı ayrı bir süreç...

Özü şu:

1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ardından ABD öncelikle Orta Asya ülkelerinde Sovyet etkisini yıkmak istedi. Bunu yıkarken yerine “Türk Cumhuriyetleri” yapısının yerleşmesini de istemedi. Bunun yerine Amer-İslam diyebileceğimiz Amerika’ya bağlı bir yapı öngördü. FETÖ de buna göre kullanıldı. Orta Asya’dan sonra Afrika’da da aynı siyaset güdüldü.

Bu coğrafyanın ortasındaki Türkiye, çağdaş, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak elbette bırakılamazdı!

FETÖ, AKP’den önceki bütün hükümetler döneminde devlete sızdı, AKP döneminde ise devleti ele geçirme aşamasına geldi.

AKP, mevcut devlet yapısına karşı kendi iktidarımı kuracağım diye, 2012’ye kadar FETÖ’nün devleti ele geçirme hareketine izin verdi. Kendi ifadeleriyle “ne istedilerse verdi”!

2012’den sonra devleti ele geçirme yarışında AKP ile FETÖ arasında kıyasıya çekişme yaşandı. 15 Temmuz 2016 bunun son düğümüydü.

***

FETÖ’nün, içinde terör dahil, her türlü yöntemi barındıran, uluslararası kullanıma açık bir örgüt olduğunun ortaya çıkması, bunun tüm siyasi partilerce böyle kabul edilmesi çok önemlidir.

Mücadelenin başarılı olabilmesi için önce neyle mücadele edildiğinin bilinmesi gerekir.

AKP bugün bu mücadeleyi verirken içine “muhalefetle mücadeleyi” de katıyor.

Mücadele stratejisi olarak da kendi koyduğu miladı ve kendi koyduğu kriterleri geçerli sayıyor. O da şu:

- Suç tarihi 17-25 Aralık 2013 ve sonrasıdır.

- AKP’ye biat edip teslim olanlar her türlü suçtan varestedir!

Gelinen noktada iktidar ve muhalefet okları birbirine çevirip FETÖ’nün siyasi ayağını açıklıyorlar.

Çağrımız şu:

FETÖ ile mücadelede bütün partiler birbirlerine karşı bir adım geri çekilsin!

Gelin, bugünü ve geleceği kaybetmemek adına bir daha FETÖ benzeri yapılanmalar olmaması için mücadele edelim...

Gelin, FETÖ’nün ayaklarından çok ana kaynağına inelim...

Gelin, devlet kurumlarını her türlü paralel yapılanmadan kurtaralım...

Gelin, okları birbirimize değil, cehalete, emperyalizmin uşaklarına, dini türlü kullanıma açık hale getirenlere çevirelim...


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020
Hem ABD hem Rusya! 11 Mart 2020